Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Cudi İmrek, MEB’in 2026-2027 eğitim öğretim yılına ilişkin genelgesinin eğitimi merkezden daha fazla denetim altına aldığını belirterek, “Eğitim iktidarların kendi siyasal ve ideolojik hedeflerine göre biçimlendireceği bir alan değildir” dedi.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın 19 Ağustos 2026’da yayımladığı 2026/70 sayılı “2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” Genelgesi’ne Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Cudi İmrek tepki gösterdi. İmrek, genelgenin eğitim sistemini bilimsel, laik, çoğulcu ve demokratik bir anlayışla güçlendirmek yerine, merkezi denetimi ve ideolojik yönlendirmeyi artırdığını savundu.
“Eğitim, iktidarların siyasal hedeflerine göre şekillendirilemez”
İmrek, genelgede “Türkiye Yüzyılı”, “millî duruş”, “devlet iradesi” gibi kavramların eğitim süreçlerinin temel referansları haline getirildiğine dikkat çekti. Eğitimin görevinin çocukları herhangi bir iktidarın güncel siyasal hedeflerine göre yetiştirmek olmadığını belirten İmrek, öğrencilerin eleştirel düşünme, sorgulama ve farklı görüşleri değerlendirme becerilerinin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
İmrek’e göre eğitimde esas alınması gereken “devlet iradesi” değil; çocuğun üstün yararı, bilimsel bilgi, çoğulculuk, eşitlik ve demokratik toplumun evrensel ilkeleri olmalı.
“Maarif Modeli okul yaşamının tamamına yayılıyor”
Genelgede Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne yapılan göndermelerin modelin yalnızca müfredatı değil, okul yaşamının tamamını belirleyen bir yapıya dönüştürülmek istendiğini gösterdiğini belirten İmrek; öğretmen eğitimlerinden sosyal etkinliklere, dijital platformlardan seçmeli derslere kadar birçok alanın bu model üzerinden şekillendirildiğini söyledi.
“Köklerden Geleceğe” yaklaşımının da belirli bir kültürel ve siyasal perspektifi öne çıkardığını ifade eden İmrek, Türkiye’nin çok dilli ve çok kültürlü yapısına dikkat çekerek eğitimde farklı halkların dillerine, kültürlerine ve tarihine yer verilmesi ve anadilinde eğitim hakkının güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.
“Medya okuryazarlığı Bakanlığın haberlerini aktarmak değildir”
İmrek, genelgede medya okuryazarlığının geliştirilmesinden söz edilirken, Bakanlığın hazırladığı “Haberimiz Olsun” platformundaki içeriklerin derslerde kullanılmasının öngörülmesini de eleştirdi.
Medya okuryazarlığının öğrencilerin yalnızca Bakanlığın belirlediği içeriklerle buluşturulması anlamına gelmediğini belirten İmrek, öğrencilerin farklı kaynakları karşılaştırabilmesi, haberin kaynağını sorgulayabilmesi ve propaganda ile manipülasyonu ayırt edebilmesi gerektiğini söyledi.
“Öğretmenin mesleki itibarı kıyafetle sağlanmaz”
Genelgenin öğretmenlere yönelik yaklaşımındaki çelişkilere de dikkat çeken İmrek, bir yandan öğretmenlerin görüşlerinin alınması ve karar süreçlerine katılması gerektiğinin belirtilirken, diğer yandan öğretmenlerin hangi eğitimleri tamamlayacağından hangi dijital platformları kullanacağına ve ne giyeceğine kadar ayrıntılı talimatlar getirildiğini kaydetti.
Öğretmenlerin önlük giymelerinin istenmesini eleştiren İmrek, öğretmenlik mesleğinin saygınlığının kıyafetle değil; ekonomik ve özlük hakları, mesleki özerklik ve demokratik çalışma koşullarıyla sağlanabileceğini belirtti.
“Öğretmenler alanları dışında görevlendirilmemeli”
Genelgede norm kadro fazlası öğretmenlerin ihtiyaç bulunan kurumlara atanması ve ders görevi verilemeyen öğretmenlerin Millî Eğitim Akademisi üzerinden ihtiyaç duyulan “diğer alanlarda” görevlendirilebilmesine yönelik düzenlemeleri de değerlendiren İmrek, öğretmenlerin eğitim aldıkları branş dışında çalıştırılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.
Öğretmen açığının çözümünün alan dışı görevlendirme değil, ihtiyaç duyulan branşlara yeterli sayıda kadrolu ve güvenceli öğretmen ataması olduğunu belirten İmrek, norm fazlası sorununun öğretmenlere yüklenemeyeceğini ifade etti.
“Dijitalleşme denetim mekanizmasına dönüşmemeli”
EBA, MEBİ, OGM Materyal, HEMBA, Velivizyon ve yapay zekâ destekli DİLİM gibi platformların yaygınlaştırılmasına da değinen İmrek, öğrenci ve öğretmen verilerinin kullanımına ilişkin şeffaflık çağrısı yaptı.
Dijital teknolojilerin eğitimde kullanılmasına karşı olmadıklarını belirten İmrek, verilerin hangi amaçla kullanılacağı, ne kadar süre saklanacağı ve kimlerle paylaşılacağının açık biçimde ortaya konulması gerektiğini söyledi.
“Asıl sorunlara çözüm yok”
İmrek, genelgede öğretmenin kıyafetinden dijital platformlara, veli randevularından sosyal etkinliklere kadar çok sayıda ayrıntılı düzenleme bulunmasına rağmen eğitim sisteminin temel sorunlarına yönelik yeterli somut adım atılmadığını savundu.
Eğitim Sen’in talepleri arasında okullara yeterli kamu bütçesi ayrılması, kadrolu yardımcı personel istihdamı, öğrencilere ücretsiz bir öğün yemek ve temiz içme suyu sağlanması, ücretli öğretmenliğin sona erdirilmesi, öğretmen açığının kadrolu atamalarla kapatılması, sınıf mevcutlarının azaltılması, depreme dayanıksız okulların dönüştürülmesi ve ikili eğitime son verilmesi bulunuyor.
“Çocukların ihtiyacı özgür ve demokratik eğitim”
Cudi İmrek, Eğitim Sen olarak eğitimin kamusal, parasız, bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitim hakkını güvence altına alan bir yapıya kavuşturulmasını savunduklarını belirtti.
MEB’e çağrıda bulunan İmrek, öğretmenlerin kıyafetinden okul yaşamının diğer ayrıntılarına kadar merkezi kontrolü artırmak yerine eğitim emekçilerinin sesinin dinlenmesini, öğretmen açığının kadrolu ve güvenceli atamalarla giderilmesini ve okulların bütçe ile personel ihtiyaçlarının kamu kaynaklarıyla karşılanmasını istedi.
İmrek, “Eğitim, çocukların ve toplumun geleceğidir” diyerek, bu geleceğin tekçi ve merkezi politikalarla değil; öğretmenlerin, öğrencilerin, velilerin ve tüm eğitim bileşenlerinin demokratik katılımıyla kurulması gerektiğini vurguladı.