"Devlet Gözetiminde Yaşamını Yitirdi" İddiası: Hak Örgütleri ve Ailesinden Özcan Aksu'nun Ölümünün Aydınlatılması Çağrısı
İstanbul'da gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderilen ve 5 Temmuz 2026'da yaşamını yitiren Özcan Aksu'nun ölümüne ilişkin hak örgütleri ve ailesi ortak basın açıklaması yaptı. Açıklamada, gözaltından cezaevine uzanan süreçte ciddi bilgi kirliliği yaşandığı, Aksu'nun ağır darp izleriyle ailesinin karşısına çıktığı ve olayın tüm yönleriyle bağımsız şekilde soruşturulması gerektiği vurgulandı.
İstanbul'da gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak cezaevine gönderilen ve kısa süre sonra yaşamını yitiren Özcan Aksu'nun ölümüyle ilgili İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Aksu'nun ailesi ortak basın açıklaması düzenledi. Beyoğlu'ndaki İHD İstanbul Şubesi'nde gerçekleştirilen toplantıda, olayın devlet gözetimi altında meydana geldiği vurgulanarak ölümün tüm yönleriyle aydınlatılması ve etkili bir soruşturma yürütülmesi çağrısı yapıldı.
Ortak açıklamayı okuyan ÖHD üyesi avukat Mehmet Şirin Şahin, sürecin ilk gününden itibaren kamuoyunun doğru bilgilendirilmediğini, aile ve avukatların ciddi bilgi kirliliği ile karşı karşıya bırakıldığını söyledi. Şahin, olayın şeffaflıktan uzak yürütüldüğünü belirterek, kamu makamlarının yaşam hakkı ihlali iddialarını açıklığa kavuşturma yükümlülüğü bulunduğunu ifade etti.
Gözaltından Cezaevine Uzanan Süreçte Bilgi Kirliliği İddiası
Hak örgütlerinin paylaştığı bilgilere göre Özcan Aksu, 22 Haziran 2026 tarihinde İstanbul'da sivil polisler tarafından gözaltına alındı. Yaklaşık 24 saat süren işlemlerin ardından 23 Haziran'da tutuklanarak Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu'na gönderildi.
Açıklamada, gözaltı ve tutuklama sürecinde aileye sağlıklı bilgi verilmediği, yakınlarının önce Metris Cezaevi'ne, ardından Silivri Cezaevi'ne yönlendirilerek bilgiye erişimlerinin zorlaştırıldığı öne sürüldü.
"Kaçma Teşebbüsü" İddiasına Somut Delil Sorusu
Basın açıklamasında kamu makamlarının Aksu'nun hastaneye sevki sırasında kaçmaya teşebbüs ettiği ve görevli memura mukavemet gösterdiği yönündeki açıklamalarına da değinildi.
Hak örgütleri, söz konusu iddiaların hangi olay ve hangi delillere dayandığının kamuoyuna açıklanmadığını belirterek şu soruların yanıtsız bırakıldığını ifade etti:
- Olayın tam olarak nerede ve ne zaman gerçekleştiği,
- Kamera kayıtlarının bulunup bulunmadığı,
- Olayı doğrulayan resmi tutanak ve belgelerin neler olduğu.
Açıklamada, hukuk devletinde kamu makamlarının yalnızca iddialarla yetinemeyeceği, devlet gözetimi altındaki kişilerin yaşam hakkı bakımından somut deliller ortaya koyma yükümlülüğü bulunduğu vurgulandı.
Aile Görüşmesinde Ağır Darp İzleri Tespit Edildiği Öne Sürüldü
Hak örgütlerinin aktardığına göre Aksu'nun ailesi, 26 Haziran 2026 tarihinde Marmara (Silivri) 2 Nolu Ceza İnfaz Kurumu'nda ilk kez görüş gerçekleştirdi.
