Araştırmacı Yazar Oğuz Şahin, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın Türkiye ve dünya ekonomisi üzerindeki kritik etkilerini gazetemize değerlendirdi. Şahin, "2026 yılı, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinde bir kırılma noktası olacak," dedi.
Kent, yerel yönetimler ve çevre politikaları konusundaki çalışmalarıyla tanınan Araştırmacı Yazar Oğuz Şahin, Avrupa Birliği’nin (AB) 2050 yılına kadar "iklim-nötr" kıta olma hedefi doğrultusunda başlattığı Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM) hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Özellikle sanayi ve ticaret sektörlerini yakından ilgilendiren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) 2026 itibarıyla mali yükümlülük dönemine girdiğini hatırlatan Şahin, Türkiye'nin bu sürece uyum sağlamasının ekonomik bekası için hayati önem taşıdığını vurguladı.
"Karbon Ayak İzi Artık Bir Ticaret Bariyeri"
Şahin, gazetemize yaptığı açıklamada, yeşil dönüşümün sadece bir çevre projesi olmadığını, küresel ticaretin yeni anayasası olduğunu belirtti:
"Avrupa Yeşil Mutabakatı, üretimin her aşamasında karbon salınımını minimize etmeyi hedefliyor. Özellikle demir-çelik, çimento, gübre ve enerji gibi sektörlerimizde 'Sınırda Karbon Vergisi' ile karşı karşıyayız. Eğer yerel yönetimlerimiz ve sanayicilerimiz bu dönüşümü hızlandırmazsa, ihracatımızda ciddi maliyet artışları kaçınılmaz olacaktır. Yeşil dönüşüm artık bir tercih değil, küresel pazarda var olabilmek için bir zorunluluktur."
Yerel Yönetimlere "Ekolojik Kent" Çağrısı
Ekolojik kent modelleri üzerine akademik çalışmaları bulunan Şahin, dönüşümün yerelde başlaması gerektiğine dikkat çekti. "Sürdürülebilir şehirler inşa etmek, sadece enerji tasarrufu sağlamak demek değildir; bu aynı zamanda döngüsel ekonomiyi canlandırmak ve temiz enerji istihdamı yaratmaktır," diyen Şahin, belediyelerin stratejik planlarında iklim değişikliğiyle mücadeleyi en üst sıraya koymaları gerektiğini ifade etti.
2026: Kritik Eşik
Şahin, açıklamalarını şu uyarıyla noktaladı:
"AB'nin 'Fit for 55' paketi kapsamında 2030’a kadar emisyonları %55 azaltma hedefi, bizler için de bir yol haritası olmalı. 2026 yılından itibaren binaların ve karayolu taşımacılığının da emisyon ticaret sistemine dahil edilmesi planlanıyor. Bu süreçte hem kamu hem de özel sektör, Ar-Ge ve yeşil teknoloji yatırımlarına öncelik vermelidir."