14 Aralık’ta, Yahudi bayramı Hanuka’nın (ya da Chanukah’ın) ilk gecesini kutlamak üzere Bondi Plajı’nda bir araya gelen binden fazla Avustralyalı Yahudiye yönelik silahlı bir saldırı gerçekleşti. İki saldırganın açtığı ateş sonucu 15 sivil yaşamını yitirdi, onlarca kişi yaralandı. Bu saldırının zamanlaması, birçok Avustralyalı için olduğu gibi, Hanuka’nın tarihsel ve simgesel anlamı yeterince bilinmediği için ilk bakışta kavranamayabilir.
Oysa Hanuka, Yahudi yaşamının onu söndürmeye yönelik girişimlere rağmen varlığını sürdüreceğinin ilanı niteliğinde, kamusal alanda ışık yakma eylemi etrafında şekillenen bir bayramdır.
Işıklar Bayramı’nın Tarihsel Anlamı
Genellikle “Işıklar Bayramı” olarak anılan Hanuka, yaklaşık iki bin yıl önce Yahudilerin inançları ve kimlikleri nedeniyle sistematik baskılara maruz kaldığı bir dönemi hatırlatır. Bu bayram, Yahudilerin dinî ve kültürel varlıklarını bastırmaya yönelik girişimlere karşı direnmeyi başardıkları, Kudüs’te tahrip edilmiş olan Yahudi Tapınağı’nı yeniden ibadete açtıkları ve İsrail topraklarında sınırlı da olsa Yahudi özerkliğini yeniden tesis ettikleri kısa ama belirleyici bir dönemin anısını yaşatır.
Hanuka boyunca her gece mum yakma eylemi belirli dualarla başlar. İlk dua, mitsvayı yani mum yakma emrini yerine getirmeye yöneliktir. İkinci dua, Hanuka’nın hatırlattığı tarihsel olaylara ve Yahudi geleneğinde yer alan kurtuluş fikrine atıfta bulunur. Yalnızca ilk gece, bayramı yeniden kutlayabilmenin şükranını dile getiren üçüncü bir dua eklenir. Bu dua, Yahudi takvimindeki her bayramın ilk gecesinde, bayramı ilk kez karşılamaya özgü olarak okunur.
Tüm bu ritüeller bir arada düşünüldüğünde, Hanuka’nın yalnızca geçmişte yaşananları anmakla sınırlı olmadığı; aynı zamanda tarihsel belleği ve geleneği geleceğe taşıma sorumluluğunu da hatırlattığı görülür.
Hanuka’nın Kökenleri
Hanuka’nın kökeni, Yahudiye’nin MÖ 2. yüzyılda Seleukos Yunan İmparatorluğu’nun egemenliği altında olduğu döneme uzanır. IV. Antiochus Epiphanes döneminde Yahudi dinî uygulamaları yasaklanmış, Kudüs’teki İkinci Tapınak tahrip edilmiştir. Bu baskılara karşılık, Yahuda Makabi önderliğinde, Makabiler olarak bilinen küçük bir Yahudi isyancı grup, son derece elverişsiz koşullara rağmen ayaklanmıştır.
Kudüs’ün geri alınmasının ve Tapınağın yeniden kutsanmasının ardından, haham geleneğine göre Tapınak’ta bulunan yedi kollu şamdanı (menora) yakmak için yalnızca bir günlük ritüel saflıkta yağ kalmıştır. Ancak anlatıya göre bu yağ sekiz gün boyunca yanmış ve bu süre, yeni kutsal yağın hazırlanması için yeterli olmuştur. Hanuka’da yakılan mumlar, bu mucizeye gönderme yapar.
Küçük Bir Bayram, Güçlü Bir Hafıza
Yahudi hukukunda Hanuka “küçük bayramlar” arasında yer alır. Tevrat’ta doğrudan anılmaz ve çalışma hayatına ilişkin bir yasak içermez. Buna rağmen Hanuka, ritüellerinin taşınabilir olması, ev merkezli ve topluluk odaklı bir pratik sunması sayesinde yüzyıllar boyunca varlığını sürdürmüştür.
