Ana haber spikeri Pınar Erbaş, görevine son verilmesine ilişkin açıklamasında, tarafsızlıkla haber sunma yükümlülüğü bulunan bir gazeteci olmasına karşın, “eski eşiyle ilgili haberleri sunmasının istenmemesi” gerekçe gösterilerek işine son verildiğini açıkladı. Erbaş, yaşanan süreci “büyük bir haksızlık” olarak nitelendirdi.
Erbaş, kısa bir izin döneminde olduğunu, bu iznin önce uzatıldığını, ardından ise aynı kurumda görevine devam edemeyeceğinin kendisine bildirildiğini belirtti. Sürecin kendisi açısından kabul edilemez olduğunu vurgulayan Erbaş, “Mağduru bile olmayı içime sindiremediğim bir hikâyenin kurbanı olmayı kabul etmem mümkün değil” ifadelerini kullandı.
“Eski eş” gerekçesi tartışma yarattı
Hukuki ve ahlaki açıdan tartışmaya açık olmayan bir konumda olduğunu belirten Erbaş, “eski eş” olmanın gerekçe gösterilmesinin suçun şahsiliği ilkesiyle çeliştiğini ifade ederek, bu durumu kamuoyunun takdirine bıraktığını söyledi.
Açıklamasında toplumsal cinsiyet eşitsizliğine de dikkat çeken Erbaş, “Söz konusu suçlamaların odağında bir kadın olarak ben olsaydım, karşı tarafın işine son verilir miydi?” sorusunu yöneltti ve bu sorunun cevabını bildiğini belirtti.
“15 senelik emeğim var”
Meslek hayatında 15 yıllık bir emeği olduğunu vurgulayan Erbaş, stajyerlikten muhabirliğe, editörlükten ana haber spikerliğine uzanan kariyerini mesleki ilke ve etik kurallar çerçevesinde, yoğun mücadelelerle inşa ettiğini dile getirdi. “Kariyer benim. Tek başıma yaptım. Yine yaparım” diyen Erbaş, yaşananlar karşısında şaşkın ve kırgın olduğunu ifade etti.
Pınar Erbaş’ın açıklamaları, medya sektöründe tarafsızlık, etik, suçun şahsiliği ve toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.