Adana Ekoloji Platformu, kentte gelenekselleşmeye başlayan festivallerle ilgili dikkat çeken bir açıklama yaptı. Açıklamada, Adana’da süreklilik kazanan iki önemli etkinlik olan ilkbahardaki “Portakal Çiçeği Festivali” ve sonbahardaki “Lezzet Festivali”nin kente ekonomik ve sosyal canlılık getirdiği vurgulandı.
Hazırlıkları süren Portakal Çiçeği Festivali’nin başlamasına kısa bir süre kala yapılan değerlendirmede, esnafın kazanç sağladığı, ticaret hacminin arttığı ve halkın festivallere yoğun ilgi gösterdiği ifade edildi. Festival sürecinde tüketilen et miktarlarının dahi haber konusu olduğuna dikkat çekildi.
FESTİVALLER NASIL VE NEREDE YAPILMALI?
Biraz zorlamayla olsa da şehrimiz Adana’nın nihayet süreklilik kazanan iki festivali oldu. Biri ilkbaharda yapılan “portakal çiçeği festivali”, diğeri de sonbaharda yapılan “lezzet festivali”. Portakal çiçeği festivalinin hazırlıkları yapılıyor, bir hafta sonra başlayacak. Halkıyla, esnafıyla, şehrin yöneticileriyle herkes durumdan memnun görünüyor. Şehrin ticaret hacmi artıyor, halk ilgi gösteriyor, gıda sektöründen otelcisine esnafın para kazandığı söyleniyor. Festivalde kaç ton et tüketildiği basında haber konusu oluyor. Söz konusu festivallerin Adana Valiliği ve Adana Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin işbirliği ile düzenlendiğini basından ve yapılan duyurulardan anlıyoruz.
Festivallerin şehre canlılık ve hareketlilik getirdiği doğrudur. Bu konuda bizim tartışmaya açmak istediğimiz iki konu bulunuyor.
Bunlardan ilki, bu festivallerin Merkez Park ve Atatürk Parkı’nda yapılıyor oluşudur. Her iki park; şehrin merkezinde olmaları, genişlikleri, kent hafızasında yerleşik bir yer almaları ve “park” denildiğinde hemen hatırlanan yerler olmaları bakımından titizlikle korunması gereken özel yeşil alanlardır. Kentin yarattığı stresten, kirlilikten, gürültüden, karmaşadan bir anlık olsun uzaklaşma, nefes alabilme, rahatlama alanlarıdır. Her parkın bir yetebilme, kaldırabilme sınırı olduğu da düşünülmelidir. Yılda iki defa bu parklara binlerce insanın aynı anda gelmesi ve bu durumun günlerce devam etmesi parkların tahrip olmasına neden olmaktadır. Resmî görevli araçlarının ve çadır kiralamış esnaf araçlarının parka girmesi, yeşil alanın üzerine satış çadırlarının kurulması, çadır kazıklarının sulama sistemlerini parçalaması, hiçbir denetimin olmadığı gürültü kirliliği, parkların üzerinden eksik olmayan duman örtüsü, binbir emekle yetiştirilen çiçeklerin koparılması, bütün bu olumsuzluklar geçmiş festivallerde yaşanmış gerçeklerdir. Park ve yeşil alanların sadece insanlar için olmadığı, kuşlar başta olmak üzere park ve yeşil alanlarda yaşayan birçok canlının bulunduğu da hatırlanmalıdır. Festival günlerinde bütün o canlılar kaçarak yuvalarından uzaklaşmak zorunda kalıyorlar.
Oysa, böyle olmayabilir. Festivaller parklarda değil, caddelerde yapılabilir. Hatırlanacaktır, zaten portakal çiçeği festivali ilk olarak caddelerde başlamıştı. Sonraları müteahhit anlayışıyla parklara “boş alan” gözüyle bakılıp, festivaller parklarda yapılmaya başlanmıştı. Parkların “boş alan” olmadığı ne zaman anlaşılacaktır? Belli saatlerde Atatürk caddesini, Ziya Paşa Bulvarını veya Fuzuli Caddesini trafiğe kapatarak festival yapılabilir. Şakirpaşa havaalanı şimdilerde boş duruyor ve nasıl değerlendirileceği konuşuluyor, rahatlıkla festival alanı olarak kullanılabilir.
Tartışmak istediğimiz ikinci konu ise, festivallerde üretilen çöplerdir. Her festival sonrası tonlarca çöp birikmekte, bunların çoğunu da tek kullanımlık plastikler
oluşturmaktadır. Plastik çağımızın yaygın hastalığıdır. Karalar, denizler plastik atık yığınları ile dolu haldedir. Ne kadar çok üretilirse, o kadar çok plastik atık tüketilmekte ve birikmektedir. “Sıfır atık” projesi ile her fırsatta övünen, ulusal ve uluslararası toplantılarda bu projeyi anlatan siyasi iktidarın Adana Valileri şimdiye kadar bu konuyu hiç gündeme getirmediler. Belediyelerin tutumunu ayrıca ele almak gerekiyor. Çünkü, belediyeler hem kent yaşamının çevre sorunu yaratmasını, hem de kentin ve kentlilerin çevre sorunlarından etkilenmelerini önlemek görevi ile karşı karşıyadır. Belediyelere yasa ve yönetmeliklerle verilmiş çevrenin korunmasına ilişkin pek çok görev bulunmaktadır. Atatürk parkını plastik atıklardan uzak tutmak için gönüllü bir ekip oluştuğu da biliniyor. Avrupa ülkelerinde tek kullanımlık plastiklerin üretimi ve kullanımı yasaklandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da bu konuda bir adım atarak, tek kullanımlık plastik ürünlerin yurt içinde kullanımını yasaklayan ve sınırlayan genelge taslağı hazırladı, üzerinde çalışılıyor. Adanalılar olarak festival yöneticilerinden bu konuda duyarlı olmalarını bekliyoruz. Tek kullanımlık plastik ürünlerin kullanımı engellenemez mi? Yurttaşların festivale gelirken kendi termoslarını, bardaklarını yanlarında getirmeleri istenemez mi? Festival alanında su ihtiyacını gidermek üzere sık aralıklarla “su sebili” denilen cihazlar konulamaz mı? Böylece, festivaller aynı zamanda çevre bilincinin geliştirilmesi için uygun bir zemin olabilir.
Sanki mümkünmüş gibi, sınırsız üretim ve tüketim çılgınlığının acı sonuçları hem ülkemizde, hem de bütün dünyada yaşanmaya başlandı. Kuraklık, aşırı yağışlar, seller, orman yangınları, giderek artan sıcaklık, bütün bu iklim anormallikleri normalimiz haline geldi. “Her şey bizim kullanımımız için” düşüncesi ile kısacık insanlık tarihinde ekosistemin sınırlarına geldik, bizden sonraki kuşakların varlıklarını, haklarını tüketir haldeyiz.
Talebimizdir; parkları, yeşil alanları festival alanı olarak kullanmadan, ortalığı kirletmeden, arkamızda tonlarca çöp bırakmadan “temiz festival” yapmak mümkündür. Şakirpaşa havaalanı festivaller için uygun bir alandır, değerlendirilmelidir. Merkez park ve Atatürk parkı “festival” adı altında ticari faaliyete sahne olmamalı, titizlikle korunmalıdır.
İlgililerin duyması, ilgilenmesi ve gereğini yapması dileğiyle.
Saygılarımızla. 28/Mart/ 2026
ADANA EKOLOJİ PLATFORMU