Sağlık

HIV, Hepatit ve Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlarla Mücadele

DSÖ, HPV aşısı ve rahim ağzı kanseri taramalarının yetersiz kalmasının küresel hedefleri zorlaştırdığına dikkat çekti.

Abone Ol

DSÖ'den Küresel Uyarı: HIV, Hepatit ve Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyonlarla Mücadelede İlerleme Var, Ancak Riskler Büyüyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), HIV, viral hepatit ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlarla (CYBE) mücadelede son yıllarda önemli kazanımlar elde edildiğini ancak finansman kesintileri, artan eşitsizlikler ve sağlık sistemlerindeki yetersizliklerin 2030 hedeflerini tehlikeye attığını açıkladı. Kurum, salgınların sona erdirilebilmesi için sağlık hizmetlerinin entegrasyonu, yenilikçi çözümler ve toplum liderliğinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), HIV, viral hepatit ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara (CYBE) ilişkin 2022-2030 Küresel Sağlık Sektörü Stratejileri kapsamında hazırlanan yeni değerlendirme raporunu yayımladı. Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde düzenlenen 26. Uluslararası AIDS Konferansı (AIDS 2026) sırasında açıklanan rapor, 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü öncesinde küresel mücadelede kaydedilen ilerlemeleri ve devam eden sorunları ortaya koydu.

Rapora göre son yıllarda HIV ve viral hepatitle mücadelede önemli başarılar elde edilmesine rağmen, milyonlarca kişi hâlâ tanı ve tedavi hizmetlerine ulaşamıyor. Finansman eksiklikleri, savaşlar, insani krizler ve sağlık hizmetlerindeki eşitsizlikler ise elde edilen kazanımları tehdit ediyor.

DSÖ Başkanı: "İlerleme çok hızlı şekilde tersine dönebilir"

DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, raporun hem umut verici gelişmeleri hem de ciddi riskleri gözler önüne serdiğini belirtti.

Tedros, "Bu rapor iki farklı hikâye anlatıyor. Ülkeler sağlık sistemlerine, bilimsel gelişmelere ve toplumlara yatırım yaptığında nelerin başarılabileceğini görüyoruz. Ancak finansman kesintileri, insani krizler ve süregelen eşitsizlikler bu ilerlemeyi çok kısa sürede tersine çevirebilir. Önümüzdeki beş yılda kimseyi geride bırakmayan, güçlü ve entegre sağlık sistemleri kurmak zorundayız." dedi.

HIV'de önemli ilerleme sağlandı

Rapora göre 2025 yılı sonu itibarıyla dünya genelinde yaklaşık 32 milyon kişi HIV tedavisine erişmiş durumda.

2010 yılından bu yana;

  • Yeni HIV enfeksiyonları yüzde 42 azaldı.
  • AIDS'e bağlı ölümler ise yüzde 57 geriledi.

Buna karşın yaklaşık 9 milyon kişi hâlâ hayat kurtarıcı HIV tedavisine ulaşamıyor.

Özellikle erkeklerle cinsel ilişki yaşayan erkekler, seks işçileri, damar içi madde kullananlar, trans bireyler ve cezaevlerinde bulunan kişiler arasında yeni HIV enfeksiyonlarının bazı bölgelerde artmaya devam ettiği vurgulandı.

Viral hepatit hâlâ en ölümcül hastalıklardan biri

Rapora göre viral hepatitle mücadelede de bazı olumlu gelişmeler yaşandı.

2015 yılından bu yana;

  • Hepatit B enfeksiyonlarında yüzde 32 azalma
  • Hepatit C'ye bağlı ölümlerde ise yüzde 12 düşüş kaydedildi.

Ancak buna rağmen viral hepatit, dünyadaki en ölümcül bulaşıcı hastalıklardan biri olmaya devam ediyor.

Sadece 2024 yılında yaklaşık 1,3 milyon kişi viral hepatit nedeniyle yaşamını yitirdi. Özellikle Hepatit B kaynaklı ölümlerin 2015'ten bu yana yüzde 17 arttığı belirtildi.

