Siyaset

DEM Partili Cengiz Çiçek, KHK'li Kamu Emekçilerine Müdahaleyi Meclis Gündemine Taşıdı

Haklarında beraat, takipsizlik veya göreve dönüşlerini gerektiren yargı kararları bulunan kamu emekçilerinin dosyaları neden sonuçlandırılmamaktadır?

Abone Ol

KHK’li Kamu Emekçilerinin Adalet Mücadelesi Meclis Gündeminde

DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, KHK’lerle ihraç edilen kamu emekçilerinin işe iade ve adalet talepleri ile Ankara’da gerçekleştirmek istedikleri Adalet Nöbeti’ne yönelik kolluk müdahalesini Meclis gündemine taşıdı. Çiçek, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına iki ayrı yazılı soru önergesi verdi.

Çiçek, “15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü hâl döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK), on binlerce kamu emekçisi herhangi bir yargı kararına dayanmaksızın ve etkili bir savunma olanağı tanınmadan kamu görevinden ihraç edilmiştir. Aradan on yıl geçmesine rağmen KHK rejiminin yarattığı hukuki, ekonomik ve toplumsal tahribat giderilmemiş; yargı süreçleri uzatılan ve çalışma hakları engellenen emekçiler adeta sivil ölüme terk edilmiştir.” ifadelerini kullandı.

“Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonunun (KESK) açıklamasına göre, Konfederasyona bağlı sendikaların üyesi 4.259 kamu emekçisi ihraç edilmiş; iki bini aşkın emekçi hâlen görevine iade edilmemiştir. İhraç edilen kamu emekçileri, “İşimizi Geri İstiyoruz, Adalet Nöbetindeyiz” şiarıyla 17 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da 24 saatlik Adalet Nöbeti gerçekleştirmek istemiştir.” diyen Çiçek, “Emekçilerin Adalet Bakanlığı önünde yapmak istediği basın açıklaması engellenmiş, KESK Genel Merkezi önünde sürdürülmek istenen Adalet Nöbeti’ne kolluk kuvvetlerince müdahale edilmiştir. Müdahalede biber gazı ve fiziksel güç kullanılmış; kamu emekçileri yaralanmış, aralarında sendika yönetici ve üyelerinin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınmıştır. KESK Genel Merkezi’nin giriş ve çıkışları engellenmiş, basın emekçileri alandan uzaklaştırılmıştır.” ifadelerini kullandı.

Çiçek, “KHK’larla yaratılan hukuksuzluğa itiraz eden kamu emekçilerinin işlerine ve haklarına kavuşma mücadelesi bir kamu düzeni tehdidi değil, demokratik ve meşru bir hak arayışıdır. Bu mücadelenin kolluk gücüyle bastırılmaya çalışılması, olağanüstü hâl döneminin baskı ve yasaklama pratiklerinin sürdürüldüğünü göstermektedir.” vurgusunda bulundu.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye yöneltilen sorular:

1. KHK hukuksuzluğuna karşı düzenlenen barışçıl Adalet Nöbeti’ne müdahale talimatı bilginiz dâhilinde mi verilmiştir?

2. Anayasal haklarını barışçıl biçimde kullanan kamu emekçilerinin eylemi hangi gerekçeyle engellenmiştir? Bu müdahale, toplantı ve gösteri hakkı ile sendikal hakların açık bir ihlali değil midir?

3. Barışçıl eyleme biber gazı ve fiziksel güçle müdahale eden kolluk görevlileri hakkında soruşturma başlatılmış mıdır? Kolluk şiddetinin demokratik hak arama mücadelesini bastırmanın bir aracı hâline getirilmesi Bakanlığınızın politikası mıdır?

4. KESK Genel Merkezi’nin kolluk ablukasına alınması, kamu emekçilerinin örgütlü mücadelesini baskı ve zor yoluyla sindirme politikasının bir parçası değil midir?

5. Basın emekçilerinin alandan uzaklaştırılmasıyla kolluk şiddetinin kamuoyundan gizlenmesi mi amaçlanmıştır?

Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yöneltilen sorular:

1. KHK hukuksuzluğuna karşı işlerini ve haklarını talep eden kamu emekçilerinin Bakanlığınız önünde açıklama yapması, Bakanlığınızın talebi üzerine mi engellenmiştir?

2. Haklarında beraat, takipsizlik veya göreve dönüşlerini gerektiren yargı kararları bulunan kamu emekçilerinin dosyaları neden gecikmeksizin sonuçlandırılmamaktadır? KHK’lı emekçilerin görevlerine iade edilmemesi, yargı kararlarının etkisizleştirilmesi ve hukuksuz cezalandırmanın sürdürülmesi değil midir?

3. Sendikal faaliyetleri, demokratik haklarını kullanmaları ve emek mücadelesi yürütmeleri nedeniyle ihraç edilen kamu emekçilerinin geriye dönük tüm özlük, sosyal ve ekonomik haklarıyla birlikte görevlerine iade edilmesi ve uğradıkları zararların karşılanması için bütünlüklü bir yasal düzenleme hazırlanacak mıdır?