Eğitim Sen Genel Merkezi Yükseköğretim Bürosu, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyetlerine son verilmesine sert tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, söz konusu kararın yalnızca idari bir işlem olmadığı belirtilerek, yükseköğretimin piyasalaştırılması ve ticarileştirilmesi politikalarının sonucu olduğu vurgulandı.

Eğitim Sen tarafından yapılan açıklamada, üniversitelerin şirket mantığıyla yönetilmesine karşı çıkılarak, “Üniversiteler şirket değildir, eğitim hakkı tasfiye edilemez” denildi. Açıklamada, yükseköğretim alanının uzun süredir sermayenin ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirildiği ve bu politikaların binlerce öğrenciyi ve eğitim emekçisini mağdur ettiği ifade edildi.

Sendika, Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kapatılmasının, “basit bir mali başarısızlık ya da idari tasarruf olarak değerlendirilemeyeceğini” belirtti. Açıklamada, yükseköğretimin kamusal bir hak olmaktan çıkarılarak piyasanın koşullarına terk edildiği savunuldu.

“20 Binden Fazla Öğrencinin Eğitim Hakkı Risk Altında”

Eğitim Sen, alınan karar nedeniyle 20 binden fazla öğrencinin eğitim hakkının belirsizlik içine sürüklendiğini, binlerce akademik ve idari personelin ise iş güvencesini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıldığını ifade etti.

Açıklamada öğrencilerin diplomalarının geleceği konusunda kaygı yaşadığı belirtilirken, eğitim ve bilim emekçilerinin de işsiz kalma korkusuyla baş başa bırakıldığı vurgulandı. Üniversiteleri “şirket”, öğrencileri “müşteri”, akademisyenleri ise “ucuz ve güvencesiz iş gücü” olarak gören anlayışın yükseköğretimdeki krizin temel nedeni olduğu kaydedildi.

“Üniversiteler Kamusal Kurumlardır”

Sendika açıklamasında, üniversitelerin sermaye gruplarının yatırım alanı olmadığına dikkat çekilerek, üniversitelerin toplumun ortak geleceğini, bilimsel gelişimini ve aydınlanmasını inşa eden kamusal kurumlar olduğu ifade edildi.

Engellenen Mezuniyetin 50. Yılında Düziçi’nde Hüzünlü Buluşma: “Yarım Kalan Bir Kuşağın Hikâyesi”
Engellenen Mezuniyetin 50. Yılında Düziçi’nde Hüzünlü Buluşma: “Yarım Kalan Bir Kuşağın Hikâyesi”
İçeriği Görüntüle

Bir kararnameyle eğitim ve bilim emekçilerinin iş güvencesinin ortadan kaldırılmasının kabul edilemez olduğu belirtilen açıklamada, öğrencilerin borç yükü ve gelecek kaygısı üzerinden baskı altına alındığı savunuldu.

“Karar Hukukun Temel İlkelerine Aykırı”

Eğitim Sen, kanunla kurulan bir üniversitenin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kapatılmasının Anayasa’ya ve hukukun temel ilkelerine aykırı olduğunu belirtti. Açıklamada, bu durumun Türkiye’de yükseköğretimin içinde bulunduğu tabloyu ortaya koyduğu ifade edildi.

Kararın, akademiyi bütünüyle rant politikalarına ve merkezi siyasi iradeye bağımlı hale getirme girişiminin bir parçası olduğu savunulan açıklamada, yaşanan sürecin gençliği geleceksizlik, diplomalı işsizlik ve güvencesiz çalışma koşullarına ittiği kaydedildi.

“Sorumlu Siyasi İktidar ve YÖK’tür”

Açıklamada, yükseköğretim alanında yaşanan krizin sorumlusu olarak siyasi iktidar ile Yükseköğretim Kurulu gösterildi. Öğrencilerin ve üniversite çalışanlarının yaşadığı hak kayıplarının derhal güvence altına alınması gerektiği belirtilirken, eğitim süreçlerinin kesintisiz sürdürülmesi çağrısı yapıldı.

Eğitim Sen, hiçbir eğitim ve bilim emekçisinin işsizliğe, güvencesiz çalışmaya ve sendikasızlaştırmaya mahkûm edilmemesi gerektiğini vurguladı.

“Sessiz Kalmayacağız”

Açıklamanın sonunda Eğitim Sen, yükseköğretimin piyasacı politikalarla yönetilmesine karşı mücadele etmeyi sürdüreceğini belirterek, öğrencilerin geleceğinin karartılmasına ve eğitim emekçilerinin güvencesizliğe itilmesine sessiz kalmayacaklarını ifade etti.

Muhabir: Güven BOĞA