Emek

Adana’da Emeklilerden “Kara Düzen”e İhtar: “Sadaka Değil, İnsanca Yaşam Hakkı İstiyoruz”

Adana’da emekliler, artan yoksulluk, düşen alım gücü ve 2026 bütçesinde emekliye ayrılan payın yetersizliği nedeniyle bir araya geldi.

Abone Ol

Adana’da Devrimci Emekliler Sendikası, Tüm Emeklilerin Sendikası ve Emekliler Dayanışma Sendikası, İnönü Parkı’nda “İktidarın Kara Düzenine İhtar” eylemi düzenledi. Çok sayıda sendika, siyasi parti ve dernek temsilcisinin destek verdiği basın açıklamasında emekliler, sefalet ücretlerine, bütçe tercihlerine ve iktidarın sınıfsal politikalarına karşı sert mesajlar verdi.

Adana’da emekliler, artan yoksulluk, düşen alım gücü ve 2026 bütçesinde emekliye ayrılan payın yetersizliği nedeniyle bir araya geldi. Devrimci Emekliler Sendikası, Tüm Emeklilerin Sendikası ve Emekliler Dayanışma Sendikası tarafından İnönü Parkı’nda düzenlenen “İktidarın Kara Düzenine İhtar” eyleminde, emeklilerin yaşadığı geçim krizine dikkat çekildi. Eyleme çok sayıda sendika, siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcisi de destek verdi.

Basın açıklamasında konuşmacılar, emeklilere dayatılan düşük maaşların bir “tercih” olduğunu vurgularken, bütçenin sermaye ve faiz lobileri lehine şekillendirildiğini ifade etti. “Sadaka değil, insanca yaşam hakkı” talebi etrafında birleşen emekliler, 15 Ocak’ta Meclis’te görüşülmesi planlanan zam düzenlemesine karşı da net bir itiraz ortaya koydu.

Devrimci Emekliler Sendikası adına Veli Ersoy: “Sarayın sefalet bütçesini kabul etmiyoruz”

Devrimci Emekliler Sendikası adına konuşan Veli Ersoy, sözlerine basın emekçilerini, emeklileri ve destek veren kurum temsilcilerini selamlayarak başladı. 2026’ya yeni umutlarla girilmek istendiğini ancak iktidarın emekçiye ve emekliye bakışının değişmediğini söyleyen Ersoy, “Bu coğrafyanın ‘Noel Babası’ yine sadece zenginlerin bacasından girmiştir. Sermayeye, yandaşa ve patronlara hediyeler dağıtılırken, halka yine yoksulluk ve sefalet düşmüştür” dedi.

Açlık sınırının 30 bin liraya, yoksulluk sınırının ise 100 bin liraya dayandığını hatırlatan Ersoy, bu koşullarda emeklilere dayatılan maaşların kabul edilemez olduğunu vurguladı. “Kaynak yok” söyleminin bir yalan olduğunu ifade eden Ersoy, bunun açık bir sınıfsal tercih olduğunu söyledi.

Ersoy, 2026 bütçesinden faiz lobisine ayrılan payın 2 trilyon 742 milyar lira olduğunu, 16,5 milyon emeklinin aylığı ve sağlığı için ayrılan payın ise bunun çok altında kaldığını belirterek, “En düşük emekli aylığını 20 bin liraya tamamlamak için ayrılan kaynak, faiz lobisine aktarılanın zekâtı bile değildir” diye konuştu.

Vergi affı politikalarını da eleştiren Ersoy, 2013–2025 yılları arasında yandaş şirketlerin milyarlarca liralık vergi borcunun silindiğini hatırlattı. 15 Ocak’ta Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülmesi planlanan 1.062 liralık artışın bir “zam” değil, emeklinin aklıyla alay etmek olduğunu söyledi.

Ersoy konuşmasını, emeklilerin taleplerini sıralayarak sürdürdü:
En düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çıkarılması, tüm emeklilere seyyanen zam yapılması, aylık bağlama oranlarının 2008 öncesi sisteme döndürülmesi, sağlıkta katkı paylarının kaldırılması, bayram ikramiyelerinin en az bir asgari ücret düzeyine çıkarılması ve kiracı emeklilere kira ile yakacak yardımı sağlanması.

