Gündem

Yolsuzlukta Sert Düşüş: Türkiye 12 Yılda 71 Basamak Geriledi, Sorun Ekonomiden Çok Ahlaki Çürüme

2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’ne göre Türkiye, 2013’te 177 ülke arasında 53. sıradayken 2025’te 182 ülke içinde 124’üncü sıraya düştü.

Abone Ol

Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün (Transparency International) Berlin’de 10 Şubat 2026’da yayımladığı 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi (CPI), küresel ölçekte yolsuzluğun alarm verici biçimde arttığını ortaya koyarken, Türkiye için tablo çok daha çarpıcı bir gerilemeye işaret ediyor. Türkiye, 2013 yılında 177 ülke arasında 53. sırada yer alırken, 2025 itibarıyla 182 ülke içinde 124. sıraya düşerek son on iki yılda 71 basamak birden geriledi. Endeksteki bu sert düşüş, yalnızca ekonomik yönetim sorunlarını değil; demokratik gerileme, kurumsal zayıflama ve kamu yönetiminde derinleşen ahlaki çürümeyi de gözler önüne seriyor. Transparency International’a göre Türkiye, son on yılda yolsuzlukla mücadelede en sert ve kalıcı düşüş yaşayan ülkeler arasında yer alırken, bu gerilemenin tersine çevrilmesi giderek daha zor hale geliyor.

Yolsuzluk Algı Endeksi 2025: Liderlik eksikliği, yolsuzlukla küresel mücadeleyi zayıflatıyor*

*Transparency International’ın Yolsuzluk Algı Endeksi 2025 Basın Açıklamasının Türkçe çevirisidir. Orijinal basın açıklamasına https://www.transparency.org/en/cpi/2025 adresinden ulaşabilirsiniz.

Yolsuzluğa karşı Z kuşağı öncülüğünde kitlesel protestoların yaşandığı ve bazı hükümetlerin uluslararası normları tehlikeli biçimde hiçe saydığı bir dönemde, 31. kez yayımlanan Transparency International’ın Yolsuzluk Algı Endeksi, yolsuzlukla mücadelede liderlik konusunda uzun süredir devam eden endişe verici bir gerilemeye ve buna karşın yalnızca sınırlı ilerlemeye işaret etmektedir.

Berlin, 10 Şubat 2026 Transparency International tarafından yayımlanan 2025 Yolsuzluk Algı Endeksi’ne (CPI) göre, küresel ölçekte yolsuzluk giderek artmaktadır. Liderlikteki zayıflama, köklü demokrasilerde dahi yolsuzluk algısının yükselmesine yol açmaktadır. 10 yıl önce 80’in üzerinde puan alan ülke sayısı 12 iken bu yıl bu sayı 5’e düşmüştür

Veriler, otoriter rejimler veya kusurlu demokrasilerle karşılaştırıldığında genellikle yolsuzlukla mücadelede daha güçlü bir performans sergileyen demokrasilerin, endişe verici bir gerileme yaşadığını da göstermektedir. Bu eğilim Amerika Birleşik Devletleri (64), Kanada (75) ve Yeni Zelanda (81) gibi ülkelerin yanı sıra Birleşik Krallık (70), Fransa (66) ve İsveç (80) gibi Avrupa ülkelerinde de görülmektedir. Bir diğer kaygı verici gelişme ise birçok devletin ifade, örgütlenme ve barışçıl toplanma özgürlüklerini giderek daha fazla kısıtlaması. 2012’den bu yana CPI puanlarında ciddi düşüş yaşayan 50 ülkenin 36’sında, aynı zamanda sivil alanın da daraldığı görülmektedir.

2025 yılında, büyük ölçüde son on yılda puanları durağan kalan ya da gerileyen ve Yolsuzluk Algı Endeksi’nin alt sıralarında yer alan ülkelerde, Z kuşağı öncülüğünde yolsuzluk karşıtı protestolar yaşandı. Nepal (34) ve Madagaskar (25) gibi ülkelerde gençler, liderleri yetkilerini kötüye kullanmakla ve nitelikli kamu hizmetleri ile ekonomik fırsatlar sunmakta başarısız olmakla eleştirerek sokaklara çıktı.

Transparency International, yolsuzlukla küresel mücadelede cesur liderliğin yokluğunun uluslararası yolsuzlukla mücadele çabalarını zayıflattığı ve dünya genelinde ülkelerde reform baskısının azalması riskini beraberinde getirdiğinin altını çizmektedir.

