EMPERYALİST SALDIRGANLIĞA SON!
KESK, ABD ve İsrail’in emperyalist saldırılarına karşı KESK Malatya Şubeler Platformu ile birlikte basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya KESK Dersim, Elazığ, Antep ve Adıyaman Şubeler Platformu ve Emek- Demokrasi Güçleri de katılım sağladı. Açıklama metnini KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak okudu.
Koçak; "Bugün burada, Malatya Kürecik’te, emperyalist savaş politikalarına karşı sesimizi yükseltmek için toplandık" dedi.
KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak açıklamasına şu şekilde devam etti; Ortadoğu bir kez daha emperyalist müdahalelerin, saldırgan politikaların ve savaş hesaplarının hedefi haline getirilmektedir. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları bölgede yeni ve büyük bir savaşın kapısını aralamıştır. Bölgedeki ülkelere yayılmış ABD ve NATO tesislerine yönelik füze saldırılarında yaşanan sivil kayıplar bu savaşın giderek yayılma tehlikesini büyütmektedir.
Daha şimdiden savaşın yarattığı yıkım devasa boyutlara ulaşmış, büyük acılara ve insani dramlara yol açmıştır. Saldırılar sonucunda yerleşim alanları, enerji tesisleri ve altyapılar hedef alınmış; siviller yaşamını yitirmiş, yüz binlerce insan evlerini terk etmek zorunda kalmıştır. Elektrik santrallerinin, rafinerilerin ve sanayi tesislerinin hedef alınması bölge ekonomisini felç ederken; petrol ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar dünyanın dört bir yanında emekçilerin yaşamını daha da zorlaştırmaktadır.
Savaş aynı zamanda doğayı da yok etmektedir. Petrol tesislerinin vurulması, kimyasal sızıntılar, yangınlar ve patlamalar; toprağı kirletmekte, su kaynaklarını yok etmekte ve canlıların yaşam alanlarını ortadan kaldırmaktadır. Bu durum milyonlarca insanın nefes almasını zorlaştırırken ölümcül hastalıklara davetiye çıkarmaktadır.
Koçak; Savaşların en ağır bedelini emekçiler, yoksullar, kadınlar ve çocuklar ödüyor. Nitekim İran’a yönelik saldırının daha ilk gününde okul ve sağlık kuruluşlarının vurulması sonucu çok sayıda çocuk, kadın ve sivil insan yaşamını yitirmiştir.
Savaşın bedeli sadece yitirilen bedenlerle ödenmiyor. Bedelin en ağırlarından birini de göç yollarına düşenler, evlerini kaybedenler, geleceği elinden alınanlar ödüyor.
Ortadoğu halkları yalnızca bugün değil, onlarca yıldır savaş politikalarının ağır bedelini ödüyor. Irak’ta, Filistin’de, Lübnan’da, Afganistan’da, Libya’da ve Suriye’de yaşanan yıkımın sonuçlarını hep birlikte gördük.
Bugün “demokrasi” vaadiyle müdahale etmek istediği ülkelerde mevcut rejimlerin kurulmasının ve onlarca yıl dikta uygulamaları hayata geçirmelerinin sorumlusu da yine emperyalist ülkelerin kendileridir. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı sonrası Ortadoğu’da sınırları cetvelle çizenlerin, oluşturdukları bu devletlerin başında kimlerin olacağına karar verenlerin, insani değerleri değil petrol ve diğer kaynakları kendileri açısından güvenceye alanların bugün demokrasiden bahsetmeleri en hafif deyimiyle iki yüzlülüktür.
Bugün aynı senaryonun İran üzerinden yeniden sahnelenmek istendiğine tanıklık ediyoruz. Molla rejimin liderini uçakla Tahran’a indirenlerin bugün rejimin uygulamalarından rahatsız olduğu masallarına kimse inanmıyor! Müdahale bölge halklarının yarattığı tüm değerlere yöneliktir. Yer altı ve yer üstü kaynaklarını talan etmek, enerji hatlarını gasp etmek üzerinedir.
Ayfer Koçak; Bu savaşta da yeni göç dalgaları, daha derin yoksulluk, daha fazla militarizm,
daha fazla baskı ve otoriterleşme yaşanacağını geride bıraktığımız savaşlardan da biliyoruz.
Ve yine biliyoruz ki,
Savaş halkların sofrasındaki ekmeği küçültür, yoksulluğu artırır.
Savaşlarda emekçilerin hakları gasp edilir, demokrasi askıya alınır.
Savaşlar yalnızca yıkım getirmez; temel insan haklarını ve ulusal/uluslararası hukuku da ortadan kaldırır.
Savaş büyüdükçe bütçeler silahlara ayrılır, halkın ihtiyaçları ise görmezden gelinir.
Tüm komşu coğrafyadaki ülkeler gibi Türkiye de savaşın değil, barışın tarafı olmalıdır.
Ancak emperyalizmin savaş örgütü NATO’ya ve ABD’ye ait askeri tesislerin varlığı ülkemizi bu savaşın doğrudan tarafı haline getirmektedir. Malatya Kürecik’te bulunan radar üssü bunun örneklerinden biridir. Üssün varlığı savaşta taraf olmak anlamına gelmektedir.
Çünkü bu üs yalnızca bir askeri tesis değildir.
Bu üs emperyalist savaş politikalarının bir parçasıdır.
Emperyalist yayılma politikalarının bir parçası olan savaşlara, halkları birbirine karşı düşmanlaştıran politikalara hayır demeye, emperyalistlere ve yerli işbirlikçilerine karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.
Halkların barış içinde yaşayacağı bir dünya mümkündür. Bunun yolu emperyalist müdahalelere karşı halkların ortak mücadelesini büyütmektir.
Bugün buradan, bir kez daha sesleniyoruz:
Ortadoğu’yu ateşe atan politikalardan derhal vazgeçilmelidir.
Kürecik’e konuşlandırılan Patriotlar güvenlik değil, bölge için yeni riskler üretmektedir. Bu sistemler halkları korumaz; aksine Türkiye’yi ve bölgeyi emperyalist politikaların daha fazla parçası ve hedefi haline getirir.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da emekten, demokrasiden, barıştan ve halkların eşitlik temelinde bir arada yaşamasından yana tutumumuzu kararlılıkla sürdüreceğiz. Temel hak ve özgürlükleri, kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesini yükseltmeye devam edeceğiz.
İşte tam da bu yüzden; savaş değil barış istiyoruz.
Kürecik Üssü derhal kapatılmalıdır!
Türkiye’deki ABD ve NATO üsleri kapatılmalıdır!
Türkiye NATO’dan çıkmalıdır!
Benjamin Netanyahu ve Donald Trump başta olmak üzere, halklara yönelik katliamlarda karar verici olan tüm diktatörler Uluslararası Savaş Suçları Mahkemelerinde yargılanmalıdır!
Emperyalist Savaşa Hayır!
Kahrolsun Emperyalizm!
Yaşasın Barış, Demokrasi ve Emek Mücadelemiz!