KESK, komedyen Deniz Göktaş'ın tutuklanmasına tepki göstererek, düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik baskıların yeni bir aşamaya taşındığını savundu. KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, “Toplumun gülme, sorgulama ve eleştirme hakkı cezalandırılmak isteniyor” dedi.
KESK’ten “Deniz Göktaş Serbest Bırakılsın” Çağrısı
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), komedyen Deniz Göktaş’ın gözaltına alınması ve ardından tutuklanmasına karşı Ankara’da basın açıklaması düzenledi. Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi’nde gerçekleştirilen açıklamada, ifade özgürlüğü, sanatın bağımsızlığı ve demokratik haklara yönelik müdahalelere tepki gösterildi.
KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, yaptığı açıklamada, eleştiri hakkının, mizahın ve sanatın cezalandırılmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, “Eleştiri suç değildir, mizah yargılanamaz, sanat susturulamaz” ifadelerini kullandı.
“Muhalif Olan Herkes Hedef Haline Getiriliyor”
Karagöz, Türkiye’de uzun süredir temel demokratik hak ve özgürlüklerin askıya alındığını savunarak, iktidarın toplumsal rızayı demokratik yöntemlerle değil, baskı ve yargı mekanizmaları üzerinden üretmeye çalıştığını söyledi.
Açıklamada, son yıllarda siyasi parti temsilcileri, seçilmiş belediye başkanları, gazeteciler, insan hakları savunucuları, avukatlar, sendikacılar, öğrenciler, akademisyenler ve sanatçıların sistematik biçimde soruşturma, gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya bırakıldığı ifade edildi.
NATO Zirvesi Gerekçesiyle Yapılan Operasyonlara Tepki
KESK, Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen operasyonların da baskı politikalarının bir parçası olduğunu ileri sürdü. Açıklamada, yüzlerce kişinin gözaltına alındığı, yalnızca Ankara’da 103 kişinin tutuklandığı belirtilerek, KESK’e bağlı sendikaların üyelerinin de bu süreçte hedef alındığı kaydedildi.
İstanbul’da ise SES Bakırköy Şube Yönetim Kurulu Üyesi Çiğdem Yıldırım ile SES Aksaray Şubesi üyesi Dr. Barış Kaya’nın NATO karşıtı bir toplantıya katıldıkları gerekçesiyle tutuklandıkları hatırlatıldı. Çiğdem Yıldırım’ın sağlık sorunlarına rağmen ilaçlarına erişemediği belirtilerek bunun ciddi bir insan hakları ihlali olduğu vurgulandı.
“İktidar Artık Tek Bir Eleştiriden Dahi Korkuyor”
KESK açıklamasında, son dönemde çok sayıda sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğine dikkat çekilerek, dijital alanın da sansür politikalarının hedefi haline geldiği ifade edildi.
Karagöz, “Siyasal iktidar artık yalnızca meydanlardan, sokaklardan ve örgütlü mücadeleden değil; tek bir cümleden, tek bir paylaşımdan, tek bir eleştiriden dahi korkmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.
“Deniz Göktaş’ın Tutuklanması Münferit Değil”
KESK’e göre Deniz Göktaş’ın tutuklanması, tekil bir olay değil, uzun süredir devam eden baskı politikalarının yeni bir halkasını oluşturuyor.
Açıklamada, mizahın doğası gereği iktidarı, kurumları ve toplumsal yapıları eleştirdiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Otoriter rejimler yalnızca muhalefetten değil; kahkahadan, sanattan, edebiyattan ve düşünceden de korkarlar. Çünkü mizah, korku duvarlarını yıkan en güçlü toplumsal araçlardan biridir. Bugün cezalandırılmak istenen yalnızca bir komedyen değil; toplumun gülme, sorgulama ve eleştirme hakkıdır.”
Sivas ve Çorum Katliamlarının Yıldönümüne Vurgu
KESK açıklamasında, gelişmelerin Sivas Katliamı’nın 33. ve Çorum Katliamı’nın 46. yılına denk gelmesine de dikkat çekildi.
Dinsel hassasiyetlerin siyasal amaçlarla kullanılmasının toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiği belirtilen açıklamada, farklı inanç ve yaşam tarzlarını hedef gösteren söylemlerin yeni provokasyonlara zemin hazırladığı savunuldu.
“Neşemizi Çalamazlar”
KESK Yürütme Kurulu, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Korkmakta haklılar. Çünkü toplumsal öfkenin her gün büyüdüğünü görüyorlar. Gülüşümüzü engelleyemediklerini, neşemizi çalamadıklarını, umudumuzu kıramadıklarını gördükçe daha fazla saldırganlaşıyorlar. Ancak hukuksuzluğa, baskıya ve istibdat düzenine karşı emekten, demokrasiden, barıştan ve özgürlüklerden yana mücadelemizi sürdüreceğiz.”
KESK, başta Deniz Göktaş olmak üzere düşünceleri, sözleri, demokratik faaliyetleri ve siyasal görüşleri nedeniyle özgürlüklerinden mahrum bırakılan herkesin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu.