Gündem

Sedef Kabaş: “Hakikatin Peşinde Olmak Bedel Ödemeyi Göze Almaktır”

Panel, Türkiye’de aydın kimliğinin ve demokratik sorumluluğun yeniden tartışıldığı önemli bir buluşma olarak öne çıktı.

Abone Ol

Adana Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “Cumhuriyet ve Aydın Sorumluluğu” panelinde gazeteci Sedef Kabaş, Türkiye’nin içinden geçtiği süreci “karanlık bir dönem” olarak tanımlarken, aydın sorumluluğunu hakikat, cesaret ve bedel ödeme ekseninde değerlendirdi. Kabaş, basın özgürlüğünden sivil itaatsizliğe kadar geniş bir çerçevede çarpıcı mesajlar verdi.

Adana’da Yoğun Katılımlı Panel

Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda gerçekleştirilen “Cumhuriyet ve Aydın Sorumluluğu” paneli yoğun katılımla yapıldı. Programa Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Başkan Vekili Güngör Geçer, CHP Adana İl Başkanı Anıl Tanburoğlu, CHP Milletvekilleri Müzeyyen Şevkin ve Orhan Sümer katıldı.

Panel öncesinde Zeydan Karalar ve Güngör Geçer açılış konuşmaları yaparken, moderatör Erdal Yıldırım panelin güncel önemine dikkat çekti. Panelde ayrıca Deniz Zeyrek, Mehmet Aslantuğ ve Gamze Taşçıer de konuşmacı olarak yer aldı.

“Karanlık Bir Dönemden Geçiyoruz”

Konuşmasına Adana halkına teşekkür ederek başlayan Sedef Kabaş, Türkiye’nin çok yönlü bir kriz içinde olduğunu vurguladı:

“Sadece siyaseten değil; ekonomisiyle, eğitimiyle, kültürüyle ve sağlığıyla çöküş diyebileceğimiz bir süreçten geçiyoruz.”

Kabaş, bu sürecin toplumsal yansımasının “mutsuz bir toplum” olduğunu belirterek, uluslararası mutluluk endekslerinde Türkiye’nin geride kaldığını hatırlattı. Buna karşın Adana’daki dayanışma ve sıcaklığın umut verici olduğunu ifade etti.

“Neşe Direniştir”

Kabaş, baskı ortamına karşı en güçlü yanıtın toplumsal moral olduğunu belirtti:

“Baskıya, zulme verilecek en şık yanıtlardan biri neşeyi kaybetmemektir. Onlar susturmaya çalıştıkça biz konuşacağız.”

Bu sözlerle toplumsal direncin sadece politik değil, aynı zamanda psikolojik bir mücadele olduğunu vurguladı.

Aydın Kimdir? “Bunu Toplum ve Zaman Belirler”

“Aydın sorumluluğu” kavramına eleştirel yaklaşan Kabaş, aydın kimliğinin bireysel bir unvan olmadığını söyledi:

  • Aydın, hakikate sadık kalandır
  • Aydın, ne bildiğini ve bilmediğini sorgulayandır
  • Aydın, popülizme kapılmayandır
  • Aydın, gerçek uğruna yalnız kalmayı göze alandır

“Aydın olup olmadığını siz belirleyemezsiniz; buna toplum ve zaman karar verir.”

Muazzez İlmiye Çığ Vurgusu: “Biliyorsan Neden Öğretmiyorsun?”

Kabaş, konuşmasında Muazzez İlmiye Çığ’a da atıf yaparak bilgi ve sorumluluk ilişkisini anlattı. Sümer tabletlerinden aktardığı “Biliyorsan neden öğretmiyorsun?” sözüyle aydın olmanın pasif değil, aktif bir sorumluluk olduğunu ifade etti.

Platon’un Mağara Alegorisi ile “Hakikat” Anlatımı

Kabaş, Platon’un mağara alegorisi üzerinden günümüz toplumunu yorumladı:

  • İnsanların sürekli maruz kaldıkları şeyleri gerçek sandığını,
  • Medyanın bu algıyı şekillendirme gücüne sahip olduğunu,
  • Hakikati söyleyenlerin ise dışlandığını vurguladı.

“Gerçeği söyleyenler yalancı, hain, düşman ilan ediliyor.”

“Aydın Bedel Ödemeyi Göze Alandır”

Konuşmasının en çarpıcı bölümlerinden birinde Kabaş, aydın olmanın bedel gerektirdiğini söyledi:

  • Yalnız kalabilmek
  • Toplumun direnç göstermesini göze almak
  • Hatta özgürlüğünden vazgeçebilmek

“4 metrekarelik bir hücreye kapatılsanız bile fikrinizin satılık olmadığını gösterebilmektir aydın olmak.”

Basın Özgürlüğü: “Gazetecinin Değil Halkın Hakkıdır”

Kabaş, ikinci bölümde gazetecilik mesleği üzerinden aydın sorumluluğunu değerlendirdi:

  • Basın özgürlüğünün bireysel değil toplumsal bir hak olduğunu,
  • Gazetecinin sorularını halk adına sorduğunu,
  • Basının susturulmasının toplumun susturulması anlamına geldiğini ifade etti.

“Gazetecinin arkasındaki tek güç halktır.”

Türkiye’de medyanın büyük ölçüde kontrol altına alındığını belirten Kabaş, bağımsız gazetecilerin sayısının giderek azaldığını söyledi.

“Korku Bulaşıcıysa Cesaret de Bulaşıcıdır”

Kabaş, mevcut ortamda sorumluluğun artık doğrudan halka geçtiğini vurguladı:

“Biz sizin sesinizdik, şimdi siz bizim sesimiz olmak zorundasınız.”

Toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çeken Kabaş, korku iklimine karşı cesaretin yayılması gerektiğini ifade etti.

Yargı ve Hukuk Eleştirisi: “Adalet Tersine İşliyor”

Kendi yaşadığı süreçlerden örnekler veren Kabaş, yargı sistemine yönelik sert eleştirilerde bulundu:

  • Tutuklamaların hukuki değil siyasi olduğunu,
  • Yargı süreçlerinin belirsizlik üzerine kurulduğunu,
  • “Önce cezalandır, sonra yargıla” anlayışının hakim olduğunu dile getirdi.

“Eğer hukuk işleseydi zaten biz hapiste olmazdık.”

Çözüm: Sivil İtaatsizlik ve Toplumsal Tepki

Kabaş’a göre bu tablo karşısında yapılması gerekenler net:

  • Sivil itaatsizlik
  • Toplumsal dayanışma
  • Haksızlıklara karşı ortak ses

“Bu kirli oyunun kurallarını reddetmeliyiz.”

“Gezi Ruhuna Sahip Çıkmalıyız”

Konuşmasının sonunda Gezi Parkı Protestoları’na değinen Kabaş, bu sürecin demokrasi açısından önemine vurgu yaptı:

“Gezi tüm dünyaya bir demokrasi dersi verdi. O ruha sahip çıkmalıyız.”

Gezi’nin kriminalize edilmesine karşı çıkan Kabaş, sokağın ve demokratik tepkinin önemine dikkat çekti.

“En Büyük Güç Halktır”

Kabaş konuşmasını güçlü bir çağrıyla tamamladı:

“Artık bu mesele siyasetin de aydınların da ötesinde. En büyük güç sizsiniz.”

Salondaki katılımcılara seslenen Kabaş, konuşmaların yayılması ve toplumsal bilincin büyütülmesi çağrısında bulundu.