Eğitim Sen Adana’dan mücadeleye, bedel ödeyenlere ve geleceğe güçlü mesajlar
Eğitim Sen Adana Şubesi, sendikanın 31. kuruluş yıldönümü dolayısıyla Yüreğir Kültür Merkezi’nde yoğun katılımlı bir etkinlik düzenledi. Onlarca kurum, siyasi parti, meslek örgütü, sendika ve dernek temsilcisinin yer aldığı gecede, yaşamını yitiren mücadele insanları saygıyla anıldı; Eğitim Sen’in Adana’da 31 yıla yayılan direniş, emek ve demokrasi mücadelesi güçlü konuşmalarla bir kez daha vurgulandı.
Yüreğir’de 31 Yıllık Mücadele Buluşması
Eğitim Sen Adana Şubesi’nin 31. kuruluş yıldönümü etkinliği, Yüreğir Kültür Merkezi’nde coşkulu ve duygu yüklü anlara sahne oldu. Eğitim emekçilerinin yanı sıra emekten ve halktan yana siyasi parti temsilcileri, oda ve meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri ile çok sayıda sendika temsilcisinin katıldığı gece, mücadelede yaşamını yitirenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.
Saygı duruşunun ardından, Eğitim Sen’in geçmişten bugüne yürüttüğü mücadeleyi anlatan sinevizyon gösterimi katılımcılarla buluşturuldu. Program, Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Cudi İmrek’in açılış konuşmasıyla devam etti. Etkinlikte ayrıca sendikadan emekli olan üyelere plaket takdim edildi, gece müzik dinletileri ve halaylarla sona erdi.
Cudi İmrek: “Bugün Bir Takvim Yaşını Değil, 31 Yıllık Direnişi Selamlıyoruz”
Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Cudi İmrek, konuşmasına salondaki katılımcıları selamlayarak başladı. İmrek, 31 yıllık sendikal tarihin yalnızca bir kuruluş yıldönümü olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Bugün burada yalnızca bir yıldönümünü kutlamıyoruz. Bugün Adana’nın sıcağında yoğrulmuş, okul koridorlarından meydanlara taşmış, bedel ödeyerek büyümüş 31 yıllık bir direnişi selamlıyoruz.”
İmrek, sendikal mücadelenin hafızasını oluşturan isimleri tek tek anarak, bu kürsüden yalnızca bugünün yöneticilerinin değil; Kamuran Karaca’nın kararlılığının, Halil Kara’nın direncinin, Gülabi Köseoğlu’nun azminin, Güven Boğa’nın örgütçülüğünün, Seçil Sönmez’in inadının, Ahmet Karagöz’ün emeğinin, İrfan Doğan’ın yol göstericiliğinin, Hüseyin Kaya’nın dirayetinin ve Fatih Toprak’ın mücadele azminin konuştuğunu ifade etti.
“Sendikalı Olmanın Cesaret İstediği Yıllardan Bugüne”
1990’lı yıllarda sendikal mücadelenin ağır baskılar altında yürütüldüğünü hatırlatan İmrek, Eğitim Sen Adana Şubesi’nin korku ikliminde okul okul gezilerek, ev ev anlatılarak kurulduğunu söyledi:
“Sendikalı olmanın fişlenme nedeni sayıldığı yıllarda bu şehirde ‘Eğitim Sen olacak’ denildi. Ve oldu. Adana’da sendika böyle kuruldu.”
2000’li yıllarda sendikal hattın güçlendirildiğini, İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yapılan açıklamalardan Uğur Mumcu Meydanı’ndaki mitinglere kadar her alanda Eğitim Sen’in emeği olduğunu vurguladı.
KHK’ler, İhraçlar ve Teslim Olmayan Bir Sendika
2016 sonrası sürece de değinen İmrek, barışı savundukları için hedef alındıklarını, KHK’lerle üyelerin ihraç edildiğini hatırlatarak şunları söyledi:
“İhraçlarla susturulmak istendik ama ‘İhraçlar gidecek, biz kalacağız’ dedik. Eğitim Sen bir kez daha teslim olmadı.”
Farklı dönemlerde görev alan yöneticiler ve farklı kuşaklardan üyelerin bugün aynı salonda buluşmasının, kopuş değil bir bayrak değişimi olduğunu vurguladı.
“Eğitim Haktır, Satılamaz”
İmrek konuşmasında Eğitim Sen’in temel ilkelerini de güçlü biçimde dile getirdi:
“Eğitimi piyasa malı görenlere karşı, kamusal, parasız, bilimsel, laik ve anadilinde eğitimi savunduk. Çünkü biliyoruz: Eğitim haktır, satılamaz. Bilim susturulamaz.”
Soruşturmalar, sürgünler ve yargılamalarla karşı karşıya kaldıklarını belirten İmrek, buna rağmen geri adım atmadıklarını vurgulayarak, “Hak verilmez, alınır” dedi.
Toplumsal Mücadelede Eğitim Sen’in Yeri
Eğitim Sen’in yalnızca bir sendika olmadığını söyleyen İmrek, sendikanın Adana’da demokrasi, barış ve kadın mücadelesinin de ön saflarında yer aldığını ifade etti. 8 Mart’larda kadınlarla, 1 Mayıs’larda emekçilerle omuz omuza olduklarını; Suruç’u, Roboski’yi, 10 Ekim’i unutmadıklarını dile getirdi.