Açıklamada, bu görüşmede Aksu'nun yüzünde yoğun darp izleri, göz çevresinde morluk ve şişlikler, kaşında dikişler, ensesinde kan izleri ve kollarında belirgin ödem görüldüğü ifade edildi.
Bunun yanı sıra Aksu'nun yürümekte ve konuşmakta güçlük çektiği, bulunduğu yeri ve zamanı algılamakta zorlandığı, ailesini tanımakta güçlük yaşadığı ve temel ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacak durumda olduğu iddia edildi.
Hak örgütleri, bu sağlık tablosuna rağmen Aksu'nun hücre tipi koğuşta tutulmasının infaz hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmadığını savundu.
Ölüm Haberi 5 Temmuz'da Geldi
Açıklamada, Aksu'nun çeşitli hastanelere ve kurumlara sevk edildiğinin öğrenildiği ancak bu sevklerin gerekçelerine ilişkin resmi makamlarca ayrıntılı bilgi verilmediği belirtildi.
Özcan Aksu'nun 5 Temmuz 2026 tarihinde yaşamını yitirdiği haberinin aileye ulaştığı, ölüm sürecine ilişkin birçok sorunun ise halen yanıtsız olduğu ifade edildi.
Savcılığa Suç Duyurusu Yapıldı
Ailenin avukatları, ölümün tüm yönleriyle araştırılması ve sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılması talebiyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.
Başvuruda özellikle şu hususların araştırılması talep edildi:
- Vücuttaki darp izleri ile yaralanmaların nasıl oluştuğunun belirlenmesi,
- Kaşındaki dikişlerin ve diğer yaralanmaların nedeninin ortaya çıkarılması,
- "Kaçma teşebbüsü" iddiasını doğrulayabilecek kamera kayıtlarının tespit edilmesi,
- Süreçte görev alan kamu görevlileri hakkında adli ve idari soruşturma yürütülmesi.
Delillerin Korunması ve Bağımsız İnceleme Çağrısı
Hak örgütleri ve avukatlar, etkili bir soruşturma yürütülebilmesi için emniyet nezarethane kayıtları, Metris ve Marmara Cezaevlerindeki kamera görüntüleri, sevk araçlarına ait kayıtlar, hastane belgeleri ile tüm dijital delillerin vakit kaybedilmeden koruma altına alınmasını istedi.
Ayrıca Aksu'nun vücudundaki yaralanmaların bağımsız adli tıp uzmanlarınca incelenmesi, ölüm ile yaralanmalar arasındaki ilişkinin bilimsel yöntemlerle ortaya konulması ve süreçte görev yapan kolluk görevlileri, infaz koruma memurları, sağlık çalışanları ile olaya tanıklık etmiş olabilecek mahpusların ifadelerine başvurulması çağrısı yapıldı.
"Bağımsız ve Şeffaf Soruşturma Yürütülsün"
Basın açıklaması, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bağımsız ve etkili bir soruşturma yürütmesi, Adalet Bakanlığı'nın süreçle ilgili kamuoyunu şeffaf biçimde bilgilendirmesi ve insan hakları örgütleri ile baroların dosyayı yakından takip etmesi çağrısıyla sona erdi.
Hak örgütleri, devlet gözetimi altında yaşamını yitiren bir kişinin ölümünün tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasının hem adaletin sağlanması hem de benzer olayların tekrarının önlenmesi açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Ahmet Şık'tan Özcan Aksu'nun Ölümüne İlişkin Adalet Bakanı'na Soru Önergesi
Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, 22 Haziran 2026'da gözaltına alındıktan sonra Silivri Marmara Ceza İnfaz Kurumu'na sevk edilen ve 5 Temmuz 2026'da yaşamını yitiren Özcan Aksu'nun ölümüne ilişkin, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yazılı soru önergesi sundu.