DSÖ, etkili ilaçlar bulunmasına rağmen tanı ve tedavi oranlarının özellikle Hepatit B'de hâlâ çok düşük seviyede olduğunu vurguladı.

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlarda tablo karmaşık

Raporda cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlarla mücadelede ilerlemenin istenilen düzeyde olmadığı ifade edildi.

Birçok ülkede;

  • Gebelikte frengi (sifiliz) taramaları yaygınlaştı.
  • HPV aşılamasında sınırlı da olsa artış sağlandı.

Ancak buna karşılık;

  • CYBE vakaları birçok ülkede yükseliyor.
  • Bel soğukluğu (gonore) tedavisinde kullanılan antibiyotiklere karşı direnç giderek artıyor.

DSÖ, HPV aşısı ve rahim ağzı kanseri taramalarının yetersiz kalmasının küresel hedefleri zorlaştırdığına dikkat çekti.

Finansman kesintileri mücadeleyi sekteye uğrattı

Rapora göre 2025 yılında uluslararası bağışçıların sağlık alanındaki desteklerini azaltması özellikle HIV önleme programlarını olumsuz etkiledi.

Risk altındaki bireylerin HIV'den korunmasında kullanılan maruziyet öncesi koruyucu tedavi (PrEP) hizmetlerine erişim birçok ülkede azaldı.

Bazı hükümetlerin bu açığı kapatmaya çalışmasına rağmen ön veriler, PrEP kullanımının çeşitli ülkelerde gerilediğini gösteriyor.

2030 hedefi için entegrasyon çağrısı

DSÖ, 2030 yılına kadar HIV, viral hepatit ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların halk sağlığı tehdidi olmaktan çıkarılabilmesi için sağlık hizmetlerinin entegre edilmesi gerektiğini vurguladı.

Raporda başarılı ülkelerin;

  • HIV,
  • viral hepatit,
  • cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar,
  • tüberküloz,
  • anne-çocuk sağlığı,
  • üreme sağlığı
    ve kronik hastalık hizmetlerini aynı sağlık sistemi içerisinde sunduğu belirtildi.

Özellikle anneden bebeğe HIV, sifiliz ve Hepatit B bulaşmasının tamamen ortadan kaldırılmasının öncelikli hedeflerden biri olduğu ifade edildi.

Dijital sağlık ve yeni teknolojiler öne çıkıyor

DSÖ, sağlık sistemlerinin dijitalleşmesi, ortak veri sistemlerinin kurulması ve çoklu hastalık testlerinin yaygınlaştırılmasıyla önemli kazanımlar elde edilebileceğini belirtti.

Raporda ayrıca yılda iki kez uygulanan uzun etkili lenakapavir enjeksiyonunun HIV'den korunmada umut verici sonuçlar verdiği ve ilacın şu anda 10 ülkede kullanılmaya başlandığı, 14 ülkede ise uygulamaya alınmasının planlandığı açıklandı.

Bunun yanında bakteriyel cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların önlenmesinde doksisiklin maruziyet sonrası koruma (Doxy-PEP) uygulamasının da yeni bir fırsat sunduğu kaydedildi.

Toplum liderliği başarının anahtarı

DSÖ, HIV, viral hepatit ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlarla mücadelede toplum temelli kuruluşların ve yerel toplulukların daha etkin rol almasının önemine dikkat çekti.

Toplumdan elde edilen verilerin ulusal sağlık sistemlerine entegre edilmesinin hem hesap verebilirliği artıracağı hem de sağlık hizmetlerinin en çok ihtiyaç duyan kesimlere ulaşmasını sağlayacağı ifade edildi.

Raporun, Birleşmiş Milletler'in 2026 HIV/AIDS Yüksek Düzeyli Toplantısı'nda kabul edilen yeni siyasi deklarasyonun ardından yayımlanmasının, üye ülkelerin 2030 hedeflerine yönelik taahhütlerinin uygulanmasına katkı sunmasının beklendiği belirtildi.