“Barış olmadan eğitim olmaz. Demokrasi olmadan sendika yaşayamaz.”
Nezir Dorak: “KHK’ler Gidecek, Biz Geri Döneceğiz: Adalet Mücadelemiz Bitmedi”
Adana Eğitim Sen’in 31. kuruluş yıldönümü etkinliğinde KHK’li kamu emekçileri adına konuşan Nezir Dorak, 10 yıl önce OHAL ve KHK’lerle hukuksuz biçimde işlerinden, ekmeklerinden edilen Eğitim Sen ve KESK üyelerinin adalet mücadelesinin sürdüğünü vurguladı. Dorak, 150 bini aşkın kamu emekçisinin sorgusuz sualsiz ihraç edildiğini, KESK’e bağlı 4 bin 259 emekçinin bu süreçte hedef alındığını; Adana’da ise 49’u eğitim emekçisi olmak üzere 68 KESK’linin ihraç edildiğini, aradan geçen on yıla rağmen hâlâ 22 kişinin görevine iade edilmediğini ifade etti.
OHAL’in bir “sivil darbe” rejimine dönüştürüldüğünü belirten Dorak, KESK’in emekten, barıştan ve demokrasiden yana tutumu nedeniyle bilinçli biçimde hedef seçildiğini söyledi. İhraç gerekçelerinin hiçbir zaman açık ve somut biçimde ortaya konmadığını; “irtibat, iltisak” gibi hukuki karşılığı olmayan kavramlarla, gizli tanık beyanlarıyla ve sosyal medya paylaşımlarıyla cezalandırıldıklarını dile getirdi. Beraat ve takipsizlik kararlarının dahi yok sayıldığını, soruşturma açılmasının tek başına ihraç için yeterli görüldüğünü aktardı.
KHK’lilerin yalnızca işlerinden değil; pasaport, emeklilik, sağlık ve sosyal güvenlik haklarından da mahrum bırakıldığını vurgulayan Dorak, banka hesaplarının kapatıldığını, özel sektörde çalışmalarının engellendiğini, ailelerin ve çocukların da cezalandırıldığını söyledi. Bu süreçte yaşanan ağır psikolojik ve ekonomik baskılar nedeniyle çok sayıda KHK’linin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Dorak, “öldükten sonra iade” edilen arkadaşların bile olduğunu belirterek yaşananların vahametini gözler önüne serdi.
Konuşmasını, barış bildirisine imza atan akademisyenlerin Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen görevlerine döndürülmemesini de hatırlatarak tamamlayan Dorak, “Son KHK’li görevine dönene, tüm haklarımız iade edilene kadar mücadelemiz sürecek. KHK’ler gidecek, biz geri döneceğiz” sözleriyle kararlılık mesajı verdi.
Gülabi Köseoğlu’ndan Tarihsel Mesaj: “Bu Mücadele Kolay Kazanılmadı”
Annesinin vefatı nedeniyle etkinliğe katılamayan Gülabi Köseoğlu, gönderdiği yazılı mesajda Eğitim Sen’in tarihsel köklerini hatırlattı. 12 Eylül sonrası öğretmenlerin örgütsüz bırakıldığını, TÖB-DER’in kapatıldığını, sürgünler ve işkenceler yaşandığını anımsatan Köseoğlu, Eğit-DER, Eğit-Sen ve Eğitim-İş sürecine değinerek şu ifadeleri kullandı:
“Sendikamız çok bedeller ödedi. Ancak bu mücadele bitmedi. Bugün yeni üyeler ve yöneticiler bu bayrağı taşımaya devam ediyor.”
Köseoğlu, yaşamını yitiren sendika yöneticilerini ve bugüne kadar şube başkanlığı yapan isimleri tek tek anarak saygılarını iletti.
Kadın Sekreteri Sadet Çağrı Coşkun: “Eğitim Sen Kadın Mücadelesinin de Adresidir”
Eğitim Sen Adana Şube Kadın Sekreteri Sadet Çağrı Coşkun da gönderdiği yazılı mesajda, Eğitim Sen’in kadın mücadelesindeki yerine dikkat çekti. Kadın haklarının sistematik biçimde yok sayıldığı bir süreçten geçildiğini belirten Coşkun, şunları kaydetti:
“Kadın emeği görünmez kılınmak isteniyor. Eğitim Sen ise eşitliği, özgürlüğü ve dayanışmayı ilke edinmiş bir mücadele geleneğiyle kadın örgütlenmesinin öncü güçlerinden biridir.”
Coşkun, Eğitim Sen’in dayanışma ve barışın sesi olduğunu vurgulayarak, mücadeleyi umutla sürdürme çağrısı yaptı.
Plaketler, Müzik ve Halaylarla Son Bulan Gece
Konuşmaların ardından, sendikadan emekli olan Eğitim Sen üyelerine plaketleri takdim edildi.
Etkinlik, müzik dinletileri ve halaylarla sona erdi.
Eğitim Sen Adana Şubesi’nin 31. yıl etkinliği, yalnızca bir yıldönümü kutlaması değil; Adana’da emek, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin hafızasını tazeleyen güçlü bir buluşma olarak hafızalara kazındı.