İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gençlik Komisyonu, Cumhurbaşkanı kararıyla İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kapatılmasına sert tepki gösterdi. Açıklamada, kararın eğitim hakkı, akademik özgürlükler ve çalışma yaşamı açısından ağır sonuçlar doğuracağı belirtilirken, “Bu tablonun bedelini öğrenciler, akademisyenler ve üniversite çalışanları ödememelidir” denildi.
Cumhurbaşkanı kararıyla Türkiye’nin dördüncü vakıf üniversitesi olarak kurulan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin kapatılması kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gençlik Komisyonu da konuya ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, yirmi bini aşkın öğrencisi, bini aşkın akademisyeni ve on binlerce mezunu bulunan üniversitenin faaliyetlerine son verilmesinin yalnızca bir kurumun kapanması anlamına gelmediği, aynı zamanda Türkiye’de akademik özgürlükler ve eğitim hakkı açısından ciddi bir gerileme olduğu ifade edildi.
Komisyon açıklamasında, üniversitenin 2019 yılında Can Holding bünyesine geçtiği hatırlatılarak, 11 Eylül 2025 tarihinde holding hakkında başlatılan soruşturma kapsamında şirket yönetimlerine el konulduğu ve süreç içerisinde üniversitenin kurucu vakfı olan Bilgi Eğitim ve Kültür Vakfı’na kayyım atandığı belirtildi. Vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin mevzuat gerekçe gösterilerek üniversitenin kapatılmasına karar verildiği aktarıldı.
Açıklamada, yürütülen soruşturmanın sonuçlarından bağımsız olarak ortaya çıkan durumun faturasının üniversite bileşenlerine çıkarılmasının kabul edilemeyeceği vurgulandı. Üniversitenin kapanmasının ardından öğrencilerin eğitim yaşamlarının nasıl sürdürüleceği konusunda büyük bir belirsizlik yaşadığı belirtilirken, akademik ve idari personelin de iş güvencesi kaygısıyla karşı karşıya bırakıldığı ifade edildi.
İHD Gençlik Komisyonu, vakıf üniversiteleri mevzuatı uyarınca öğrenciler ve arşivin garantör kurum olan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne devredileceğinin belirtildiğini, ancak bu düzenlemenin çalışanların yaşadığı hak kayıplarını gidermediğini kaydetti. Açıklamada, vakıf üniversitesi çalışanlarının kamu kadrolarına geçişine ilişkin herhangi bir yasal güvence bulunmadığına dikkat çekilerek yüzlerce emekçinin işsizlik tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığı ifade edildi.
Komisyon ayrıca İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Türkiye’de insan hakları alanında yüksek lisans eğitimi veren sayılı üniversitelerden biri olduğuna işaret etti. Üniversitenin uzun yıllardır insan hakları hukuku, ayrımcılık yasağı, ifade özgürlüğü ve demokratikleşme alanlarında önemli akademik çalışmalar yürüttüğü belirtilen açıklamada, bu birikimin sekteye uğratılmasının yalnızca üniversite bileşenlerini değil, Türkiye’de insan hakları alanındaki akademik üretimi de olumsuz etkileyeceği vurgulandı.
“Bir üniversite yalnızca binalardan ibaret değildir” denilen açıklamada, üniversitelerin öğrencileri, akademisyenleri, çalışanları, bilimsel üretimi ve düşünce özgürlüğüyle var olduğu ifade edildi. Böylesine kapsamlı sonuçlar doğuracak bir kararın şeffaf biçimde yürütülmesi ve tüm tarafların haklarının güvence altına alınmasının zorunlu olduğu belirtildi.
İHD İstanbul Şubesi Gençlik Komisyonu açıklamasını şu çağrıyla sonlandırdı:
“Öğrencilerin eğitim hakkını kesintiye uğratan, akademik özgürlüğe ve emeğin korunmasına ağır bir darbe oluşturan bu karar derhal geri alınmalıdır.”