DEM Parti milletvekili Meral Danış Beştaş, sosyal medyada Kürtlere yönelik ırkçı, aşağılayıcı ve hedef gösterici paylaşımlara sert tepki gösterdi. Beştaş, bu dilin artık “münferit” olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, yaşananların örgütlü, sistematik ve süreklilik arz eden bir nefret söylemi ve nefret suçu olduğunu vurguladı.
Beştaş, Türk Ceza Kanunu’nun açık hükümlerine dikkat çekti.
TCK’nın 216. maddesinin, halkın bir kesimini ırk ve etnik köken temelinde alenen aşağılamayı suç saydığını hatırlatan Beştaş, 122. maddenin ise etnik köken nedeniyle ayrımcılığı açıkça nefret ve ayrımcılık suçu olarak tanımladığını ifade etti.
Bu tür fiillerin “ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirten Beştaş, Anayasa’nın 26. maddesinin ifade özgürlüğünü; başkalarının haklarının, kamu düzeninin ve toplumsal barışın korunması amacıyla sınırlandırılabileceğini açıkça düzenlediğini vurguladı.
“Devletin yükümlülüğü pasif değildir”
Anayasa’nın 10. maddesine de işaret eden Beştaş, devletin dil, ırk ve etnik köken ayrımı yapmaksızın eşitliği sağlamakla yükümlü olduğunu, bu yükümlülüğün yalnızca pasif bir tutum değil, aynı zamanda koruma ve önleme sorumluluğu içerdiğini ifade etti.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AİHM içtihatlarının da nefret söylemini koruma altına almadığını belirten Beştaş, devletlerin nefret diline karşı etkin önlem almak zorunda olduğunu hatırlattı. Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 20. maddesinin ise ırkçı nefreti körükleyen her türlü propagandayı yasakladığını anımsattı.
“Nefret dili serbest bırakılırsa sonuç şiddettir”
Türkiye’nin yakın tarihine dikkat çeken Beştaş, 6–7 Eylül, Maraş, Çorum ve Sivas katliamlarını hatırlatarak, bu olayların kendiliğinden yaşanmadığını; öncesinde hedef göstermenin, cezasızlığın ve hukukun işletilmemesinin bulunduğunu ifade etti.
“Hukuku uygulamamak da bir tercihtir ve bu tercih anayasal sorumluluk doğurur” diyen Beştaş, Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulundu.
Beştaş, Adalet Bakanlığı’nın derhal;
-
Nefret söylemine ilişkin soruşturmaları etkin biçimde yürütmesi,
-
Cezasızlık algısını ortadan kaldırması,
-
Kamuoyuna açık ve bağlayıcı bir irade ortaya koyması gerektiğini vurguladı.
Açıklamasının sonunda Beştaş, devletin görevinin çoğunluğun öfkesine alan açmak değil; herkesin canını, onurunu ve eşit yurttaşlık hakkını korumak olduğunu belirterek, “Kürtlere yönelik nefretin normalleştirilmesine derhal son verilmelidir. Bu bir siyasi çağrı değil, anayasal ve hukuki bir zorunluluktur” dedi.