Alerji hastalıkları, son günlerde adından sıkça söz ettirmeye başladı. Alerjik reaksiyonlar, birçok insanın günlük yaşamını olumsuz etkilerken, bazen ciddi sonuçlara da yol açabiliyor.

Geçmeyen inatçı hapşırıklar, yaklaşılamayan hayvan dostlar, yenilemeyen bazı yiyecekler veya derideki geçmeyen kaşıntılar… Bu gibi durumlar alerji konusundan muzdarip kişilerin ortak noktaları arasında yer alıyor.

Alerjik reaksiyonlar, bağışıklık sisteminin yabancı bir maddeye karşı aşırı tepki vermesi sonucu ortaya çıkıyor. Alerjen olarak tanımlanan bu maddeler genellikle; polen, toz, hayvan tüyleri, böcek sokmaları, gıda maddeleri gibi çeşitli unsurlardan oluşuyor.

LifeClub Sağlıklı Yaşam Hizmetleri Aile Hekimi Uzmanı Dr. İyigün Gedik, alerji hastalıklarının bireylerin yaşam kalitesini oldukça düşürdüğünü belirtti ve ekledi: “Bağışıklık sistemimizin düşman olmayan bir dış uyarana (toz, polen, kedi tüyü, çilek vb.) verdiği aşırı savunma yanıtı alerji olarak karşımıza çıkar. Belirtiler küçük bir reaksiyondan anafilaksi adı verilen ölümcül bir tabloya kadar değişkenlik gösterebilir. Belirtilerin sıklığı ve şiddeti bağışıklık sistemimizin verdiği yanıta göre pek çok organı etkileyen şekillerde karşımıza çıkabilir.

Alerjik hastalıklar aslında yeni değildir. Tarihsel dokümanlardan Antik Mısır’da M.Ö. arı sokması sonrası hayatını kaybeden insanlar olduğunu, atlara alerjisi olan Roma imparatorları olduğunu biliyoruz. Ancak son yıllarda alerjik hastalıkların sıklığının arttığı da bilimsel bir gerçek. Bu durumu 1989 yılında literatüre giren hijyen teorisi şöyle açıklamaktadır: 1958 yılında doğan 17.000’den fazla çocukta saman nezlesi sıklığı araştırıldı ve görüldü ki bu hastalığın görülme sıklığı kardeş sayısı ile ters orantılı idi. Bu teoriye göre çok kardeşi olan ve daha fazla enfeksiyon geçiren kişilerde alerjik hastalık görülme sıklığı daha düşük oluyor. Bugüne baktığımızda doğurganlık hızının yavaşladığı ve hijyenik koşulların iyileştiği ülkemizde 10 çocuktan birinde astım hastalığı olduğunu görüyoruz.”

Alerji Türleri Nelerdir?

LifeClub Hekimi Dr. İyigün Gedik, alerji tabloları ve alerjen örneklerini de şu şekilde detaylandırdı: “Alerjik rinit, halk arasında saman nezlesi, bahar nezlesi olarak da biliniyor. Burun ve göz çevresini etkileyen, tekrarlayan hapşırıklar, burunda kaşıntı ve kırmızı sulanmış gözlerle ortaya çıkan bir tablodur.

İlaç alerjisi, bir ilacı ilk kez kullandığımızda veya tekrarlayan kullanımların herhangi birinde ortaya çıkabilir. Cilt döküntüleriyle basit bir şekilde seyredebileceği gibi anafilaksi tablosuyla karşımıza çıkıp hastanede ileri müdahele gerektirebilir.

Gıda alerjisinde ise, ağız içinde ve çevresinde bir döküntü görülebileceği gibi karın ağrısı, kusma, ishal gibi şikayetler de eklenebilir.

Adana'da Aile hekimliği çalışanları sekiz haftadır ‘Vergide Adalet İstiyoruz!’ diye haykırıyor Adana'da Aile hekimliği çalışanları sekiz haftadır ‘Vergide Adalet İstiyoruz!’ diye haykırıyor

Böcek ısırıkları, çeşitli kozmetik maddeler, lateks, bazı deniz ürünleri de alerjik reaksiyonu tetikleyebilecek pek çok etken arasında sayabileceğimiz örneklerdir.”

Alerji Tanısı Nasıl Konulur?

Alerji tanısı koymak için 3 bileşenin bir araya gelmesi gerektiğine vurgu yapan LifeClub Hekimi Dr. İyigün Gedik, “Bu üç bileşen: Alerjenin tanımlanması, alerjene özgü immunglobulin E’nin gösterilmesi ve semptomların hasta bu alerjene maruz kaldıktan sonra ortaya çıkmasıdır. Yani cilt testinin pozitif olması, tek başına o kişinin o alerjene alerjisi olduğu anlamına gelmez.

 Alerji testleri sırasında nadir de olsa hayatı tehdit edici anafilaksi gelişebileceğini unutmamak gerekir. Bu nedenle alerji testleri alerji ve klinik immunoloji uzmanı tarafından acil müdahale yapılabilecek kliniklerde, hastanelerde yapılmalıdır.

Cilt testi iğneleme/delme veya intradermal yöntemle yapılabilir. İlk önce iğneleme/delme yapılır ve hassastır ancak çok spesifik değildir. Alerjik reaksiyona neden olma olasılığı daha yüksek olsa da intradermal testlerin duyarlılığı daha yüksektir. Tüm bu risklerden dolayı intradermal testler gıda veya lateks alerji testi olarak kullanılmaz, ilaç ve böcek alerjileri tanısında önemlidir. Laboratuvar ortamındaki testler alerji tanısında yetersiz kaldığı için genellikle tercih edilmez. Ancak kişide alerjik bir reaksiyon gelişme olasılığı olmaması kan tahlili ile yapılması bu testler için avantajdır. Araştırmalarda kullanılan immun blot test, bazofil aktivasyon testi, eozinofil mediatör düzeyi gibi testlerin deri testine karşı bir üstünlüğü yoktur, bu nedenle bu testlerin rutin klinik kullanımı önerilmemektedir.

Yabancı maddelere verilen normal immunolojik yanıtın göstergesi olan ve alerji testi olarak lanse edilen IgG testleri alerji tanısında yararlı değildir” dedi.

Uzak Durmak Korunmanın En İyi Yolu

Alerjik reaksiyon gösterdiğimizi bildiğimiz etkenlerden uzak durmanın korunmanın en kolay yolu olduğuna dikkat çeken Dr. İyigün Gedik, “Ani tansiyon düşüşü, nefes darlığı, mide bulantısı ve kusma anafilaksinin belirtilerindendir ve böyle bir durumda acil olarak hastaneye başvurulmalıdır.

Alerji tedavisi, semptomların şiddetine ve alerjenin türüne bağlı olarak değişir. İlaçlar, alerjenlerden kaçınma stratejileri ve alerji immünoterapisi gibi yöntemler, semptomların kontrol altına alınmasında yardımcı olabilir. Ancak en önemlisi, alerji konusunda bilinçli olmaktır. Alerji belirtileri gösteren kişilerin bir sağlık uzmanına danışmaları ve gerekli tedaviyi almaları kritik öneme sahiptir. Etken kontrolü ve uygun tedavi ile alerjide kaliteli yaşam mümkündür” dedi.

Ayrıntılı Bilgi: https://lifeclubapp.com/

Editör: Haber Merkezi