Gündem

Münir Korkmaz: KHK’ler demokrasi ve toplumsal barışın önündeki en büyük engellerden biri

Münir Korkmaz, “KHK meselesi bir istihdam sorunu değil, doğrudan demokrasi ve barış meselesidir” dedi.

Abone Ol

Toplumsal Barış ve Demokrasi için Ortak Mücadele İmkânları toplantısında konuşan KESK’li KHK’li Münir Korkmaz, OHAL ve KHK uygulamalarının yüz binlerce insanı hukuksuz biçimde toplumsal yaşamdan dışladığını vurguladı. Korkmaz, “KHK meselesi bir istihdam sorunu değil, doğrudan demokrasi ve barış meselesidir” dedi.

Sivil toplumdan barış ve demokrasi forumu

34 kurumun çağrısıyla 18 Ocak’ta İstanbul Cem Karaca Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Toplumsal Barış ve Demokrasi için Ortak Mücadele İmkânları” toplantısında sivil toplum örgütleri, toplumsal barışın önündeki engelleri ve çözüm taleplerini tartıştı. Forumda söz alan KESK’li KHK’li Münir Korkmaz, OHAL döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK) yarattığı derin toplumsal yaraya dikkat çekti.

“KHK meselesi demokrasi ve barışla doğrudan bağlantılıdır”

Konuşmasına KHK meselesinin yalnızca bireysel mağduriyetlerden ibaret olmadığını vurgulayarak başlayan Korkmaz, şunları söyledi:

“Bu sürecin sadece bir silah bırakma meselesi olmadığını düşünüyoruz. Ülkenin demokratikleşmesiyle doğrudan ilgilidir. Yüz binlerce insan 10 yıldır KHK zulmünü yaşıyor ve toplumda derin bir sessizlik var. Bugün KHK’leri görmezden gelerek barıştan söz etmek mümkün değildir.”

Korkmaz, bu nedenle KHK’lilerin de sürecin öznesi olarak forumun içinde yer aldığını ve 34 kurum arasında olduklarını belirtti.

12 Eylül örneği: “Cunta döneminde bile iadeler yapıldı”

KHK’lerin tarihsel karşılaştırmasını yapan Korkmaz, 12 Eylül askeri darbesi sonrasına dikkat çekti:

“12 Eylül faşist cunta döneminde toplam 4 bin 900 kişi ihraç edilmişti. 3 yıl sonra iadeler başladı, 1989’da Danıştay içtihat birleştirme kararı verdi ve neredeyse tamamı görevlerine döndü. 1990’da Meclis’ten yasa çıktı, hükümlü olanlar dahi iade edildi. Bugün ise bir darbe girişimi sonrası yüz binlerce insan ihraç edildi, 10 yıl geçti hâlâ KHK’lıyız.”

“Gerçek barış, eşitlik ve adaletle mümkündür”

Toplumsal barışın ancak herkes için adaletin sağlandığı bir düzende mümkün olabileceğini vurgulayan Korkmaz, demokratik kitle örgütlerinin bu süreçte kritik bir rol üstlendiğini ifade etti:

“Gerçek anlamda barış, toplumun her kesiminin kendini güvende hissettiği, eşit haklara sahip olduğu ve adaletin ayrımsız uygulandığı bir düzenle mümkündür. Demokratik kitle örgütleri demokrasinin vicdanıdır.”

OHAL ve KHK’lerin yarattığı toplumsal travma

OHAL döneminde çıkarılan KHK’lerin yalnızca bireyleri değil, aileleri ve tüm toplumu etkileyen derin bir travmaya yol açtığını söyleyen Korkmaz, bu sürecin toplumsal barışı ağır biçimde zedelediğini belirtti:

“OHAL’in hukuk dışı uygulamaları, yalnızca ihraç edilenleri değil, toplumun bütününü kapsayan bir yaraya dönüştü. Ayrımcılığın, keyfiliğin ve hukuksuzluğun olduğu yerde barış kök salamaz.”

