Siyaset

Perihan Koca, Kürt Halk Hareketi Karşı Devrim Kıskacında: Bir Son mu, Bir Başlangıç mı?

Abone Ol

Perihan Koca

Kuzey ve Doğu Suriye’de 6 Ocak Paris buluşmasından bu yana yaşanan gelişmeler, uluslararası güç ilişkileri ve bölge dinamiklerini derinden etkileyecek; hatta yeniden dizayn edecek yeni bir dönemi başlatmış bulunuyor.

Suriye sahası çok katmanlı güç ilişkilerinin belirlediği ve aynı zamanda bu ilişkileri belirleyen bir alan. Yaşananlar yalnızca kendisiyle sınırlı kalmayacak; süreç ilerledikçe çarpan etkisiyle yeni gelişmeleri tetikleyecek, birçok olasılığı beraberinde getirecektir.

Rojava Merkezli Uluslararası Komplo

Bugün Kürt halkına karşı Rojava merkezli uluslararası bir komplo uygulanmaktadır. Uluslararası ölçekte yürütülen bu özel savaşın hedefinde, Kürtlerin kimliği, statüsü ve tarihsel kazanımları bulunmaktadır.

Bu komplo, Kürt halkına karşı yüzyılı aşkın süredir sürdürülen inkâr ve imha siyasetinin, değişen bölgesel koşullara uyarlanmış yeni bir biçimidir. Ancak bu yeni biçim, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu kodlarıyla damgalanmıştır.

IŞİD’e hayat öpücüğü verilmesi, HTŞ taşeronluğunda sürdürülen saldırılar; emperyalist ABD, onun bölgedeki karakolu olan İsrail ve Türkiye’nin oluşturduğu bir Troyka üzerinden yürütülen sistematik bir tasfiye planının parçasıdır.

İttihatçı Zihniyetin Güncellenmiş Hali

Yaşananlar, İttihatçı zihniyetin 20. yüzyılın başında halkları ateşe atan politikalarını hatırlatmaktadır. Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Kürt halkı, bölgesel ve küresel güçlerin cenderesi altında tutulmuş; kendi kaderini tayin hakkı, Kürtlere karşı oluşturulan ittifakların konsensüsüyle engellenmiştir.

Bugün bu karanlık konsensüs, yeni koşullara göre revize edilmektedir. İttihatçı siyasal geleneğin güncellenmiş temsilcileri, yıkıcı savaş politikalarını birer birer devreye sokmaktadır.

Tasfiye mi, Sıçrama mı?

Kürt özgürlük hareketinin yıllara yayılan mücadelesiyle elde edilen kazanımlar, bugün uluslararası bir tasfiye planıyla karşı karşıyadır. Bu dayatma, Kürt siyasal hareketindeki bazı zaaflara çarparak gerilimler üretmektedir.

Rojava’da cisimleşen halkçı demokratik düzen, yaşam ile ölüm arasında salınmaktadır. Günlük gelişmeler, bir yandan tüm kazanımların tasfiye edilmesi riskini büyütürken, öte yandan Kürt hareketinde yeni sıçramaların da önünü açabilecek bir potansiyel barındırmaktadır.

Bu sıçramanın nüveleri, Kürt halkına dayatılan soykırım karşısında Kürdistan’ın dört parçasında ortaya çıkan kitlesel hareketlenmelerde görülmektedir.

Karşı Devrim Cephesi ve Irkçı Abluka

Uluslararası bir karşı devrim harekete geçmiş durumdadır. Kürt halkının halkçı demokratik refleksleri, başta Türkiye egemenleri olmak üzere uluslararası egemen sınıf ittifakını tedirgin etmekte; bu nedenle süreç karşı devrimci hamlelerle boğulmak istenmektedir.

Katliamcı cihatçı çetelere verilen destek, ülke içinde bilinçli biçimde yükseltilen ırkçılık ve faşizan dil, bu saldırının tamamlayıcı unsurlarıdır. Trump öncülüğündeki emperyalist blok bu sürece açık destek vermektedir.

Devlet içindeki farklı fraksiyonlar, kendi aralarındaki tüm gerilimlere rağmen Kürt düşmanlığı ortak paydasında birleşmiş durumdadır.

Sahte Sol ve Sömürgeci Komünizm

Bu cephede yalnızca iktidar güçleri değil; kendisini “sol” ya da “komünist” olarak tanımlayan, ancak Kürt halkına yukarıdan ve dışlayıcı bir yerden bakan kesimler de yer almaktadır.

Bu anlayış, Kürt halk hareketinin yalnızlaştırılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Konforlu alanlardan, bedel ödemeden konuşan bu kesimler, sürecin içinde olmadan sonuçlar üzerinden hüküm vermektedir.

Gerçek Müttefikler: Sosyalistler

Tüm bunlara rağmen, bu süreç bir kez daha turnusol işlevi görmüştür. Kürt halkının en sadık müttefiklerinin sosyalistler olduğu, ateş hattında bir kez daha doğrulanmıştır.

Rojava devriminin harcı, Kürt halk hareketi ile Türkiye sosyalistlerinin ortak mücadelesiyle; enternasyonalist devrimcilerin emeği ve kanıyla karılmıştır.

İşçi sınıfı ve halklar açısından yegâne kurtuluş, Kürt halk hareketi ile sosyalistlerin stratejik birlikteliğinden geçmektedir.

Zaaflar Var mı? Elbette Var

Bir sosyalist ve bu süreci içeriden gözlemlemiş bir milletvekili olarak açıkça söylemek gerekir: Kürt siyasal hareketinin zaafları da vardır.

Liberal konumlanışın ağırlığı, örgütsel dağınıklık, devrimci yurtsever hattın inisiyatif kaybı ve ideolojik silikleşme önemli sorun alanlarıdır. Ancak tarihsel deneyimi ve direnci yüksek bir halk hareketi söz konusudur. Bu sorunlar aşılabilir ve aşılacaktır.

Son Söz

Bugün herkes hesabını yaparken, esas belirleyici olan sokaktaki halkın direnişi olacaktır. Bu süreç, yalnızca bir sonu değil; aynı zamanda yeni bir başlangıcı da içinde barındırmaktadır.