Hürmüz Boğazı'nda yaşanan abluka ve lojistik aksaklıklar, sadece enerji piyasalarını değil, küresel gıda zincirini de tehdit ediyor. Kent ve Yerel Yönetimler Uzmanı Oğuz Şahin, gazetemize yaptığı açıklamada, boğazdaki tıkanıklığın Afrika başta olmak üzere gelişmekte olan bölgelerde geri dönülemez bir gıda krizini tetikleyebileceği konusunda uyardı.
HÜRMÜZ SADECE PETROL DEĞİL, EKMEK KAPISI Dünya gündemi Hürmüz Boğazı'ndaki enerji sevkiyatına odaklanmışken, Uzman Oğuz Şahin meselenin hayati bir başka boyutuna dikkat çekti. Şahin, "Hürmüz Boğazı, küresel gübre ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği bir şahdamarıdır. Buradaki bir abluka, modern tarımın en temel ihtiyacı olan azotlu gübre ve üre sevkiyatının durması demektir," ifadelerini kullandı.
AFRİKA İÇİN "AKUT AÇLIK" RİSKİ Özellikle ithalata bağımlı Afrika ülkelerinin bu durumdan en ağır darbeyi alacağını belirten Şahin, değerlendirmelerine şöyle devam etti:
"Gübre maliyetlerindeki %20’lik bir artış bile, Afrika’daki yerel çiftçinin üretim yapamaz hale gelmesi demektir. Bu durum, zaten kırılgan olan gıda arz güvenliğini tamamen çökertebilir. Eğer lojistik kanallar açılmazsa, 2026'nın ikinci yarısında Afrika'da akut açlık çeken insan sayısında dramatik bir artış görebiliriz."
YEREL YÖNETİMLERE VE ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI Şahin, krizin yönetilmesinde yerel yönetimlerin ve uluslararası kuruluşların koordineli hareket etmesi gerektiğini vurguladı:
Stratejik Stoklama: Yerel yönetimlerin gıda ve gübre stoklarını revize etmesi.
Alternatif Rotalar: Hürmüz'e bağımlılığı azaltacak lojistik koridorların desteklenmesi.
Sürdürülebilir Tarım: Dışa bağımlılığı azaltacak yerel üretim modellerine geçişin hızlandırılması.
"KRİZİN ETKİSİ SOFRALARA YANSIYACAK" Uzman Oğuz Şahin, son olarak krizin sadece ekonomik bir veri olmadığını, insani bir dramın eşiğinde olunduğunu hatırlattı: "Bugün Hürmüz'de duran her gemi, yarın Afrika'da boş kalan bir tencere demektir. Küresel sistemin bu tıkanıklığı aşması bir tercih değil, zorunluluktur."