Adana Alevi Platformu Dönem Sözcüsü Cafer Boyraz; "Yüreğinde Deniz Gezmiş Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan aşkı olan  kıymetli hazirun. “BİZ ŞAHSİ HİÇBİR ÇIKAR GÖZETMEDEN, HALKIMIZIN BAĞIMSIZLIĞI VE MUTLULUĞU İÇİN SAVAŞTIK”

Adana'nın Çukurova İlçesinde bulunan "Üç Fidan" Parkında Adana Alevi Platformu basın açıklaması gerçekleştirdi.

Adana Alevi Platformu Dönem Sözcüsü Cafer Boyraz tarafından okunan basın açıklamasında şunlar ifade edildi;

Coşkulu bir devrimci dalganın bütün dünyayı sarstığı, onlarca ülkede milyonlarca insanın ayağa kalkarak, “Gerçekçi ol, imkansızı iste” diye haykırdığı günlerdi. Böyle bir zamanda, Deniz’ler le özgürlük bayrağını Türkiye de  yükseklere taşıyarak ABD’ye Nato’ya hayır dediler.

Elli iki yıl önce yitirdiğimiz üç fidanın; Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan ve Hüseyin İnan’ı bugün anarken geriye kalan 364 gün anmayı da unutmamamız gerekir. Henüz gençliklerinin baharında tam bağımsız bir Türkiye için verdikleri cesur mücadele uğruna bedelini idam sehpasına çıkarak ödediler.

Birileri altıncı filonun önünde namaz kılarken, onlar altıncı filoya defol dediler. Denizlerin idealleri bizlere rehber olmaya devam etmelidir.

Onlar dünyanın neresinde emperyalist bir işgal  varsa oraya gidip mücadele ettiler.

Onlar darağacına giderken; önce ağır bir hukuk cinayeti işlendi, üstelik bu cinayete  sadece yargı değil parlamento da yardım etti.

Deniz darağacına giderken “İddianamede geçen ve bana atfedilen bir cümleyi kabul etmiyorum. Ben silahımı halka ve orduya karşı kullanmadım ancak vatan hainlerine karşı kullanmak maksadıyla taşıdım” diyendi.

Whatsapp Image 2024 05 06 At 14.21.50 (1)

Baba,

Mektup elinize geçmiş olduğu zaman, aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben, ne kadar üzülmeyin desem, yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat, bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler… Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde, fazla şeyler yapabilmektir.

Bu nedenle ben, erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki, benden önce giden arkadaşlarım, hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de etmeyeceğimden şüphen olmasın.

Oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir.

Bu yola bilerek girdi. Sonunda da bu olacağını biliyordu.

Seninle düşüncelerimiz ayrı ama, beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, (…) anlayacağını inanıyorum.

Cenaze için, avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara´da 1969´da ölen arkadaşım Taylan Özgür´ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul´a götürmeye kalkma.

Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir.

Son anda, yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir seni, annemi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım…

Oğlun Deniz Gezmiş

6 Mayıs 1972, Merkez Cezaevi

Yusuf Aslan’ın Mektubu ve Son Sözleri

Yusuf Aslan, Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencisiydi. Amerikan elçisi ve Vietnam kasabı Robert Kommer’in arabasının yakılması başta olmak üzere birçok eyleme önderlik etmişti. Ondan geriye büyük bir mücadele ve son sözleri kaldı.

“Sevgili Babacığım,

Bu mektubu aldığın zaman, ben ebediyen bu dünyadan göç etmiş olacağım. Ne kadar sarsılacağını tahmin ediyorum. Bir buçuk seneden beri, benim yüzümden nasıl üzüntü içinde olduğunuz malûm.. Bu son olayı da, metanetle karşılamanızı, sadece dileyebiliyorum.

Babacığım, bu olayda da, Annemin ve Yücel’in, senin tesellilerine ve desteklerine ihtiyaçları çok. Bunun için, ne kadar metin olursan, hem senin sağlığın için, hem de onlar için o kadar iyi olur.

Elbette ki, yıllarca emek verip yetiştirdiğin bir oğulun, bir günde öldürülmesi, kolay göğüslenecek bir olay değildir.

Fakat siz, benim ne için, kimlere karşı mücadele verdiğimi biliyorsunuz.

Ben, bu açıdan rahat ve vicdan huzuru içinde gidiyorum. Sizlerin de, bu bakımdan rahat ve huzur içinde olduğunuzu ve olacağınızı biliyorum.

Babacığım, Annemin ve Yücel’in senin desteğine muhtaç olduğunu, yukarıda söylemiştim. Onları rahat ettirmek için, bütün gücünü kullanacağından zaten eminim.

Babacığım, burada şunu ilâve edeyim ki, Yücel’in hastalığından kendimi sorumlu hissediyorum. Yücel için her şeyinizi ortaya koyacağınız konusunda da, kuşkum yok.

Ablamlar için söyleyeceğim: Fazla üzülmesinler. Olayın sarsıntıları geçtikten sonra, normal hayatlarını devam ettirsinler.

Mehtap’a ne diyeyim? Benim için her zaman, bol bol öpün.

Mezopotamya’da Mersin Rüzgarı Esti Mezopotamya’da Mersin Rüzgarı Esti

Babacığım, cezaevinde kalan arkadaşları ara sıra yoklarsan, hallerini hatırlarını sorarsan, çok memnun olurum.

Her birisi oğlun sayılır.

Dışarıda, bizler için uğraşan dostlarımı ve dostlarını hiçbir zaman unutmayacağını biliyorum.

Mektubum burada biterken, Sizi, Annemi, Yücel’i, Ablamı, Aziz Ağabeyi, Mehtap’ı hasretle kucaklarım, Babacığım..

Sağlıkla kalın… Hoşça kalın…”

Yusuf ASLAN – 3/5/1972- Ankara

 Hüseyin İnan’ın Mektubu ve Son Sözleri

“Babama, Anneme, Kardeşlerime ve Yakın Akrabalarıma,

Söyleyecek fazla söz bulamıyorum.

Bir insanın, sonunda karşılaşacağı tabii sonuç, bildiğiniz sebeplerden dolayı, erken karşıma çıktı…

Üzüntü ve acınızı tahmin ediyorum.

İleride, durumumu daha iyi anlıyacağımız inancındayım.

Metin olunuz. Üzüntü ve acılarınızı unutmaya çalışınız.

Bütün varlığımla hepinize kucak dolusu selâmlar, sevgiler.

Yapılacak çok şey var.

Fakat, hem mümkün değil, hem de sırası değil.

Candan selâmlar…”

Hüseyin İNAN

 

Editör: Haber Merkezi