Adana’da bir akşam, sözcükler yalnızca söylenmedi; yankılandı.
Sesler yalnızca duyulmadı; çoğaldı.
Ve bir salon, yalnızca dolmadı; birlikte atan bir kalbe dönüştü.
27 Mart 2026’da Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde, Eğitim Sen Adana Şubesi’nin düzenlediği etkinlik; bir kültür programının ötesine geçerek, şiirin, müziğin ve sözün iç içe geçtiği kolektif bir direniş alanına dönüştü.
Bir Açılış: Sözün Sorumluluğu
Gecenin kapısını aralayan, Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Cudi İmrek oldu.
İmrek’in sözleri, yalnızca bir açılış konuşması değil; bir hatırlatma gibiydi:
Sanat ve edebiyat, yalnızca estetik bir uğraş değil, aynı zamanda bir mücadele biçimidir.
Ve bu mücadele, dün olduğu gibi bugün de sürecektir.
Şiirin Tanıklığı: Haydar Ergülen Sahnedeydi
Gecenin onur konuğu Haydar Ergülen, şiiri bireysel bir iç döküm olmaktan çıkarıp, toplumsal hafızanın nabzı olarak yeniden kurdu.
Onun anlatısında şiir;
unutmamanın,
itiraz etmenin,
ve insan kalmanın diliydi.
Ankara yıllarından anılara, Eskişehir’in izlerinden edebiyatın iç yollarına uzanan anlatısı, dinleyicileri yalnızca bir sohbetin değil, bir yolculuğun parçası haline getirdi.
Söyleşi: Edebiyatın Ötesinde Bir Alan
Moderatörlüğü üstlenen Sadık Çil, geceyi klasik bir edebiyat söyleşisinin sınırlarından çıkardı.
“İkinci Yeni Neyimiz Olur” kitabından hareketle yönelttiği sorular, yalnızca bir akımı değil; bugünün kültürel daralmasını, eğitimin piyasalaştırılmasını ve kamusal alanın dönüşümünü tartışmaya açtı.
Bu tartışma, şiirin satır aralarından taşarak, günümüzün gerçekliğine değdi.
Bir Ses, Bir Ezgi: Müziğin Derinliği
Nimet Ceylan’ın sesi, gecenin duygusal damarını açtı.
Onun ezgilerine eşlik eden Güven Özerkan ve Erhan Meriç’in mini konseri, salonda biriken duyguları görünür kıldı.
Müzik ve şiir, o an birbirine karıştı:
Bir dize, bir notaya dönüştü.
Bir melodi, bir direniş cümlesine.
Sahneye Çıkan Öğretmenler: Şiirin Kolektif Hali
Gecenin en güçlü anlarından biri, Eğitim Sen üyelerinin sahneye çıkıp şiir okuduğu anlardı.
Zahide Turan Aslan “Gece”yi,
Sevil Bakay “Eylül”ü,
Özgür Çakabay ise “İdiller Gazeli”ni seslendirdi.
Bu okumalar, öğretmenin yalnızca bilgi aktaran değil; düşünen, hisseden ve üreten bir özne olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Katkılar ve Sürprizler: Birlikte Üretilen Gece
Adanalı yazar Dr. Ömer Uluçay’ın katkılarıyla zenginleşen program, Savaş İlhan ve Baran Arslan’ın emeğiyle büyüdü.
Ve gecenin sonunda, eğitimci yazar Alişer Avcı’nın Haydar Ergülen’e armağan ettiği tablo, yalnızca bir hediye değil; sanatın sanata selamı oldu.
Ortak Hafıza, Ortak Mücadele
Bu gece boyunca verilen mesaj açıktı:
Sanat, kamusal eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır.
Ve hiçbir piyasa mantığı, bu bağı koparamaz.
Eğitim Sen Adana Şubesi, bu buluşmayla yalnızca bir etkinlik düzenlemedi;
eşit, özgür ve bilimsel eğitim mücadelesinin kültürel zeminini yeniden kurdu.
Kapanış: Umudun Sahnesi
Gece bittiğinde, sahnede kalan yalnızca ışıklar değildi.
Birlikte kurulan bir dil,
paylaşılan bir hafıza,
ve büyüyen bir umut vardı.
Adana’da o akşam,
şiir sustuğunda bile konuşmaya devam etti.