“Emekliyi açlığa ve sefalete mahkûm eden bu kara düzene karşı susmayacağız” diyen Ersoy, “Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber, ya hiçbirimiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Devrimci Emekliler Sendikası adına Uğur Akpolat ve Şeyhmus Kaya: “Bu bir uyarı değil, yaklaşan fırtınanın ayak sesleridir”

Devrimci Emekliler Sendikası adına söz alan Uğur Akpolat ve Şeyhmus Kaya da konuşmalarında bütçe politikalarının emekliye karşı açık bir saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Emeklilerin yıllarca çalışarak bu ülkenin zenginliğini ürettiğini hatırlatan konuşmacılar, bugün emeklilerin “yük” gibi gösterilmesine tepki gösterdi.

Konuşmalarda, sarayın günlük harcamalarından geçiş garantili projelere, hayalet havalimanlarından ballı ihalelere kadar birçok başlık sıralanarak, bu kaynakların emekliye aktarılması halinde kimsenin yoksulluk içinde yaşamayacağı ifade edildi. Emeklilere yapılan cüzi artışların mutfaktaki yangını söndürmeye yetmeyeceği vurgulandı.

Akpolat ve Kaya, 15 Ocak’ta Meclis’ten yine sefalet kararları çıkması halinde emeklilerin meydanları dolduracağını belirterek, “Bu ses sadece bir uyarı değil, yaklaşan fırtınanın ayak sesleridir” dedi.

Tüm Emeklilerin Sendikası Adana Şube Başkanı Yener Pirim: “Bu tablo sınıfsal bir tercihin sonucudur”

Tüm Emeklilerin Sendikası Adana Şube Başkanı Yener Pirim, konuşmasına emeklilerin sorunlarına Meclis’te dikkat çeken ve oturma eylemi yapan CHP milletvekillerini selamlayarak başladı.

AKP iktidarının başından bu yana neo-liberal politikaları benimsediğini söyleyen Pirim, kamuya ait işletmelerin sermayeye devredildiğini, doğal kaynakların hoyratça kullanıma açıldığını ve bunun bedelinin emekçilere ödettirildiğini ifade etti. Vergi sisteminin de adaletsiz olduğunu belirten Pirim, “Verginin aslan payını halktan alıyorlar. Sermayenin payı her geçen gün azalırken, ödemedikleri vergiler affediliyor. Ama küçük esnafın borcu için hesaplara bloke koymaktan geri durmuyorlar” dedi.

Bugün milyonlarca emeklinin en düşük emekli aylığıyla yaşamaya zorlandığını belirten Pirim, bunun iktidarın sınıfsal tercihinin sonucu olduğunu söyledi. Pirim, çözümün birleşik bir mücadeleden geçtiğini vurgulayarak, emekten ve demokrasiden yana siyasi partilere birleşik muhalefet çağrısı yaptı.

Taleplerini net bir dille sıralayan Pirim, her emekliye 20 bin lira seyyanen zam yapılmasını, 5510 sayılı yasanın iptal edilmesini, intibak yasasının çıkarılmasını ve emeklilere büyümeden pay verilmesini istedi.

Emek Partisi adına Halil İmrek: “Emekliler yük değil, bu ülkenin gerçek üreticileridir”

Emek Partisi adına konuşan Halil İmrek, emeklilerin taleplerinin yanında olduklarını belirterek, Emek Partisi İstanbul Milletvekili İskender Bayhan’ın da Meclis’te bu talepleri dile getirdiğini hatırlattı.

Emeklilerin yıllarca çalışarak ülkenin tüm zenginliklerini yarattığını söyleyen İmrek, bugün emeklilerin açlık sınırının çok altında ücretlere mahkûm edildiğini ifade etti. Yoksulluk sınırının 100 bin liraya dayandığı bir ülkede emeklilere önerilen ücretlerin kabul edilemez olduğunu vurguladı.

2008 yılında yapılan yasal düzenlemelerle emekli maaşlarının ciddi biçimde düşürüldüğünü hatırlatan İmrek, eşitsizliğin bu ülkede tersinden kurulduğunu söyledi. “AKP iktidarı zenginlerin eşitliğini sağladı, yoksulları ise en dipte eşitledi” diyen İmrek, kaynak sorununun bir bahane olduğunu, asıl meselenin kaynakların kimden yana kullanıldığı olduğunu belirtti.

İmrek, emeklilerin insanca yaşayabileceği bir ücret için mücadelenin süreceğini ifade ederek konuşmasını tamamladı.

Eylem, “Emekliyiz, haklıyız, kazanacağız” sloganlarıyla sona ererken, emekliler taleplerinin karşılanmaması halinde mücadeleyi büyütecekleri mesajını verdi.