Emek

KESK’ten Sicil Affı Çağrısı: Kamu Emekçileri Cezalandırılmak Değil, Güvenceli Çalışmak İstiyor

“TBMM, birikmiş sorunları çözmek ve kamu emekçileriyle yeni, demokratik bir ilişki kurmak için af çıkarma yetkisini vakit kaybetmeksizin kullanmalıdır.”

Abone Ol

KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, kamu emekçilerinin sicil dosyalarına işlenen disiplin cezalarının affedilmesi için kapsamlı bir yasal düzenleme yapılması çağrısında bulundu. Karagöz, son 20 yılda herhangi bir sicil affı çıkarılmadığını belirterek, demokratik haklarını kullanan kamu emekçilerinin sistematik baskı, soruşturma ve cezalarla karşı karşıya bırakıldığını söyledi.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), 30 Mart – 17 Nisan 2026 tarihleri arasında kamu işyerlerinde yürüttüğü “sicil affı” imza kampanyasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. KESK Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen basın toplantısında açıklamayı KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz okudu.

Karagöz, AKP iktidarı döneminde kamu personel mevzuatında yapılan değişikliklerin kamu emekçileri açısından ciddi hak kayıplarına neden olduğunu belirterek, disiplin hükümlerinin genişletildiğini, muğlak düzenlemeler nedeniyle demokratik hak kullanımının dahi soruşturma konusu yapıldığını ifade etti.

“20 Yıldır Sicil Affı Çıkarılmadı”

Karagöz, kamu çalışanlarının sicil dosyalarına işlenen disiplin cezalarına ilişkin son düzenlemenin 2006 yılında yürürlüğe giren 5525 sayılı Kanun olduğunu hatırlatarak, aradan geçen yaklaşık 20 yılda yeni bir sicil affı düzenlemesinin yapılmadığını söyledi.

Bu süreçte kamu personel rejiminin defalarca değiştirildiğini kaydeden Karagöz, özellikle disiplin hükümlerinin genişletildiğini ve kamu emekçilerinin sürekli soruşturma tehdidi altında bırakıldığını vurguladı.

Karagöz, bugün Türkiye’de neredeyse her kamu çalışanının sicil dosyasında en az bir disiplin cezası bulunduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Basın açıklamasına katılmak, sendikal eylemlere destek vermek, iş bırakma kararı almak, sosyal medya paylaşımı yapmak, barış talebini dile getirmek ya da hukuksuzluklara itiraz etmek; adli ve idari soruşturmaların gerekçesi haline getirilmektedir.”

“Sendikal Faaliyet Suç Değildir”

KESK’in açıklamasında, kamu emekçileri üzerindeki baskının özellikle sendikal faaliyetler üzerinden yoğunlaştırıldığı ifade edildi. Demokratik haklarını kullanan kamu çalışanlarının açığa alındığı, ihraç edildiği ve çeşitli soruşturmalarla karşı karşıya bırakıldığı belirtilen açıklamada, sendikal faaliyetlerin anayasal güvence altında olduğuna dikkat çekildi.

Karagöz, grev hakkı, iş bırakma eylemi ve örgütlenme özgürlüğünün suç olmadığını belirterek, mevcut siyasal atmosferde disiplin soruşturmalarının kamu hizmetinin gerekleri için değil; itiraz eden, hak arayan ve örgütlenen kamu emekçilerini baskı altına almak amacıyla kullanıldığını söyledi.

Son Dönemde Yaşanan Hak İhlalleri Sıralandı

KESK açıklamasında, son haftalarda yaşanan çok sayıda hak ihlali örneği de paylaşıldı.

Bursa’da Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nde müdür yardımcısı olarak görev yapan SES üyesi Hasan Toprak’ın, gazeteci kızının yaptığı haber sonrası hedef gösterildiği ve görevinden uzaklaştırıldığı belirtildi.