Transparency International Yönetim Kurulu Başkanı François Valérian:

“Yolsuzluk kaçınılmaz değildir. Yolsuzlukla mücadele eden küresel bir hareket olarak yürüttüğümüz araştırmalar ve sahadaki deneyimlerimiz, kamusal yarar için iktidarı hesap verebilir kılmanın açık ve net bir yol haritası olduğunu göstermektedir. Demokratik süreçlerden bağımsız denetime, özgür ve açık bir sivil toplumdan güçlü kurumlara uzanan bu çerçeve, yolsuzlukla mücadelenin temelini oluşturmaktadır. Bazı devletlerin uluslararası normları tehlikeli biçimde hiçe saydığı bir dönemde, hükümetleri ve liderleri dürüstlükle hareket etmeye ve dünya genelinde insanlar için daha iyi bir gelecek sağlama sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz.”

Transparency International, aşağıdaki adımların atılması için çağrıda bulunmaktadır:

  • Yolsuzlukla mücadelede siyasi liderliğin yeniden güçlendirilmesi, yasaların eksiksiz uygulanması, uluslararası taahhütlerin hayata geçirilmesi ve şeffaflığı, denetimi ve hesap verebilirliği güçlendiren reformların yapılması.
  • Gazetecilere, sivil toplum örgütlerine ve ihbarcılara (whistleblower) yönelik saldırıların sona erdirilmesi ve bağımsız sivil toplum faaliyetlerini kısıtlamaya yönelik girişimlerin durdurulması yoluyla sivil alanın korunması.
  • Yolsuzluk kaynaklı paranın sınırlar ötesinde dolaşmasına imkân tanıyan gizlilik boşluklarının kapatılması, bu kapsamda aracı kişi ve kurumların etkin biçimde denetlenmesi ve şirketlerin, vakıfların ve varlıkların gerçek sahiplerine ilişkin şeffaflığın sağlanması.

YOLSUZLUKLA MÜCADELEDE LİDERLİKTE GERİLEME

Birçok Avrupa ülkesinde yolsuzlukla mücadele çabaları son on yılda büyük ölçüde duraksamıştır. 2012’den bu yana Batı Avrupa ve Avrupa Birliği’nde yer alan 13 ülkenin performansı belirgin biçimde gerilerken yalnızca 7 ülkede kayda değer bir iyileşme görülmüştür. Aralık 2025’te Avrupa Birliği, yolsuzluğa ilişkin ceza mevzuatını uyumlaştırmayı amaçlayan ilk Yolsuzlukla Mücadele Direktifi üzerinde uzlaşmıştır. Ancak sıfır tolerans ilkesini esas alabilecek bu çerçeve, aralarında kamu görevlilerinin görevi kötüye kullanmasının suç sayılmasını engelleyen İtalya’nın (53) da bulunduğu bazı üye devletler tarafından zayıflatılmıştır. Ortaya çıkan sonuç, potansiyeli düşük, yeterince açık olmayan ve uygulanabilirliği sınırlı bir düzenleme olmuştur.

Amerika Birleşik Devletleri (64), şimdiye kadarki en düşük puanına gerileyerek düşüşünü sürdürmüştür. 2025 yılında yaşanan gelişmeler henüz tam olarak endekse yansımamış olsa da bağımsız aktörleri hedef alan ve yargı bağımsızlığını zayıflatan adımlar ciddi kaygılara yol açmaktadır. CPI bulgularına ek olarak, Yabancı Ülkelerde Yolsuzluk Uygulamaları Yasası’nın (FCPA) uygulanmasının geçici olarak askıya alınması ve zayıflatılması, yolsuzluk içeren ticari uygulamalara yönelik hoşgörü sinyali verirken ABD’nin yurtdışındaki sivil topluma sağladığı desteğin azaltılması, küresel yolsuzlukla mücadele çabalarını da zayıflatmıştır. Bu durum, başka ülkelerdeki siyasi liderler tarafından sivil toplum örgütlerini, gazetecileri ve diğer bağımsız aktörleri daha da kısıtlamak için bir gerekçe olarak kullanılmıştır.

CPI’da yüksek puan almak, bir ülkenin yolsuzluktan tamamen arınmış olduğu anlamına gelmemektedir. Zira üst sıralarda yer alan bazı ülkeler, CPI değerlendirme kapsamı dışında kalan sınır ötesi yolsuzluk gelirlerinin aklanmasını ve transferini kolaylaştırarak başka ülkelerdeki yolsuzluğa zemin hazırlayabilmektedir. Örneğin İsviçre (80) ve Singapur (84) en yüksek puan alan ülkeler arasında yer alsa da “kirli para” hareketlerine imkân tanıdıkları gerekçesiyle eleştirilerin odağında bulunmaktadır.

