DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Demokratik Yerel Yönetimler Kurulunun Diyarbakır’da düzenlediği konferansın açılışında konuştu. Bakırhan, şunları söyledi:

İki gündür devam eden kadın konferansı ile birlikte dört gün boyunca yerel yönetimleri tartışacağız. Bugüne kadar yaptıklarımızın yanında yapamadıklarımızın da muhasebesini yapacağız. Neden yapamadığımızı tartışacağız. Uzun bir deneyime sahip yerel yönetimler olarak bu tartışmaların ışığında kendimize bir yol bulacağız. Başlarken cezaevindeki seçilmiş tutsak arkadaşlarımızı saygı ve sevgiyle selamlıyoruz. İlk deneyimlerimizden bugüne kadar yerel yönetimlerimizde görev almış, emek vermiş, yaşamını yitirmiş bütün arkadaşlarımızı da saygı ve minnetle anıyorum.

Artık devr-i sabık yerine demokrasi devrine geçmemiz gerekiyor

Türkiye en krizli dönemlerinden birinden geçiyor. Maalesef bir türlü düzelmedi. İktidara gelen muhalefetle hesaplaşıyor, bir öncekiyle hesaplaşıyor. O kadar haksızlık ve hukuksuzluk ortaya çıkıyor ki artık bunu örtmek zorlaşıyor. Biz bu devr-i sabık döneminin artık kapatılması gerektiğini söylüyoruz. Devr-i sabık bu ülkeye, bu ülkenin demokrasisine çok şey kaybettirdi. Cezaevleri devr-i sabıklarla dolu. Yargılama dosyalarının çoğu devr-i sabık dosyalarıdır. Artık devr-i sabık yerine demokrasi devrine geçmemiz gereken bir dönem ve yüzyılda yaşadığımızı belirtmek istiyoruz. Yine yakın dönemde hep birlikte izledik. Bu devr-i sabık sürecinin örneklerinden biriydi. Geçmişte bunu biz çokça yaşadık. Ana muhalefet partisinin kapılarına TOMA’lar dayandı. Kapılar balyozlarla kırılarak içeri girildi. Biz artık partilerin kapısına TOMA’ların gitmesini istemiyoruz, özgür siyasete açık olması gerektiğini söylüyoruz. Söylüyoruz ama iktidar bildiğini okumaya devam ediyor. Türkiye için güçlü bir demokrasiye ihtiyaç var, Kürtler için de onurlu bir barışa ihtiyaç var. İktidarın bunların yolunu açacak pratikler içerisinde olması gerektiğini bir kez daha buradan, Amed’den ifade ediyoruz. Kapıları kırmanın, yargı sopasıyla muhalefeti dizayn etmenin, cezaevlerini seçilmişlerle ve düşüncelerini açıklayan insanlarla doldurmanın ne bu ülkeye ne de bu ülkede yaşayan 86 milyona yararı olmadığını belirtmek istiyoruz.

Ağrı’da 24 Yaşındaki Genç Öğretmen Evinde Ölü Bulundu
Ağrı’da 24 Yaşındaki Genç Öğretmen Evinde Ölü Bulundu
İçeriği Görüntüle

Ekran Görüntüsü 2026 06 08 171608

Kronikleşmiş sorunlar demokratik yol ve yöntemlerle aşılabilir

Önemli bir süreçteyiz. Bir süreç yürüyor. Bir demokratik entegrasyon süreci diyoruz. Bunu demokratik bütünleşme olarak da tanımlayabiliriz. Kürtler 100 yıl sonra kendi diliyle, kimliğiyle ve yerel iradesiyle birlikte demokratik bir şekilde cumhuriyeti demokratikleştirerek entegre olmak istiyor. Bunun önünde engeller yok değil. Ama bu konuda kararlılığımız devam ediyor. Türkiye bugüne kadar yaşamış olduğu kronikleşmiş sorunları ancak demokratik yol ve yöntemlerle aşabilir. Bu kronikleşmiş sorunların çözümü için de bir taraftan Barış ve Demokratik Toplum Sürecini ilerletecek yasal adımların atılması gerekiyor, diğer taraftan da demokratikleşme adımlarının eş zamanlı olarak atılması gerekiyor.

