AYM’den Emsal Karar: Kamu Görevinden Çıkarılma Tek Başına “Terör İrtibatı” İçin Delil Olamaz Noterlik Başvurusu Reddedilen Eski Hâkim İçin Hak İhlali Kararı: “Somut Bilgi ve Belge Şart” Anayasa Mahkemesi (AYM) (Mahkeme Karar Linki) Genel Kurulu, olağanüstü hal döneminde kamu görevinden çıkarılmış olmanın tek başına “terör örgütüyle iltisak veya irtibat” kanıtı sayılamayacağına hükmederek önemli bir emsal karara imza attı. Mahkeme, herhangi bir somut bilgi veya belge ortaya konulmaksızın yalnızca meslekten çıkarılma işlemine dayanılarak kişinin noterlik hakkından mahrum bırakılmasının Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğine karar verdi. Karar, 2016 yılında 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında hâkimlik mesleğinden çıkarılan Ahmet Ata Uzuner’in bireysel başvurusu üzerine verildi. Hâkimlikten Çıkarıldı, Noterlik Başvuruları Reddedildi Noterlik belgesine sahip olan başvurucu, ilan edilen boş noterlik kadrolarına atanmak için başvuruda bulundu. Ancak Adalet Bakanlığı, 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nda yer alan “terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmama” şartını taşımadığı gerekçesiyle başvuruları kabul etmedi. Başvurucu bunun üzerine idari yargıya başvurdu ancak ilk derece mahkemesi ile istinaf mercileri de hâkimlikten çıkarılmış olmasını, örgütle irtibat veya iltisak bakımından yeterli gerekçe olarak değerlendirdi. AYM: Meslekten Çıkarma Kararı Tek Başına Yeterli Değil Anayasa Mahkemesi ise bu yaklaşımı anayasal güvencelerle bağdaşmayan bir yorum olarak değerlendirdi. Kararda, terör örgütüyle irtibat veya iltisak tespitinin mutlaka somut olgulara dayanması gerektiği vurgulanırken, sadece kamu görevinden çıkarılmış olmanın böyle bir sonuca ulaşmak için yeterli kabul edilemeyeceği belirtildi. Mahkeme, özellikle kişinin daha sonra görevine iade edilmiş olmasının, yalnızca ihraç kararına dayanan değerlendirmeleri tamamen dayanaksız bıraktığını ifade etti. “Somut Olgu Ortaya Konulmadı” AYM kararında dikkat çeken değerlendirmelerden biri de idari ve yargısal makamların hiçbir somut bilgiye dayanmadığı yönündeki tespit oldu. Kararda, başvurucunun yargılama sürecinde meslekten çıkarma kararında herhangi bir somut gerekçe bulunmadığını ve terör örgütüyle bağlantısını gösteren hiçbir delilin ortaya konulamadığını ileri sürdüğü, buna rağmen mahkemelerin yalnızca meslekten çıkarılmış olmasını yeterli gördüğü belirtildi. Yüksek Mahkeme, karar gerekçelerinde başvurucunun herhangi bir eylemine, bilgiye veya örgütle irtibatını gösterecek somut bir vakıaya yer verilmediğine dikkat çekti. Beraat ve Göreve İade Vurgusu Kararda ayrıca başvurucu hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamasıyla yürütülen ceza yargılamasının beraatle sonuçlandığı ve daha sonra hâkimlik görevine iade edildiği de hatırlatıldı. AYM, bu gelişmeler karşısında yalnızca geçmişte verilmiş meslekten çıkarma kararına dayanılarak kişinin terör örgütüyle bağlantılı kabul edilmesinin hukuki temelinin bulunmadığını değerlendirdi. OHAL Döneminde de Ölçülülük İlkesi Geçerli Anayasa Mahkemesi, olağanüstü hal dönemlerinde dahi temel hak ve özgürlüklere yönelik müdahalelerin keyfi olamayacağını ve “durumun gerektirdiği ölçüde” uygulanması gerektiğini vurguladı. Kararda, idarenin ve mahkemelerin ilgili ve yeterli gerekçeler ortaya koymasının anayasal bir zorunluluk olduğu belirtilirken, aksi uygulamaların bireyleri usule ilişkin güvencelerden yoksun bırakarak ölçülülük ilkesini ihlal edeceği ifade edildi. Yeniden Yargılama Kararı Anayasa Mahkemesi, başvurucunun özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine oy birliğiyle karar verdi. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 11. İdare Mahkemesine gönderilmesine hükmeden Yüksek Mahkeme, tazminat taleplerini ise reddetti. Benzer Dosyalar İçin Emsal Niteliğinde Karar, kamu görevinden çıkarılmış olmanın tek başına “terör örgütüyle iltisak veya irtibat” karinesi oluşturamayacağını açık biçimde ortaya koyması bakımından emsal niteliği taşıyor. AYM’nin değerlendirmesine göre, kişilerin mesleki haklarına yönelik kısıtlamalar ancak somut, nesnel ve denetlenebilir bilgi ve belgelerle desteklenmesi halinde hukuka uygun kabul edilebilir. Aksi durumda yalnızca kamu görevinden çıkarılmış olmak, başka mesleklere girişin engellenmesi için yeterli hukuki dayanak oluşturmaz.