Kadın

Kadınlar Üniversiteye Daha Fazla Gidiyor Ama Bilimde Kadın Açığı Büyüyor

Dünya genelinde bilim mezunlarının yalnızca yüzde 35’i kadınlardan oluşuyor; teknoloji alanındaki temsil oranı ise daha da düşük.

Abone Ol

Bilimde Kadın Açığı Büyüyor: STEM Mezunlarının Sadece %35’i Kadın

Kadınlar yükseköğrenime erkeklerden daha fazla yöneliyor; ancak STEM alanlarında tablo tersine dönüyor. BM’ye göre kadınlar veri ve yapay zekâ iş gücünün yalnızca %26’sını, bulut bilişimin ise %12’sini oluşturuyor. Uzmanlar, cinsiyet eşitsizliğinin küresel sorunların çözümünü zayıflattığı uyarısında bulunuyor.

Kadınlar üniversite eğitimine erişimde önemli bir mesafe kat etmiş olsa da bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarında cinsiyet eşitsizliği sürüyor. Kadınların yükseköğrenime yönelme olasılığı genç erkeklerden daha yüksek olmasına rağmen, dünya genelinde STEM mezunlarının yalnızca yüzde 35’ini kadınlar oluşturuyor.

Araştırma fonlarına erişimdeki eşitsizlikler, toplumsal cinsiyet kalıpları ve ayrımcı işyeri uygulamaları, bilimsel kariyerin her aşamasında kadınların önüne engel koymaya devam ediyor. Özellikle teknoloji alanında tablo daha çarpıcı: Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres’e göre kadınlar veri ve yapay zekâ iş gücünün sadece yüzde 26’sını, bulut bilişim alanının ise yüzde 12’sini temsil ediyor.

Guterres, bu durumun yalnızca bir eşitlik sorunu olmadığını vurgulayarak şu uyarıda bulundu:
“Kadınların bilimden dışlanması, iklim değişikliğinden halk sağlığına ve uzay güvenliğine kadar acil küresel zorlukların üstesinden gelme konusundaki kolektif kapasitemizi zayıflatıyor.”

Daha Kapsayıcı Bir Bilim İçin Ortak Yol

BM, giderek derinleşen küresel eşitsizliklere karşı yapay zekâ, sosyal bilimler, STEM ve finans alanlarının entegrasyonunu kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınma için kritik bir araç olarak görüyor.

Uluslararası Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü kapsamında öne çıkarılan bu yaklaşım;

  • Dijital becerilerdeki cinsiyet açığının kapatılmasını,

  • Kadın öncülüğündeki girişimlerin desteklenmesini,

  • Cinsiyete duyarlı yapay zekâ yönetişiminin geliştirilmesini,

  • Sosyal kapsayıcılığı esas alan finansman modellerinin yaygınlaştırılmasını hedefliyor.

Genel Sekreter Guterres, “Yenilenebilir enerjiyi geliştirmekten bir sonraki pandemiyi önlemeye kadar geleceğimiz, olabildiğince çok insanın yeteneğinin önünü açmaya bağlı” diyerek, kadınların bilimsel potansiyelinin açığa çıkarılmasının küresel kalkınma için zorunluluk olduğuna dikkat çekti.

Bilimde Bir Rol Model: Asel Sartbaeva

Bu mücadelenin somut örneklerinden biri Kırgızistanlı kimyager ve girişimci Asel Sartbaeva. Birleşik Krallık’taki Bath Üniversitesi’nde doçent olan Sartbaeva, aynı zamanda biyoteknoloji şirketi EnsiliTech’in kurucu ortağı ve CEO’su.

Çalışmaları, küresel sağlık alanında kritik bir soruna çözüm arıyor: Aşıların yüksek sıcaklıklarda bozulmadan saklanabilmesi. Bu sayede karmaşık ve maliyetli soğuk zincir sistemlerine ihtiyaç duyulmadan, en ücra bölgelere dahi güvenli aşı ulaştırılması mümkün olabiliyor.

Sartbaeva yalnızca laboratuvarda değil, toplumsal alanda da aktif. UNICEF ile birlikte Kırgızistan’da yürütülen “Kız Çocukları Bilimde” programının elçisi olarak genç kızları STEM alanlarında eğitim ve kariyer yapmaya teşvik ediyor.

BM Haber Ajansı’na konuşan Sartbaeva, birçok toplumda kız çocuklarının geleceğine dair kararların aileleri, özellikle de babaları tarafından şekillendirildiğini belirterek şunları söyledi:
“En sık duyduğum endişe, kızlarının bilim alanına yönelmesi durumunda aile kuramayacaklarıydı. Oysa bu doğru değil. Hem bilim insanı hem de aile sahibi olunabilir; bunlar birbirini dışlamaz.”

“Size İhtiyacımız Var”

UNICEF’in yürüttüğü program; bilim alanındaki ustalık derslerini mentorluk, iletişim eğitimi ve özgüven geliştirme çalışmalarıyla birleştiriyor. Bugüne kadar binlerce kız çocuğu programa katıldı; önemli bir kısmı STEM alanlarında üniversite eğitimine devam etti.

Sartbaeva’ya göre geçmişe kıyasla kadın bilim insanlarının görünürlüğü artmış durumda. Üniversite yıllarında kadın profesörlerin son derece az olduğunu hatırlatan bilim insanı, bugün daha dengeli bir temsil ve kapsayıcılığı destekleyen politikalar gördüğünü ifade ediyor.

Ancak yolun henüz tamamlanmadığını vurguluyor ve STEM alanını düşünen kız çocuklarına net bir mesaj gönderiyor:

“Size ihtiyacımız var.”

Kadınların ve kız çocuklarının bilimsel hedeflerini gerçekleştirebilmesi, yalnızca bireysel hak meselesi değil; iklim krizinden salgınlara kadar insanlığın karşı karşıya olduğu sorunların çözümü için de hayati önem taşıyor.

STEM NEDİR?

Çağımız, buluş, üretim ve teknolojik gelişme yarışları ve Endüstri 4.0 çağı olarak adlandırılabilir. Gelişmiş ülkeler arasında süren bu yarış ortamı, bütün ülkeleri bilime, mühendisliğe ve yenilikçi teknolojilere yatırım yapmaya zorlamaktadır. Bu sebeplerden ötürü, pek çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülke, salt içerik öğretimine dayalı eğitim sistemlerinden vazgeçmektedir. Bunun yerine, öğretim programlarını güncelleyerek, sorgulamaya, araştırmaya, üretim ve buluş yapmaya imkân tanıyan STEM (Fen, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) eğitimini, eğitim sistemleriyle entegre etmeye çalışmaktadırlar.

STEM eğitimi Fen, Teknoloji, Mühendislik, Matematik disiplinleri arasındaki ayrımı tümüyle ortadan kaldırarak, bu disiplinler arasında tam uyum sağlamaya dayalı bir yapılanmadır. Bu yapılanma sonucunda, anaokulundan üniversiteye kadar bütün kademelerde, gerçek dünya problemlerini çözmek için soru soran, araştıran, üreten ve yeni buluşlar yapabilen Endüstri 4.0’ın gereksinim duyduğu bir neslin yetiştirilmesi amaçlamaktadır.