Emek

Eğitimde Görünmeyen Emek: Ücretli Öğretmenler ve Usta Öğreticiler Sosyal Medyada Ses Yükseltecek

Eğitim emekçileri, ücretli öğretmenlik ve usta öğreticilik uygulamasının artık geçici bir model olmaktan çıktığını ve sistemli bir çalışma biçimine dönüştüğünü savunuyor.

Abone Ol

Yıllardır okullarda ve halk eğitim merkezlerinde ders başına ücretle çalışan ücretli öğretmenler ve usta öğreticiler, düşük ücretler ve güvencesiz çalışma koşullarına dikkat çekmek için sosyal medyada kampanya başlatıyor. Eğitim emekçileri, perşembe akşamı düzenlenecek Twitter etkinliğiyle seslerini duyurmaya hazırlanıyor.

Türkiye’de eğitim sisteminin önemli bir bölümünü ayakta tutan ancak çoğu zaman görünmeyen bir emek grubunu oluşturan ücretli öğretmenler ve usta öğreticiler, yaşadıkları ekonomik ve sosyal sorunlara dikkat çekmek amacıyla sosyal medyada kampanya düzenleme kararı aldı.

Yıllardır sınıflarda, atölyelerde ve eğitim kurumlarının farklı alanlarında görev yapan eğitim emekçileri, düşük ücretler, güvencesiz çalışma koşulları ve kadro taleplerini gündeme taşımak için perşembe günü saat 20.30’da Twitter’da bir etiket çalışması gerçekleştireceklerini duyurdu. Etkinliğin başlığı ise saatinde açıklanacak.

Eğitim emekçileri yaptıkları çağrıda, “Tek isteğimiz döktüğümüz alın terinin karşılığını almak. Bu yolda yalnız olmadığımızı bilmek bize güç veriyor. Bir tweet ya da retweet ile yanımızda olmanız bizim için umut olabilir” ifadelerini kullandı.

“Geçici çözüm” olarak başlayan sistem kalıcı hale geldi

Ücretli öğretmenlik, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda öğretmen açığı oluştuğunda uygulanan bir görevlendirme modeli olarak tanımlanıyor.

Kadrolu veya sözleşmeli öğretmenlerin askerlik, doğum, hastalık ya da farklı nedenlerle görev yapamadığı dönemlerde veya henüz atama yapılmayan okullarda derslerin boş kalmaması için ücretli öğretmenler görevlendiriliyor.

Ancak başlangıçta geçici bir çözüm olarak tasarlanan bu model, yıllar içinde eğitim sisteminin kalıcı unsurlarından biri haline geldi. Bir ücretli öğretmen bazı okullarda birkaç gün görev yapabilirken, bazı durumlarda aynı statüde yıllarca çalışmak zorunda kalabiliyor.

Son yıllarda öğretmen açığının büyümesiyle birlikte ücretli öğretmen sayısı da hızla arttı. Resmi verilere göre 2023–2024 eğitim döneminde yaklaşık 72 bin olan ücretli öğretmen sayısı 2025 yılında 86 binin üzerine çıktı.

Ders başına ücret: Asgari ücretin altında maaş

Ücretli öğretmenlerin en önemli sorunlarının başında düşük ücretler geliyor. Bu öğretmenler yalnızca girdikleri ders saati kadar ücret alabiliyor.

Son dönemde uygulamaya konulan “2+1 sistemi” ile her iki ders saati için bir ders saati ek ödeme yapılması öngörülse de, öğretmenler bu düzenlemenin geçim sorununu çözmediğini ifade ediyor.

Ocak ayındaki maaş düzenlemesi sonrası ders saati ücreti yaklaşık 167 TL seviyesine yükseldi. Ancak özellikle branş öğretmenlerinin haftalık ders yükü genellikle 15 saat civarında oluyor. Bu da aylık yaklaşık 15 bin TL gelir anlamına geliyor.

Bu rakam güncel asgari ücretin yaklaşık 13 bin TL altında kalıyor.

Sınıf öğretmenleri, okul öncesi ve özel eğitim öğretmenleri gibi haftada 30 saate kadar ders verenler ise teorik olarak daha yüksek ücret hesaplamasına sahip olsa da, vergi kesintileri nedeniyle net gelir çoğu zaman asgari ücret seviyesine geriliyor.

Üstelik resmi tatillerde ders yapılmadığında ücret kesintisi uygulanıyor. Sigorta primleri de ders saatine bağlı olarak yatırıldığı için birçok öğretmen eksik prim sorunu ile karşı karşıya kalıyor.