DARALAN SİVİL ALAN YOLSUZLUKLA MÜCADELEYİ ZEDELİYOR

Son on yılda Gürcistan (50), Endonezya (34) ve Peru (30) gibi ülkelerde hükümetlerin sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerine yönelik müdahaleleri artmıştır. Bu ülkelerde çıkarılan yeni yasalar, sivil toplumun finansmana erişimini sınırlamayı ya da kendilerini denetleyen ve eleştiren örgütleri zayıflatmayı hedeflemektedir. Bu tür düzenlemelere çoğu zaman karalama kampanyaları ve yıldırma uygulamaları eşlik etti. Tunus (39) gibi ülkelerde ise yeni kısıtlayıcı yasalar olmaksızın idari, yargısal ve mali baskılar yoluyla sivil alan giderek daralmaktadır.

Bu tür ortamlarda, bağımsız gazetecilerin, sivil toplum örgütlerinin ve ihbarcıların yolsuzluğa karşı seslerini yükseltmesi zorlaşmakta, buna karşılık yolsuzluk yapmış yetkililerin güçlerini kötüye kullanmaya devam etme ihtimali artmaktadır. Transparency International’ın Rusya (22) ve Venezuela’daki (10) ulusal şubeleri, sivil topluma yönelik baskılar nedeniyle faaliyetlerini sürgünde yürütmek zorunda kalmaktadır.

Bu kısıtlayıcı ortamlar yalnızca eleştirenleri ve denetleyici aktörleri susturmakla kalmamakta, aynı zamanda yolsuzluğu ifşa etmeye çalışanlar için ciddi riskler de yaratmaktadır. 2012’den bu yana, çatışma dışı bölgelerde yolsuzlukla ilgili haber yapan 150 gazeteci öldürülmüş, bu cinayetlerin neredeyse tamamı yolsuzluk düzeyinin yüksek olduğu ülkelerde gerçekleşmiştir.

KÜRESEL YOLSUZLUK: TEMEL BULGULAR

Yolsuzluk Algı Endeksi (CPI), 182 ülke ve bölgeyi, kamudaki yolsuzluk algısına göre 0 (son derece yolsuz) ile 100 (çok temiz) arasında bir ölçekte sıralamaktadır.

Küresel ortalama puan 100 üzerinden 42. Bu seviye, son on yılın en düşük ortalaması olarak endişe verici bir eğilime işaret etmektedir.

Ülkelerin büyük çoğunluğu yolsuzluğu kontrol altına almakta başarısız. Ülkelerin üçte ikisinden fazlası, yani 180 ülkenin 122’si, 50’nin altında puan almıştır.

Danimarka (89), bu yıl da birinci olarak üst üste 8 yıldır endeksin zirvesinde yer almaktadır. Danimarka’yı Finlandiya (88) ve Singapur (84) yakından takip etmektedir.

En düşük puanlara sahip ülkeler genellikle ağır baskı altında sivil toplumlara ve yüksek istikrarsızlık düzeylerine sahiptir. Örnekler Güney Sudan (9), Somali (9) ve Venezuela (10).

2012’den bu yana, 50 ülkenin CPI puanı belirgin biçimde gerilemiştir. En sert düşüş yaşayan ülkeler arasında Türkiye (31), Macaristan (40) ve Nikaragua (14) yer almaktadır. Bu tablo, demokratik gerileme ve kurumsal kırılganlıkla birlikte güçlenen kayırmacı ağların, yolsuzlukla mücadele mekanizmalarını son on yılda kalıcı biçimde zayıflattığını göstermektedir. Düşüşler keskin, kalıcı ve tersine çevrilmesi zor. Zira yolsuzluk siyasal ve idari yapılara derinlemesine yerleşebilmekte.

Buna karşılık 2012’den bu yana 31 ülke puanlarını kayda değer biçimde iyileştirmiştir. En çok ilerleme kaydedenler arasında Estonya (76), Güney Kore (63) ve Seyşeller (68) bulunmaktadır. Bu ülkelerdeki uzun vadeli iyileşmeler, reformlarda süreklilik, denetim kurumlarının güçlendirilmesi ve temiz yönetişim lehine geniş siyasi uzlaşmayla ilişkilendirilmektedir. Başarıda, kamu hizmetlerinin dijitalleştirilmesi, kamu yönetiminin profesyonelleştirilmesi ve bölgesel ile küresel yönetişim standartlarının içselleştirilmesi önemli rol oynamıştır.