“300 bini aşkın insan yargısız biçimde suçlu ilan edildi”

Korkmaz, KHK sürecinin boyutlarını şu sözlerle aktardı:

“KHK’lerle 152 bin kamu görevlisi doğrudan ihraç edildi. OHAL sonrası işlemlerle bu sayının 300 bini aştığı tahmin ediliyor. İhraç edilenlerin isimleri, sorgulama ve yargılama yapılmadan Resmî Gazete’de ‘terörist’ olarak yayımlandı. İnsanlar bir gecede, mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edildi.”

153 farklı hak ihlali

KHK’lilerin yalnızca işlerini kaybetmediğini vurgulayan Korkmaz, yaşanan hak ihlallerini şöyle sıraladı:

  • Deprem ve kamu kredilerinden yararlanamama

  • İş yeri ruhsatı alamama

  • Banka hesaplarına bloke konulması

  • Mesleki lisansların ömür boyu iptali

  • Özel sektörde çalışmanın fiilen engellenmesi

  • Burs ve sosyal yardımlardan dışlanma

  • SSK kayıtlarına “KHK ile ihraç” ibaresinin kalıcı şekilde işlenmesi

“Bir işe başvurduğumuzda sistemde Kod 36 çıkıyor: ‘Teröristleri işe almayın.’ Bu nedenle insanlar ya hiç iş bulamıyor ya da sigortasız, asgari ücretin altında çalışmak zorunda kalıyor.”

İnsan kaynağı erozyonu ve ağır bedeller

KHK sürecinin ülkenin nitelikli insan gücünü yok ettiğini ifade eden Korkmaz, eğitime, sağlığa, akademiye ve ekonomiye büyük zarar verildiğini söyledi. En acı tabloyu ise şu sözlerle aktardı:

“OHAL sonrasında en az 130 KHK’lı intihar etti. 1200’den fazla insan ise hastalanarak ya da bilmediği ağır işlerde çalışırken yaşamını yitirdi.”

Yargı kararları uygulanmıyor

Korkmaz, AİHM, AYM, ILO ve BM kararlarının uygulanmadığını vurgulayarak hukukun askıya alındığını söyledi:

“AİHM’in 2023’te verdiği Yalçınkaya kararı adil yargılanma ve örgütlenme özgürlüğü ihlalini açıkça ortaya koymasına rağmen yerel mahkemelerce dikkate alınmadı. AYM’nin Barış Akademisyenleri için verdiği kararlar da uygulanmadı.”

KHK’lılardan net talepler

Konuşmasının sonunda KHK’lilerin taleplerini sıralayan Münir Korkmaz, şu başlıkların altını çizdi:

  • Masumiyet karinesi ve suçta-cezada kanunilik ilkesinin yeniden tesis edilmesi

  • “İrtibat” ve “iltisak” gibi belirsiz kavramların kaldırılması

  • AİHM, AYM, ILO ve BM kararlarının uygulanması

  • OHAL KHK’lerinin iptali

  • Adil ve bağımsız yeniden yargılama

  • Takipsizlik ve beraat alanların derhal görevlerine iadesi

  • Özel sektörde çalışmayı engelleyen düzenlemelerin kaldırılması

  • SSK kayıtlarındaki “KHK ile ihraç” ibaresinin silinmesi

  • Yargı ve infaz paketlerinin KHK’lileri de kapsaması

  • Meclis ve insan hakları komisyonlarında KHK’lilerin dinlenmesi

Konuşmasını “KHK’lar gidecek, biz kalacağız” sözleriyle tamamlayan Korkmaz, salondan alkış aldı.

Ahmet Türk’ten mesaj: “Barış halkların eşit yaşamıyla mümkündür”

Toplantıda ayrıca Ahmet Türk, Tunç Soyer ve Leyla Zana’nın mesajları paylaşıldı. Ahmet Türk mesajında, barış ve demokrasinin halkların eşit ve özgür birlikte yaşamıyla mümkün olduğunu vurgulayarak, “Diyalogla, adaletle ve demokrasiyle toplumsal barışı birlikte inşa edebiliriz” dedi.