DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise muhalefet partilerine yönelik ziyaretler kapsamında DEVA Partisi ile bir araya geldiklerini belirterek, görüşmenin son derece verimli geçtiğini söyledi.
Hatimoğulları, Suriye’de özellikle 6 Ocak’ta Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerinde başlayan ve Kürt halkını hedef alan saldırıların giderek yayıldığını ifade etti. Kamışlı’da PYD, ENKS ve farklı siyasi yapıların temsilcileriyle yaptıkları görüşmelere dikkat çeken Hatimoğulları, SDG’nin Rakka ve Deyrizor’dan çekilmesinin temel nedeninin Kürt-Arap çatışmasına sürüklenmek istenen bir süreci engellemek olduğunu aktardı.
Hatimoğulları, “Suriye tarihinde bugüne kadar bir Kürt-Arap savaşı yaşanmadı. Ancak uluslararası ve bölgesel bazı güçlerin bu çatışmayı örmeye çalıştığını gördükleri için SDG bu alanlardan çekildi” dedi.
“Ateşkesi bozan Kürtler değil”
Suriye’de ateşkesi bozan tarafın Kürtler olduğu yönündeki iddiaları kesin bir dille reddeden Hatimoğulları, 10 Mart mutabakatı ve Şam’da yapılan görüşmelere Kürt tarafının riayet ettiğini, ancak HTŞ’nin bu mutabakatlara imza atmaktan kaçındığını söyledi.
Kamışlı’daki görüşmelerde Kürt halkının ortak mesajının net olduğunu belirten Hatimoğulları, “Biz Türkiye’ye bir taş dahi atmadık. Türkiye için bir güvenlik tehdidi değiliz. Türk-Kürt çatışmasına da Kürt-Arap savaşına da karşıyız” mesajının özellikle iletilmesini istediklerini ifade etti.
“Kobani hâlâ kuşatma altında”
Uzatılan 15 günlük ateşkese rağmen Kobani’nin kuşatma altında olduğunu vurgulayan Hatimoğulları, kentin su, elektrik ve internetinin kesildiğini belirtti. Elektrik kesintilerinin SDG’nin Rakka’dan çekilmesinin ardından gerçekleştiğini söyleyen Hatimoğulları, bunun sivilleri açlık ve susuzlukla terbiye etmeye yönelik bir yaklaşım olduğunu dile getirdi.
DEM Parti olarak kalıcı ve onurlu bir barıştan yana olduklarını vurgulayan Hatimoğulları, Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılması ve insani yardım koridoru oluşturulması çağrısında bulundu.
“Kullanılan dil Kürt halkını yaralıyor”
Türkiye’de hükümet yetkililerinin son dönemde kullandığı dili sert sözlerle eleştiren Hatimoğulları, bu söylemlerin Kürt halkında derin bir kırılmaya yol açtığını belirtti. Hatimoğulları, “Bu dil, adeta HTŞ sözcülüğüne soyunmuş bir dildir ve kabul edilemez” dedi.
27 Şubat’ta Abdullah Öcalan tarafından yapılan “barış ve demokratik toplum” çağrısının hâlâ geçerliliğini koruduğunu belirten Hatimoğulları, Meclis’te kurulan komisyonun geciktirilmeden çalışmasını sürdürmesi gerektiğini vurguladı.
“Kardeşlik strateji olmalı, taktik değil”
Türkiye’nin Kürt halkıyla ilişkisini dönemsel bir taktik olarak değil, kalıcı bir strateji olarak ele alması gerektiğini ifade eden Hatimoğulları, Suriye’de yaşanacak olası gelişmelerin Türkiye’nin iç barışını da doğrudan etkileyeceğini söyledi.
Hatimoğulları, DEM Parti’nin yalnızca Kürtlere değil; Türkmenlere, Alevilere, Dürzilere, Hristiyanlara ve tüm halklara yönelik katliamlara karşı ilkesel bir duruş sergilediğini vurguladı.