Kayyım gaspı ortadan kaldırılmalıdır

Biz geçmişten beri aslında bu süreçlere hazır bir siyasi partiyiz. En zor dönemlerde bile barış dedik, demokrasi dedik. Bunun mücadelesini yürüttük. Ama iktidar buna ne kadar hazır onu kestirmek biraz zor. Aksine, topluma sorduğumuzda iktidarın bu konuda kararlı ve inandırıcı olmadığını söylüyor. Bunun sebebi olarak da yasal adımlar gerektirmeyen, sadece bir bakanın, iktidar bürokrasisinin talimatıyla hayata geçebilecek kimi şeylerin yapılmadığını belirtiyorlar. Haklılar. AİHM ve AYM kararlarının uygulanmaması gerçekten bir ayıptır artık. Altına imza attığınız uluslararası sözleşmeler ortada. Ulusal hukukunuz bu genel hukuk kararlarına uyacağını zaten belirtmiş. Yani bir hukuksuzluk hala devam ediyor. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Selçuk Mızraklı başta olmak üzere içerideki bütün seçilmiş arkadaşlarımızın bırakılmama sebebi de bu kararların uygulanmamasıdır. Kayyım hukuksuzluğu da hala devam ediyor. Bu, siyasetin bir ayıbıdır. İki ayda bir bakan tarafından bu kararların uzatılmayarak seçilmiş yöneticilerin görevlerine dönebilecekleri bir zemin varken, bunu hala uygulamıyor olmaları da bir ayıp olarak tarafımızdan değerlendiriliyor. Bir an önce AİHM ve AYM kararları uygulanmalı ve bu kayyım gaspı ortadan kaldırılmalıdır.

Demokratik krizi aşmak için barış sürecine ilişkin adımların atılması gerekiyor

Tekçi ve katı merkeziyetçi devlet, sadece demokrasiye engel değil; aynı zamanda cumhurun haklarını da engelliyor. Yani halkın hak ve özgürlüklerini de engelliyor. Bir 100 yıl daha bu katı, tekçi, merkeziyetçi sistemle yaşamayacağımızı; artık bu ülkenin bu katı merkeziyetçi sistemle yol alamayacağını bir kez daha belirtmek istiyorum. Bu yüzyıl, demokratik cumhuriyet yüzyılıdır. Sayın Öcalan de bütün görüşmelerinde bunu defaatle dile getirdi. Demokratik krizi aşmak için bu yüzyılda demokratikleşmeye ve barış sürecine ilişkin adımların atılması gerekiyor.

Yapmamız gereken şey cumhuriyetin eksik kalan ayaklarını tamamlamaktır

Çok sık soruluyor. Neden iktidarlar yerel demokrasiye karşıdır? Evet, üç sebeple iktidarlar yerel demokrasiye karşıdır. Birincisi, yerel yönetimler doğrudan temas eden kurumlardır. İkincisi, merkezi iktidarın tekçi anlatısını yerel bozar. Çünkü yerel hizmete gittiği zaman Süryani’nin, Asuri’nin, Keldani'nin, farklı inançtan ve dinden insanların da kendi yerelinde yaşadığını rahatlıkla görebiliyor. Merkez bunu bazen görmüyor, görmek istemiyor. Ama yerel bunu görmek durumunda. Çünkü herkese eşit hizmet üretiyor. Yerel yönetimler kadın, çevre, gençlik benzeri mücadelelere de alan açan bir zemin olduğu için otoriter siyaset yerel demokrasinin karşısında ayak diretiyor. Bu yüzyılda artık bunların aşılması gerekiyor. İlk yüzyılda cumhuriyeti halktan kopardılar; Kürtlerden, Alevilerden, farklı inançlar ve halklardan kopardılar. Demokrasiden kopardılar. Bugün burada yaptığımız gibi biz de bu yüzyılda halklarla ve inançlarla birlikte cumhuriyetin o eksik kalan ayağını tamamlamaya çalışıyoruz.