Geleneksel olarak Hanuka mumluğu, mucizeyi duyurma ilkesi olan pirsumei nisa gereği, çoğu zaman pencere önüne ya da kapı girişine yerleştirilir. Tarih boyunca bu uygulama, kimi zaman ciddi tehlikeleri de beraberinde getirmiştir.
Dualar, Metinler ve Dayanıklılık Teması
Hanuka’nın temel temaları iki önemli dinî metinde ifadesini bulur: El HaNisim ve Ma’oz Tzur. Bayram süresince günlük dualara eklenen El HaNisim, yağ ya da mum mucizesine değil, kaderin tersine dönmesine odaklanır. Bu dua; azınlığın çoğunluğa, zayıfın güçlüye galip gelmesini vurgular ve tehlikede olanın Yahudi değerlerine göre yaşama imkânı olduğunu ileri sürer. Anlatılan mucize, yalnızca tarihsel değil, aynı zamanda etik bir anlam taşır.
Mumlar yakıldıktan sonra söylenen Ma’oz Tzur ise Hanuka öyküsünü, daha uzun bir zulüm ve direniş tarihi içine yerleştirir. Yahudi yaşamını yok etmeye yönelik tekrar eden girişimleri hatırlatır ve buna zafer söylemiyle değil, sebat ve süreklilikle karşılık verir. Bu bağlamda hatırlamak, başlı başına bir meydan okuma ve umut eylemi hâline gelir.
Bu dayanıklılık fikrini değerlendiren Haham Jonathan Sacks, Hanuka’nın yalnızca doğaüstü bir mucizeyi değil, aynı zamanda insanlık tarihine dair bir gerçeği anlattığını belirtir: Küçük ve savunmasız bir halk, entelektüel, ruhsal ve ahlaki olarak teslim olmayı reddetmiş; umut, insanların harekete geçmeyi seçmesiyle varlığını sürdürmüştür.
Küçük Işık, Büyük Karanlık
Hanuka, tek bir küçük alevin bile geniş sonuçlar doğurabileceğini hatırlatan bir bayram olarak anlaşılır. Yaygın bir Yahudi deyişi bu düşünceyi şöyle özetler: me’at min ha’or doche harbeh min ha’choshech — “Küçük bir ışık, büyük bir karanlığı dağıtır.”
Bondi’deki saldırının kurbanları için yas tutulurken, Hanuka’nın mesajı yine de ışıkta ısrar etmeyi ve Yahudi yaşamının asla sönmeyeceğini savunmayı sürdürür.
Günümüzde Hanuka Nasıl Kutlanır?
Günümüzde Hanuka, dünya genelinde en yaygın biçimde kutlanan Yahudi bayramlarından biridir. Noel’e yakın bir tarihe denk gelmesi, özellikle 20. yüzyılda Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Yahudi topluluklarının Hanuka’yı daha görünür ve merkezi bir bayram olarak benimsemesinde etkili olmuştur.
Hanuka, Yahudi takvimine göre Kislev ayının 25’inde başlar ve Tevet ayının 2. ya da 3. gününe kadar sürer. Bu yıl bayram, 14 Aralık Pazar günü gün batımında başlayıp 22 Aralık Pazartesi gecesi sona ermektedir.
Bayramın en belirgin ritüeli, sekiz gece için eşit kollara sahip ve diğer mumları yakmak için kullanılan dokuzuncu kola (şamash) sahip Hanuka mumluğunun yakılmasıdır. İlk gece tek bir mum yakılır; sonraki her gece mum sayısı birer birer artırılır. Böylece her gecenin ışığı, bir öncekinin üzerine eklenir.
Dünya genelindeki Yahudi topluluklarında Hanuka; mum yakma törenleri, dualar, şarkılar, ortak sofralar, oyunlar, hediyeleşme ve toplu buluşmalarla kutlanır. Temel ritüel aynı kalsa da, Fas’tan Polonya’ya, Irak’tan Hindistan’a uzanan geniş coğrafyada yerel gelenekler bayramın kutlanış biçimlerini zenginleştirir. Bu çeşitlilik, Yahudi yaşamının dünyanın dört bir yanında kök salmış çok katmanlı yapısını yansıtır.