Gündem

İstanbul Tabip Odası ve İstanbul Barosu: Aşı reddi çocukların ve toplumun sağlığını tehdit ediyor

Abone Ol

İstanbul Tabip Odası ile İstanbul Barosu, çocukluk dönemi aşılarına ilişkin düzenledikleri ortak panelin sonuç bildirgesini yayımladı. Bildirgede, çocukluk çağı aşılarının çocuğun üstün yararı ilkesinin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken, bilimsel temelden yoksun gerekçelerle aşıların reddedilmesinin hem çocukların hem de toplumun sağlığını tehdit ettiği belirtildi.

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi, Sağlık Hukuku Merkezi ve İstanbul Tabip Odası Çocuk Hakları Komisyonu'nun katkılarıyla 9 Mayıs'ta düzenlenen “Çocuk Hakları Perspektifinden Aşı Reddi: Hukuki ve Tıbbi Boyut” başlıklı panelin sonuç bildirgesinde, çocukluk dönemi aşılarının çağdaş sağlık sistemlerinin en etkili koruyucu sağlık uygulamalarından biri olduğu ifade edildi.

“Velayet hakkı mutlak ve sınırsız değil”

Bildirgede, ebeveynlerin çocukları adına sağlık kararları alma hakkına sahip olduğu ancak bu yetkinin çocuğun üstün yararına aykırı şekilde kullanılamayacağına dikkat çekildi. Açıklamada, “Velayet hakkı mutlak ve sınırsız bir yetki değildir. Bilimsel temelden yoksun gerekçelerle çocukluk dönemi aşılarının reddedilmesi, yalnızca çocuğun bireysel sağlığını değil, toplum sağlığını da tehdit eden sonuçlar doğurmaktadır” denildi.

Panelde, çocukların önlenebilir hastalıklara karşı korunmasının, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'de yer alan “çocuğun üstün yararı” ilkesi kapsamında devletlerin temel yükümlülüklerinden biri olduğu vurgulandı.

“Aşı politikaları bireysel tercih olarak görülemez”

Sonuç bildirgesinde aşılamanın yalnızca bireysel bir tercih olarak değerlendirilemeyeceği belirtildi. Özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler, kronik hastalar ve tıbbi nedenlerle aşı olamayan çocukların korunması açısından toplumsal bağışıklığın hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Etik açıdan konunun otonomi, zarar vermeme, yarar sağlama, adalet ve toplumsal dayanışma ilkeleri çerçevesinde ele alındığı belirtilen açıklamada, kamusal sorumluluk boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiği kaydedildi.

“Aşı Kanunu’na ihtiyaç var”

Panel sonunda hazırlanan değerlendirmede, Türkiye’de çocukluk dönemi aşılarına ilişkin açık, erişilebilir ve öngörülebilir bir yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunduğu ifade edildi.

Bu kapsamda özel bir “Aşı Kanunu” hazırlanması önerilirken, zorunlu aşıların kapsamı, istisnai durumlar, ebeveyn itiraz mekanizmaları, devletin sorumluluğu ve tazmin süreçlerinin ayrıntılı biçimde düzenlenmesi gerektiği belirtildi.

“Anayasal ve uluslararası hukuk boyutu bulunuyor”

İstanbul Tabip Odası ve İstanbul Barosu’nun ortak açıklamasında, çocukluk dönemi aşılarının yalnızca bireysel bir tıbbi müdahale olmadığı vurgulanarak şu değerlendirmeye yer verildi:

“Çocukluk dönemi aşıları; çocukların yaşam hakkının, toplum sağlığının ve sosyal dayanışma ilkesinin korunması bakımından anayasal ve uluslararası hukuk boyutu bulunan bir kamusal sorumluluk alanı oluşturmaktadır. Bu nedenle hukuk düzeninin, çocuğun üstün yararını merkeze alan, bilimsel verilere dayanan ve temel haklar arasında ölçülülük esasına uygun bir yaklaşım geliştirmesi gerekmektedir.”

Bildirgede ayrıca çocuk hakları eksenli, bilimsel verilere dayalı ve insan haklarını gözeten sağlık politikalarının geliştirilmesinin zorunlu olduğu vurgulandı.