Usta öğreticiler de aynı güvencesizlik içinde

Benzer bir durum halk eğitim merkezleri ve olgunlaşma enstitülerinde görev yapan ücretli usta öğreticiler için de geçerli.

Özlük hakları açısından ücretli öğretmenlerle büyük ölçüde aynı koşullarda çalışan usta öğreticiler de ek ders ücreti üzerinden maaş alıyor ve sigorta uygulamaları da aynı şekilde yürütülüyor.

Ancak usta öğreticilerin çalışma koşulları bazı yönlerden daha kırılgan. Çünkü bu öğreticiler genellikle belirli kurs programları için görevlendiriliyor. Kurs programı sona erdiğinde öğreticinin görevi de sona eriyor.

Yeni bir kurs açılana kadar geçen sürede ise herhangi bir gelir elde edemiyorlar.

Kurs açmak için öğretici öğrenci arıyor

Usta öğreticiler, kursların açılması için gerekli başvuruları çoğu zaman kendileri toplamak zorunda kalıyor.

Bir kursun açılabilmesi için en az 12 kursiyer başvurusu gerekiyor. Kurs açıldıktan sonra öğrenci sayısı 8’in altına düşerse kurs kapatılıyor.

Bu nedenle birçok usta öğretici kursiyer sayısını koruyabilmek için öğrencileri derse devam etmeye ikna etmeye çalışıyor. Ayrıca kursların kayıt işlemleri ve bürokratik süreçleri de çoğu zaman öğreticiler tarafından yürütülüyor ancak bu idari iş yükü için herhangi bir ücret ödenmiyor.

Tasarruf tedbirleri kursları da sınırladı

Son dönemde uygulamaya konulan tasarruf tedbirleri kapsamında halk eğitim merkezlerinde açılabilecek kurs saatlerine kota getirilmesi de öğreticilerin iş olanaklarını daralttı.

Bazı illerde merkezlerin üç aylık dönemde açabileceği toplam ders saati sınırlandırılırken, örneğin bir ilde en fazla 2 bin saat kurs açılmasına izin verildiği belirtiliyor.

Bu uygulama nedeniyle birçok merkezde yeni kurslar açılamaz hale geldi ve binlerce usta öğretici işsiz kaldı.

Aynı iş, büyük ücret farkı

Eğitim emekçileri, sistemdeki eşitsizliğin en somut örneklerinden birinin aynı işi yapan öğretmenler arasındaki ücret farkı olduğunu vurguluyor.

Örneğin aynı okulda görev yapan üç öğretmenden biri kadrolu, biri sözleşmeli, biri ise ücretli olabiliyor. Haftada benzer saatlerde ders veren bu öğretmenler arasında yaklaşık yüzde 800’e varan maaş farkı bulunduğu ifade ediliyor.

Bu durumun hem öğretmenler arasında ciddi bir eşitsizlik yarattığı hem de eğitim kalitesini olumsuz etkilediği dile getiriliyor.

Hayat boyu öğrenme merkezlerinde çoğunluk ücretli

Hayat boyu öğrenme merkezlerinde çalışan öğreticilerin büyük bölümü de ücretli statüde bulunuyor.

Federasyon verilerine göre bu merkezlerde görev yapan öğreticilerin yaklaşık yüzde 88,86’sı ücretli usta öğretici. Türkiye genelinde ise yaklaşık 98 bin ücretli usta öğretici bulunduğu belirtiliyor.

Birçok öğretmen ise aldığı düşük ücretin önemli bir bölümünü ulaşım gibi zorunlu giderlere harcadığını ifade ediyor. Örneğin aylık 15 bin TL civarında kazanan bir öğretmenin yaklaşık 3 bin TL’sini servis ücretine verdiği belirtiliyor.

Eğitim emekçilerinden kadro çağrısı

Eğitim emekçileri, ücretli öğretmenlik ve usta öğreticilik uygulamasının artık geçici bir model olmaktan çıktığını ve sistemli bir çalışma biçimine dönüştüğünü savunuyor.

Öğretmenler, düşük ücretler ve güvencesiz çalışma koşullarının hem öğretmenlerin yaşamını zorlaştırdığını hem de eğitim kalitesini olumsuz etkilediğini dile getiriyor.

Bu nedenle ücretli öğretmenlik uygulamasının kaldırılması, yıllardır bu statüde çalışan eğitim emekçilerinin kadroya alınması ve atama bekleyen öğretmenlerin istihdam edilmesi talep ediliyor.

Sosyal medyada yapılacak kampanyanın da bu talepleri görünür kılmayı amaçladığı belirtiliyor.