DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada kadın cinayetleri, cinsel saldırı davalarında cezasızlık politikaları ve İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesini sert sözlerle eleştirdi. Saki, "Kadınlar için artık bu ülkede her yer suç mahalli hâline gelmiş durumda. Her gün en az üç kadın erkekler tarafından öldürülüyor" dedi.
Saki: "Kadınlar İçin Artık Hiçbir Yer Güvenli Değil"
DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada kadınlara yönelik erkek şiddetinin sistematik bir hâl aldığını belirterek, kadın cinayetleri ve cinsel saldırı davalarında yaşanan cezasızlık uygulamalarını gündeme taşıdı.
Kadınların yaşam hakkının korunamadığını ifade eden Saki, "Kadınlar için artık bu ülkede her yer suç mahalli hâline gelmiş durumda. Evde, iş yerinde, sokakta, hatta Meclis'te bile kadınlar güvende değil" ifadelerini kullandı.
Esenyurt'taki Cinsel Saldırı Davasını Örnek Gösterdi
Konuşmasında İstanbul Esenyurt'ta yaşanan bir cinsel saldırı davasını ayrıntılarıyla anlatan Saki, 11 Haziran 2025 tarihinde Yusuf Şener hakkında nitelikli cinsel saldırı suçlamasıyla tutuklama kararı verildiğini, yerel mahkeme ile istinaf mahkemesinin sanığa 12 yıl hapis cezası verdiğini hatırlattı.
Saki, buna rağmen dosyanın Yargıtay'a gitmesinin ardından kısa sürede karar verildiğini ve sanığın 22 Haziran 2026 tarihinde tahliye edildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Fail tahliye edilir edilmez sosyal medya üzerinden tehditlerine devam etti. Mağdur kadının avukatları elektronik kelepçe talebinde bulundu ancak bu talep de reddedildi."
Şikâyetçi kadının tehditlere rağmen geri adım atmadığını aktaran Saki, "Benim mücadelem sadece kendim için değil, tüm kadınlar için" sözlerini Meclis kürsüsünden paylaştı.
"Erkek Şebekesi Kamu Kurumlarında da Karşımıza Çıkıyor"
Kadınlara yönelik şiddetin münferit olaylar olmadığını savunan Saki, kamu kurumları ve yargının da bu yapının bir parçası hâline geldiğini ileri sürdü.
"Bir örüntü hâlinde kamu görevlileri, kolluk güçleri ve yargının içinde yer aldığı bir erkek şebekesi kadınlara adeta savaş açmış durumda" diyen Saki, cezasızlık politikalarının failleri cesaretlendirdiğini öne sürdü.
"İstanbul Sözleşmesi'nden Çıkılması Şiddeti Artırdı"
Saki, kadınlara yönelik şiddetin artışında İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının önemli bir dönüm noktası olduğunu savundu.
İstanbul Sözleşmesi ile 6284 sayılı Kanun'un kadınların yaşam hakkını güvence altına alan temel mekanizmalar olduğunu söyleyen Saki, bu düzenlemelerin etkin biçimde uygulanmadığını ifade etti.
Kadın cinayetlerine ilişkin verileri de paylaşan Saki, şunları söyledi:
2022 yılında 327 kadın öldürüldü.
2023 yılında 333 kadın öldürüldü.
2026 yılının ilk altı ayında ise 142 kadın yaşamını yitirdi.
Saki, "İstanbul Sözleşmesi ve 6284, kadın hareketinin yıllarca verdiği mücadelenin ürünüdür. Bunlar uygulanmadığı sürece kadınların yaşam hakkı korunamaz" dedi.
"Şüpheli Kadın Ölümlerinin Üzeri Kapatılıyor"
Konuşmasında "şüpheli kadın ölümü" olarak kayıtlara geçen vakalara da değinen Saki, Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş dosyalarını örnek gösterdi.
Bu ölümlerin arkasındaki gerçeklerin açığa çıkarılması gerektiğini belirten Saki, "Biz kadınlar, şüpheli denilen birçok ölümün arkasında erkek şiddeti olduğunu biliyoruz ve bunun mücadelesini veriyoruz" ifadelerini kullandı.
Ayşe Tokyaz Davasına Dikkat Çekti
Özgül Saki, polis memuru Cemil Koç tarafından öldürülen Ayşe Tokyaz davasının da erkek şiddetinin örgütlü yapısını ortaya koyduğunu savundu.
Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler'in davayı yakından takip ettiğini belirten Saki, cezasızlık politikalarının failleri güçlendirdiğini ifade ederek, kadın örgütlerinin "Erkek şiddeti son bulana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz" çağrısını Meclis kürsüsünden aktardı.
"Araştırma Önergeleri Reddediliyor, Kadınların Talepleri Görmezden Geliniyor"
Kadınların yıllardır güvenli yaşam talebiyle mücadele ettiğini belirten Saki, Meclis'e sunulan araştırma önergelerinin reddedildiğini söyledi.
Kadınların "Sokakta da evde de öldürülmek istemiyoruz" çağrısına rağmen iktidarın kadın politikalarını yalnızca aile ve doğurganlık ekseninde şekillendirdiğini öne süren Saki, şu sözlerle konuşmasını tamamladı:
"Kadınların yaşam hakkını korumaya yönelik etkili politikalar üretilmiyor. Varsa yoksa kadınların çocuk doğurması ve ucuz iş gücü olması konuşuluyor. Artık yeter."