Türkiye’de ilkleri gerçekleştiren bir yerel yönetim deneyimine sahibiz

Hiçbirimiz yeni değiliz. Her birimiz bu mücadelenin çeşitli alanlarından geldik. Yerel yönetimlerde de çok önemli bir deneyime sahibiz. Batman'dan Hilvan'a kadar uzanan bir geçmişimiz var. Biraz önce sinevizyonda da gösterildi, çok önemli pratiklerimiz var. Türkiye'de ilkleri yapan bir yerel yönetim deneyimine sahibiz. Hatta kadınlar, eş başkanlık, engellilerle ilgili belediyelerimizin ortaya koymuş olduğu çalışmalar dünyada örnek olarak gösteriliyor. Dolayısıyla bu konferansta belki engellemeler ve kısıtlamalar yüzünden çalışmalarımızı yürütemediğimizi, yürütemeyeceğimizi arkadaşlar belirtebilir. Ama önemli olan bu kısıtlamaları da aşabilecek bir iradeye sahip olmamızdır. Dün buraya gelmeden önce Kurtalan Belediye Eş Başkanımızla Ankara'da karşılaştım. Ben de daha önce Siirt'te belediye eş başkanlığı yapmıştım, aynı zamanda kentin vekiliyim. Bu kadar kısa sürede, Kurtalan gibi bu kadar borçlu bir belediyenin yapmış olduğu hizmetler gerçekten beni şaşırttı. Hem gururlandım hem onur duydum. Bu sistemin bütün engellemelerine ve kıskacına rağmen hizmet üretilebileceğinin en iyi örneklerinden biridir Kurtalan. Bütün belediyelerimizin bu zorlukları aşarak çok önemli görevler yerine getirdiklerini de belirtmek istiyorum.

İktidar DEM Parti belediyelerine yönelik ayrımcı politikalarından vazgeçmeli

Biz iktidardan bir imtiyaz beklemiyoruz, böyle bir talebimiz yok. Buna tenezzül de etmeyiz. Biz sadece iktidarın özellikle bölge belediyeleri, DEM Parti belediyeleri üzerindeki ayrımcı politikalarından vazgeçmesi gerektiğini söylüyoruz. Bu sabah Amed Büyükşehir Belediye Eş Başkanlarımızla sohbet ettik. İşte yani hizmetler gelip bir yerlerde takılıyor. Siyasi iktidar bu ayrımcı ve ötekileştiren politikalarından, muhalefetin hizmetlerini engelleyen bu durumdan artık vazgeçmelidir.

Toplantıda yaptıklarımızı değil yapamadıklarımızı konuşacağız

Peki, şu ana kadar eksiklerimiz yok mu? Eksiklerimiz tabii ki var. Yarın da belki olacak. Ama çok önemli çalışmalar da yaptık. Çok önemli çalışmalara da imza attık. Kadın çalışmaları konusunda çok önemli şeyler yapıldı. Belki hiçbir belediyenin önemsemediği çocuklar için belediyelerimizin yapmış olduğu etkinlikler, kurslar ve anadilini öğretme çalışmaları takdire şayandır. Yine engelliler için daire başkanlıklarının ve müdürlüklerin kurulması, daha işleyebilir kentler ve sokaklar inşa edilmesi konusundaki çabamız kıymetlidir. Yetersizdir ama kıymetlidir. Farklı halklar ve inançlar konusunda neredeyse Türkiye'de başka hiçbir belediyede ciddi bir çalışma göze çarpmıyor. Ama bizim hangi belediyemizin çalışmalarına bakarsanız, onlara da hitap eden, onların kültürünü ve tarihini yaşatabilecekleri çalışmalarda arkadaşlarımızın yoğun bir çaba içerisinde olduklarını görürsünüz. Bütün eleştirilere rağmen, belediyelerimizin başarılı bir şekilde devam ettiklerinin tespitini belediye başkanlığı yapmış birisi olarak buradan yapmak istiyorum. Emeğinize sağlık, iyi çalışıyorsunuz ama yeterli mi, değil. Daha fazla üzerine koymak gerekiyor. Bu toplantıda biraz sonra yaptıklarımızı değil yapamadıklarımızı konuşacağız. Neyi, neden, hangi sebeplerle yapamadığımızın net bir şekilde ortaya konulması gerekiyor ki bu hizmetlerin yapılması için buradan bir ortak akıl ortaya çıkaralım. Bunu yapacağımıza da inanıyorum.