"Tıbbi müdahalenin geciktirildiği iddia edildi"
Önergede, tutuklandıktan kısa süre sonra ailesiyle ağır yaralı halde görüştürülen Özcan Aksu'nun yüzünde ve vücudunda darp izleri bulunduğu, bilincinin yerinde olmadığı öne sürüldü. Ailenin iddiasına göre Aksu'ya, "Bunu kim yaptı?" diye sorulduğunda ceza infaz koruma görevlilerini işaret etti.
Ayrıca, Aksu'ya gerekli tıbbi müdahalenin zamanında yapılmadığı ve süreç boyunca aileye yeterli bilgilendirme yapılmadığı iddialarına da yer verildi.
"Devlet yaşam hakkını korumakla yükümlüdür"
Ahmet Şık, önergesinde Anayasa'nın 17. maddesini hatırlatarak, devletin gözetimi altındaki kişilerin yaşam hakkını, maddi ve manevi varlığını korumakla yükümlü olduğunu vurguladı.
Ceza infaz kurumlarında meydana gelen ölüm olayları ile işkence ve kötü muamele iddialarının bağımsız, etkili ve şeffaf biçimde soruşturulmasının hukuk devleti ilkesinin gereği olduğu belirtilen önergede, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması çağrısı yapıldı.
Adalet Bakanlığı'na 10 soru
Ahmet Şık, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:
- Özcan Aksu'nun gözaltına alındığı tarihten yaşamını yitirdiği tarihe kadar bulunduğu tüm gözaltı birimleri, ceza infaz kurumları ve sağlık kuruluşları hangileridir? Bu kurumlarda kalış tarih ve saatleri nelerdir?
- Özcan Aksu'nun ceza infaz kurumuna kabulü sırasında giriş sağlık muayenesi yapılmış mıdır? Yapıldıysa düzenlenen raporda herhangi bir darp veya yaralanma bulgusuna yer verilmiş midir?
- Ceza infaz kurumunda bulunduğu süre boyunca Özcan Aksu hakkında kaç kez sağlık değerlendirmesi yapılmıştır? Hastaneye sevk edilmesi yönünde kim tarafından, hangi tarihlerde karar verilmiştir?
- Kamuoyuna yansıyan ağır yaralanma ve kötü muamele iddiaları hakkında Bakanlık tarafından idari soruşturma veya inceleme başlatılmış mıdır? Başlatıldıysa hangi aşamadadır?
- Olayla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma yürütülmekte midir? Soruşturma kapsamında ceza infaz kurumu personeli hakkında herhangi bir işlem tesis edilmiş midir?
- Özcan Aksu'nun tutulduğu koğuş, koridor, revir, sevk güzergâhı ve görüş alanlarına ilişkin kamera kayıtları muhafaza altına alınmış mıdır? Bu kayıtlar soruşturma dosyasına teslim edilmiş midir?
- Ailenin, tıbbi müdahalenin geciktiği yönündeki iddiaları Bakanlık tarafından araştırılmış mıdır? Araştırıldıysa ulaşılan tespitler nelerdir?
- Ceza infaz kurumuna kabulünden ölümüne kadar geçen süreçte Özcan Aksu hakkında disiplin işlemi, zor kullanma tutanağı veya olay tutanağı düzenlenmiş midir?
- Son beş yıl içerisinde Marmara Ceza İnfaz Kurumu'nda meydana gelen tutuklu ve hükümlü ölümlerinin sayısı kaçtır? Bunlardan kaçı doğal ölüm, kaçı intihar, kaçı şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçmiştir? Aynı dönemde ceza infaz kurumu hakkında işkence, kötü muamele veya orantısız güç kullanımı iddiasıyla Bakanlığa ulaşan başvuru sayısı kaçtır? Bu başvuruların kaçı hakkında disiplin veya ceza soruşturması açılmıştır?
- Bakanlık, kamuoyunda ciddi endişeye yol açan bu olayın tüm yönleriyle bağımsız ve etkili biçimde aydınlatılması amacıyla hangi tedbirleri almayı planlamaktadır?