15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) sürecinde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile en az 152 bin kamu emekçisi görevinden ihraç edildi. Süreç kapsamında yaklaşık 159 bin kamu çalışanının ihracının önünü açan düzenlemelerin üzerinden 10 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, ihraç edilenler göreve iadelerinin sağlanmasını ve KHK’lerin iptal edilmesini talep ediyor. Barış ve Demokratik Toplum Süreci tartışmalarının yürütüldüğü bu dönemde konuşan KHK’li emekçiler Leyla Çakır ve Sinan Ok, kalıcı bir toplumsal barış için KHK rejiminin sona ermesi gerektiğini söyledi.
“2016’dan Bu Yana Hukuk Askıya Alındı”
Sinan Ok, 15 Temmuz gecesinin ardından 20 Temmuz itibarıyla hukukun askıya alındığını belirterek, OHAL KHK’leri ile 2018 Temmuz’a kadar iki yıl içinde 152 bin kamu çalışanının mevcut yasal süreçler işletilmeden görevinden çıkarıldığını ifade etti.
Devlet Memurları Kanunu, anayasal güvenceler ve ILO sözleşmelerinin uygulanmadığını dile getiren Ok, OHAL’in resmen sona ermesine rağmen OHAL hukukunun fiilen devam ettiğini söyledi.
Ortada süregelen bir hukuksuzluk bulunduğunu vurgulayan Ok, bu durumun hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) hem de Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına aykırı olduğunun ortaya çıktığını belirtti. Ok, artan sayıda AİHM kararının bu tabloyu ortaya koyduğunu ifade etti.
“Yaşamını Yitirdikten Sonra İade Edilenler Oldu”
OHAL döneminde kurulan OHAL Komisyonu’nu eleştiren Ok, bu yapının ne mahkeme ne de gerçek anlamda idari bir kurul olduğunu söyledi. İnsanların beş yılı aşkın süre komisyon önünde bekletildiğini, komisyonun 2023 sonunda kapatıldığını hatırlattı.
Ok, şu ana kadar tespit edebildikleri kadarıyla 100’den fazla kişinin hayatını kaybettikten sonra görevine iade edildiğini, haklarında herhangi bir suçlama bulunmadığının ortaya çıktığını dile getirdi. Ayrıca binden fazla kişinin dosyası karara bağlanmadan yaşamını yitirdiğini belirtti.
Dosyaların büyük bölümünün Ankara’daki sınırlı sayıda mahkemeye yönlendirilmesini de eleştiren Ok, kişilere yöneltilen ithamların ve işten çıkarılma gerekçelerinin çoğu zaman belirsiz olduğunu söyledi.
“Bu Zorbalık Rejimi Derhal Son Bulmalıdır”
Ok, Türkiye tarihinde ağır hak ihlallerinin yaşandığını ancak KHK sürecinin milyonlarca insanı etkileyen bir tablo ortaya çıkardığını ifade etti.
Masumiyet karinesi, cezaların geriye yürümezliği ve çalışma hakkı gibi anayasal ilkelerin ihlal edildiğini savunan Ok, KHK’lerle birlikte kamuda farklı bir personel rejiminin oluştuğunu belirtti.
“152 bin insan işten atıldı; geriye kalan kamu personeli de susturuldu. Kamuda yaşanan pek çok uygulamaya karşı bir direnç görülmemesinin nedeni bu KHK düzenidir. Bu zorbalık rejimi derhal son bulmalıdır” dedi.
“TBMM’nin Ana Başlıklarından Biri KHK’liler Olmalıdır”
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne de değinen Ok, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yürütülen çalışmalarda KHK düzenlemelerinin temel başlıklardan biri olması gerektiğini söyledi.
KHK rejiminin tamamen ortadan kaldırılması, sorumlular hakkında işlem yapılması ve suçu ispatlanmamış kişilerin gecikmeksizin tazminatlarıyla birlikte görevlerine iade edilmesi gerektiğini belirten Ok, “Bu sağlanmadan toplumsal barıştan söz etmek mümkün değildir” ifadelerini kullandı.
“Eğitim Sen’li Öğretmenler Hedef Alındı”
2017 yılında KHK ile ihraç edilen öğretmen Leyla Çakır ise o dönem 15 yıllık eğitimci ve bir okulda idareci olduğunu belirtti. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) üyesi olduğunu söyleyen Çakır, Cizre’de yaşanan olayların ardından KESK’in iki günlük iş bırakma eylemine katıldıkları için isimlerinin listelendiğini ve bu nedenle ihraç edildiklerini ifade etti.
İhraç kararını bir gece öğrendiğini belirten Çakır, iki çocuk annesi olduğunu ve sürecin hem psikolojik hem ekonomik açıdan ağır sonuçlar doğurduğunu dile getirdi.
“Anadilde Eğitim Talebimiz Terörle İlişkilendirildi”
Çakır, çocukların anadilinde eğitim görmesi yönündeki taleplerinin “terörle” ilişkilendirildiğini belirterek şunları söyledi:
“Bir öğrencinin kendi anadilinde eğitim görmesi kadar doğal bir şey yoktur. Bizler barış ve kardeşlikten yana olduk. Ancak bu talebimiz suç gibi gösterildi. Yeni yargı paketleri konuşuluyor; fakat KHK’li insanlar için somut bir düzenleme göremiyoruz. Herkes işinin başına dönmeli, bu soruna bir çözüm bulunmalıdır.”
KHK ile ihraç edilen emekçiler, aradan geçen 10 yılı aşkın sürenin ardından göreve iade ve hukuki güvencelerin sağlanmasını talep ediyor.
MA / Bilal Babat - Özlem Yacan