Türkiye'nin bu kronikleşmiş sorunlardan çıkması için yerel demokrasinin gelişmesi en önemli formüllerden biridir

Eleştirilerden rahatsız olmayalım. Toplum, halkımız bizi eleştiriyor; kurumlar bizi eleştiriyor. Biz eleştiri-öz eleştiri geleneğinden gelen insanlarız. Eleştirileri makul bir şekilde karşılamak gerekiyor. Ne kadar zor ve yerine getirilmesi gerçekçi olmayan şeyler varsa da bunu sağduyuyla dinleyip belki de izah etmek gerekiyor. Ama yapıcı eleştirilerin de yolumuzu açacağını, bizi büyüteceğini belirtmek istiyorum. Öz eleştiriye kapalı, yerel demokrasiyi güçlendirmeyen her yönetim anlayışı merkezileşmeyi getiriyor. İşte tam da Türkiye bunun bir örneğidir. Ankara'da merkezileşen bir iktidar var. Ankara'da merkezileşen bir yönetimle karşı karşıyayız. Ne yerel demokrasinin güçlenmesi için bir şey yapıyorlar ne de yerelin iradesini esas alıyorlar. Oysa yerel demokrasinin güçlenmesi aslında Ankara'yı da güçlendirir, iktidarı da güçlendirir. Yerel demokrasinin gelişmesi, Türkiye'nin bu kronikleşmiş sorunlardan çıkması için en önemli demokratik formüllerden biridir. Buradan da aynı zamanda iktidara bir çağrımız olarak bunu dile getiriyoruz. Yeni dönemde iktidarın hazırlayacağı bütün yasalar yerel demokrasiyi gözetmelidir, yerel demokrasinin gelişmesine hizmet etmelidir. Evet belki bunlar çok zor görünüyor ama biz bunları dile getirmeye devam edeceğiz.

İktidar Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına konulan çekinceyi kaldırmalı

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı var. Aslında mücadelesini yürüttüğümüz birçok sahada dile getirmiş olduğumuz birçok sorunumuzun çözümüne de derman olabilecek bir içeriğe sahip. Türkiye, Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartına çekince koymuş. Amed'de yerel yönetimlerimizle yapmış olduğumuz bu konferansta bir kez daha çağrı yapıyoruz. İktidar bir an önce Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na konulan çekinceyi kaldırmalı. Sadece kaldırmakla da yetinmemeli, içeriğini uygulayacak sözler vermelidir. Yerel demokrasi geliştiği müddetçe Türkiye'yi demokratikleştirebiliriz. İçerisinde bulunmuş olduğumuz bu sorunları aşabiliriz. Yerel demokrasiden uzaklaştığımız müddetçe de Türkiye krizden, kaostan bir türlü kurtulamıyor. Bu konferansın da Türkiye'nin yerel yönetimlere ilişkin krizlerini çözmesine dönük eleştiri ve öneriler yapacağına, önemli sorunların çözümü konusunda çözümleyici bir çerçeve ortaya çıkaracağına inanıyorum.

Konferansımızın Barış ve Demokratik Toplum Sürecine katkı sunmasını diliyorum

Çok fazla uzatmayayım. Zor bir iş yapıyoruz. 100 yıldır ihmal edilmiş, hizmet götürülmemiş, bilerek yoksulluğa terk edilmiş bir coğrafyada, baskıya ve kayyımcı anlayışa rağmen hizmet üretmeye çalışıyoruz. Bir defa bu takdire değer bir durumdur. Çok basit baskılar sonucunda dünyanın birçok yerindeki yerel yönetimlerin ne hale geldiğini hep birlikte izliyoruz. Belediye eş başkanlarımız, seçilmişlerimiz ısrarla ve inatla bütün karşı politikalara rağmen hala örnek politikalar üretebiliyorlarsa; bu gerçekten bizim ne kadar iradeli, ne kadar inançlı olduğumuzu gösteriyor. Lütfen sorunlarımızı açıkça ortaya koyalım. Bu konuda çekinmeyelim. Eleştirilen konuları da burada ortaya koyalım ki beraber çözüm yolları bulalım. Konferansımızın Barış ve Demokratik Toplum Sürecine katkı sunmasını diliyorum. Hepinize kolay gelsin. Başarılar diliyorum.

8 Haziran 2026

Muhabir: Güven BOĞA