Yine Bursa’da, KESK’in aldığı iş bırakma kararına katılan dört sendika üyesi hakkında soruşturma açıldığı ifade edildi.

Rojava’da öldürülen bir kadının saç örgüsüyle poz verilmesini protesto etmek amacıyla sosyal medya paylaşımı yapan çok sayıda KESK üyesi hakkında soruşturma başlatıldığı belirtilirken; Şırnak’ta Eğitim Sen ve SES yöneticilerinin sendikal faaliyetleri ve bir taziye ziyareti gerekçe gösterilerek açığa alındığı kaydedildi.

Adana’daki 10 Ekim Davası da Hatırlatıldı

Açıklamada, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı öncesinde yapılan barış mitingi çağrısıyla ilgili Adana’da görülen dava da gündeme getirildi.

6 Ekim 2015 tarihinde yapılan basın açıklamasına yönelik polis müdahalesi sonrası aralarında KESK üyelerinin de bulunduğu 11 kişiye hapis cezaları verildiği belirtilen açıklamada, bazı sanıkların “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla artırımlı cezalar aldıkları ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması taleplerinin reddedildiği ifade edildi.

“Disiplin Cezaları Bir Baskı Aracına Dönüştü”

Karagöz, sicile işlenen disiplin cezalarının yalnızca idari bir kayıt olmadığını belirterek, bu cezaların kamu emekçilerinin çalışma yaşamında ciddi sonuçlar doğurduğunu söyledi.

Açıklamada disiplin cezalarının;

  • Görevde yükselme süreçlerinde engel oluşturduğu,
  • İdarecilik görevlerinin önünü kapattığı,
  • Tayin ve görevlendirmelerde ayrımcılığa neden olduğu,
  • Maddi hak kayıpları yarattığı,
  • Kamu emekçileri üzerinde sürekli bir baskı aracına dönüştüğü ifade edildi.

KESK ayrıca, Türkiye’nin Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) raporlarında sendikal hakların en kötü durumda olduğu 10 ülke arasında gösterildiğine dikkat çekti.

OHAL KHK’larıyla İhraç Edilenler İçin de Düzenleme Talebi

KESK, yalnızca sicil affı değil, OHAL KHK’ları ile kamu görevinden çıkarılan emekçiler için de yasal düzenleme yapılmasını istedi.

Haklarında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma bulunmayan veya süreçleri lehlerine sonuçlanan kamu emekçilerinin görevlerine dönmesini sağlayacak düzenlemelerin zorunlu hale geldiği belirtilen açıklamada, sicil affının yalnızca KESK üyelerinin değil tüm kamu çalışanlarının ortak talebi olduğu ifade edildi.

“Sicil Affı Artık Ertelenemez Bir İhtiyaçtır”

KESK, cinsel saldırı, çocuk istismarı, kadınlara yönelik şiddet ve yüz kızartıcı suçlar kapsamındaki cezalar hariç olmak üzere kamu çalışanlarına verilen disiplin cezalarının bütün sonuçlarıyla affedilmesini ve sicil dosyalarından silinmesini istedi.

Karagöz, sicil affının artık yalnızca bir talep değil, ertelenemez bir ihtiyaç haline geldiğini belirterek şu çağrıyı yaptı:

“TBMM, birikmiş sorunları çözmek ve kamu emekçileriyle yeni, demokratik bir ilişki kurmak için af çıkarma yetkisini vakit kaybetmeksizin kullanmalıdır.”

KESK’in açıklamasında, konfederasyonun sicil affı talebini uzun süredir gündemde tuttuğu, imza kampanyaları yürüttüğü, Meclis’te grubu bulunan muhalefet partileriyle görüştüğü ve son olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile yapılan görüşmede talebin doğrudan iletildiği belirtildi.

Açıklama, “KESK olarak bu mücadelenin takipçisi olmaya devam edeceğiz” mesajıyla sona erdi.