Emek

EMEP’ten İşçi Sağlığı ve Güvenliği Raporu: “İş Cinayetleri Kapitalist Düzenin Sonucudur”

Abone Ol

Emek Partisi’nin (EMEP) hazırladığı “İşçi Sağlığı ve Güvenliğine Sınıfsal Perspektiften Bakmak: Denetim, Önlem, Caydırıcı Ceza İstiyoruz” başlıklı kapsamlı metinde, Türkiye’de yaşanan iş cinayetlerinin “kaza” değil, kapitalist üretim ilişkilerinin doğrudan sonucu olduğu vurgulandı. Raporda, işçi sağlığı ve güvenliğinin teknik değil sınıfsal bir mesele olduğu belirtilirken, devletin denetim mekanizmalarının yetersizliği ve sermaye odaklı politikalar sert biçimde eleştirildi.

EMEP tarafından hazırlanan 19 sayfalık değerlendirme metninde, Türkiye’de her yıl binlerce işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği, on binlercesinin ise meslek hastalıklarıyla karşı karşıya kaldığı ifade edildi.

Raporun Tamamına Ulaşmak İçin Tıklayın

Raporda, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre her yıl 2 binden fazla işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği belirtilirken, SGK istatistikleri ve kayıt dışı ölümler de hesaba katıldığında gerçek sayının yılda yaklaşık 20 bine ulaştığı savunuldu.

“İşçi sağlığı patronların insafına bırakıldı”

Metinde, Türkiye’de işçi sağlığı ve güvenliği uygulamalarının büyük ölçüde işverenin inisiyatifine terk edildiği vurgulandı. Risk analizleri, önleyici tedbirler ve güvenlik yatırımlarının patronların maliyet hesabına göre şekillendiği ifade edilerek şu değerlendirmeye yer verildi:

“Kapitalist üretim süreci azami kâr üzerine kuruludur. İşçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin tedbirler kapitalistler için yalnızca maliyet kalemidir.”

Uzun çalışma saatleri, düşük ücretler, taşeronlaşma, güvencesizlik ve performans baskısının işçilerin hem fiziksel hem psikolojik sağlığını tehdit ettiği belirtilen raporda, işçilerin yalnızlaşma, tükenmişlik ve ruhsal yıkımla karşı karşıya bırakıldığı kaydedildi.

Engels ve Marx’a atıf

Metinde işçi sağlığı mücadelesinin tarihsel gelişimine de geniş yer ayrıldı. Özellikle Friedrich Engels ile Karl Marx’ın çalışmalarına atıf yapıldı.

Engels’in 1845 tarihli “İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu” eserinden örnekler verilen raporda, sanayi devrimi döneminde işçilerin kötü çalışma ve yaşam koşullarının doğrudan üretim ilişkileriyle bağlantılı olduğunun ortaya konduğu belirtildi.

Raporda, Engels’in Manchester’daki işçilerin yaşamını anlattığı şu tespitlerine dikkat çekildi:

“Manchester’da emekçilerin evlerinde ne temizlik, ne rahatlık, ne huzurlu bir aile yaşamı olanaklıdır.”

Metinde ayrıca çocuk işçiliği, uzun çalışma saatleri ve iş kazalarının kapitalizmin ilk dönemlerinden bugüne yapısal biçimde sürdüğü savunuldu.

“İş cinayetleri kader değil”

EMEP raporunda işçi ölümlerinin “fıtrat”, “kader” ya da “kaza” olarak açıklanmasına da tepki gösterildi. İş cinayetlerinin önlenebilir olduğu vurgulanırken, gerekli denetimlerin yapılmadığı, caydırıcı cezaların uygulanmadığı ve işverenlerin korunduğu ifade edildi.

Özellikle inşaat, maden, metal, tarım ve taşımacılık sektörlerinin yüksek risk taşıdığı belirtilen metinde, işçilerin ölüm pahasına çalıştırıldığı kaydedildi.

Talepler sıralandı

Raporda işçi sağlığı ve güvenliği alanında atılması gereken adımlar da sıralandı. EMEP’in öne çıkardığı talepler arasında şunlar yer aldı:

  • Etkin ve bağımsız iş güvenliği denetimleri yapılması
  • İş cinayetlerinde sorumlulara caydırıcı cezalar verilmesi
  • Taşeron ve güvencesiz çalışma biçimlerinin kaldırılması
  • Çalışma sürelerinin kısaltılması
  • İşçilerin sendikal örgütlenme hakkının güvence altına alınması
  • Meslek hastalıklarının kayıt altına alınması
  • İş güvenliği önlemlerinin patronların inisiyatifinden çıkarılması

Metinde, işçi sağlığı mücadelesinin yalnızca teknik düzenlemelerle değil, işçi sınıfının örgütlü mücadelesiyle ilerleyebileceği vurgulanarak, “Tarihsel deneyimler kazanımların sınıf mücadelesi sonucu elde edildiğini göstermektedir” değerlendirmesine yer verildi.