Siyaset

Hakan Tosun’un Ölümüyle İlgili Soruşturma Hukuki Tartışmaları Gündeme Getirdi

Dersim Milletvekili Ayten Kordu, ekoloji mücadelesinin öncü isimlerinden gazeteci, çevre aktivisti ve yönetmen Hakan Tosun’un hayatını kaybetmesiyle ilgili soruşturmanın şeffaflığı ve hukuki çerçevesi konusunda Meclis’e sorular yöneltti.

Abone Ol

Tosun, maden sahaları, baraj projeleri ve orman tahribatı gibi çevre yıkımına ilişkin hazırladığı belgeseller ve açılan davalarda yaptığı tanıklıklar nedeniyle kamu yararını savunan önemli bir isimdi. İstanbul’un Esenyurt ilçesinde 10 Ekim’de uğradığı saldırı sonucu 13 Ekim’de hayatını kaybeden Tosun’un katledilmesi, hem kamuoyunda hem de hukuki çevrelerde ciddi tartışmalara yol açtı.

Olayla ilgili kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, katiller Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin, Tosun’a defalarca tekme atmış, başını hedef almış ve yerde hareketsiz durumdayken darp eylemini sürdürmüştür. Adli Tıp Kurumu raporunda ölüm nedeninin kafatası ve yüz kemik kırıkları, kafa içi kanama ve beyin doku harabiyeti olduğu açıklandı. Ambulans personelinin beyanına göre Tosun olay yerinde bilincini kaybetmişti.

Ancak soruşturma süreci tartışmalara yol açtı. Büyükçekmece Cumhuriyet Savcılığı, dosyanın ağır ceza mahkemesi görev alanına girdiği gerekçesiyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Fezlekede, Tosun’a yönelik eylem “ağır yaralama” kapsamında değerlendirilmiş ve katillerin eyleminin “maktulün haksız fiilinin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işlendiği” yönünde bir çerçeve çizilmişti. Bu ifade olası “tahrik indirimi” tartışmalarını gündeme getirdi.

Soruşturma sürecinde müşteki avukatlarının taleplerinin birçoğu reddedildi. Olay yerindeki en net kamera görüntülerine şüpheli ailesi tarafından ulaşıldığı ve bazı görüntülerin silinmiş olabileceği iddiaları kamuoyuna yansıdı. Ayrıca Esenyurt Mevlana Karakolu polislerinin HTS kayıtlarının incelenmesi talebi de reddedildi. Tosun’un ailesine olayın ardından 27 saat boyunca haber verilmemesi ve kimliksiz şekilde defnedilmeye çalışıldığı iddiaları, soruşturmanın sağlıklı yürütülüp yürütülmediğine dair ciddi soru işaretleri oluşturdu.

Ayten Kordu, olayla ilgili olarak Adalet Bakanlığı’na yönelttiği sorular arasında, eylemin “ağır yaralama” kapsamında değerlendirilmesinin hukuki gerekçeleri, olası “kasten öldürme” suç tiplerinin incelenip incelenmediği, delil güvenliği ve HTS kayıtlarıyla ilgili taleplerin neden reddedildiği, soruşturmanın tarafsız, bağımsız ve etkin yürütülmesi için herhangi bir denetim mekanizmasının işletilip işletilmediği gibi kritik noktalar yer aldı.

Kordu, basın ve ifade özgürlüğü kapsamında faaliyet yürüten bir gazetecinin yaşamını yitirdiği bu olayda, soruşturmanın şeffaf ve etkin biçimde yürütülmesinin, hem adil yargılanma hem de yaşam hakkının korunması açısından zorunlu olduğunu vurguladı.