Gündem

Epstein dosyaları: 'Hiç kimse kanunların üstünde olamayacak kadar zengin veya güçlü değildir'

BM uzmanlarına göre, 'Epstein Dosyaları'ndaki kusurlu açıklamalar, kadınlara ve kız çocuklarına karşı işlenen ağır suçlardan hesap sorulmasını baltalıyor.

Abone Ol

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi uzmanlarından sert çıkış: “Epstein Dosyaları insanlığa karşı suç eşiğinde; hiçbir güç hukukun üstünde değil”

CENEVRE – “Epstein Dosyaları” olarak bilinen milyonlarca sayfalık belge ve görüntünün ifşası, bağımsız insan hakları uzmanlarına göre yalnızca bir istismar ağını değil; sistematik, uluslararası ve cezasızlıkla beslenen bir suç düzenini ortaya koyuyor. Uzmanlar, “Hiç kimse kanunların üstünde olamayacak kadar zengin veya güçlü değildir” diyerek hükümetlere kapsamlı soruşturma ve kovuşturma çağrısı yaptı.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin yetkileriyle ancak bireysel kapasiteleriyle görev yapan bağımsız uzmanlar, yayımlanan dosyaların kadın ve kız çocuklarına yönelik sistematik cinsel istismar, insan ticareti ve sömürüye dair “rahatsız edici ve güvenilir kanıtlar” içerdiğini açıkladı. Uzmanlara göre belgelerde yer alan iddialar; cinsel kölelik, tecavüz, zorla fuhuş, üreme sağlığına yönelik şiddet, zorla kaybetme, işkence, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele ve kadın cinayeti gibi en ağır uluslararası suç kategorilerine girebilir.

“Bu vahşetin ölçeği, niteliği, sistematik yapısı ve uluslararası boyutu o kadar ciddidir ki, birçok fiilin insanlığa karşı suçlar kapsamına girmesi makul görünmektedir” denilen açıklamada, dosyalarda tarif edilen eylem örüntülerinin uluslararası ceza hukukundaki “yaygın veya sistematik saldırı” eşiğini karşılayabileceği vurgulandı.

İnsanlığa karşı suç eşiği

Uluslararası ceza hukukuna göre tecavüz, cinsel kölelik, zorla fuhuş, insan ticareti, zulüm, işkence veya cinayet gibi fiiller; sivil bir nüfusa yönelik yaygın ya da sistematik bir saldırının parçası olarak ve bu saldırının bilinciyle işlendiğinde insanlığa karşı suç sayılıyor. BM uzmanları, “Epstein Dosyaları”nda tarif edilen kalıpların bu hukuki çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ve yetkili tüm ulusal ve uluslararası mahkemelerde yargı süreçlerinin işletilmesini istedi.

Uzmanlar ayrıca, suçların işlendiği ortamın; üstünlükçü ideolojiler, ırkçılık, yolsuzluk, aşırı kadın düşmanlığı ve kadın ile kız çocuklarının metalaştırılmasıyla beslendiğine dikkat çekti. “Bu belgeler insanlığın vicdanını sarsmış ve bu tür suçlarda cezasızlığın korkunç sonuçlarını gözler önüne sermiştir” ifadesi kullanıldı.

Milyonlarca belge, binlerce görüntü

Süreç, 19 Kasım 2025’te yürürlüğe giren Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası sonrasında hız kazandı. 30 Ocak 2026’da Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı tarafından üç milyondan fazla sayfa belge, 2.000 video ve 180.000 görüntü kamuoyuna açıklandı. Ancak uzmanlara göre ifşa süreci de ciddi sorunlar barındırdı.

Mağdurlara ait hassas bilgilerin yeterli sansür uygulanmadan yayımlanması, “ciddi uyumluluk ihlali” olarak nitelendirildi. Belgelerin bir kısmı geri çekilmeden önce zararların oluştuğu, mağdurların yeniden travmatize olduğu ve misilleme ile damgalanma riskiyle karşı karşıya bırakıldığı belirtildi.

Mağdur odaklı prosedür çağrısı

Uzmanlar, mağdurların büyük kişisel bedeller ödeyerek adalet arayışını sürdürdüğünü vurgulayarak, yayın süreçlerinde mağdur odaklı standart işletim prosedürlerinin acilen devreye sokulması gerektiğini kaydetti. Gizliliğin korunmamasının, mağdurları hem fiziksel hem sosyal risklere açık hale getirdiği ifade edildi.

Uluslararası insan hakları hukuku çerçevesinde devletlerin; özel kişiler tarafından işlenenler dahil olmak üzere kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddeti önleme, soruşturma ve cezalandırma yükümlülüğü bulunduğu hatırlatıldı. Uzmanlar, yalnızca bir yakın ilişkilinin yargılanmasının yeterli olmadığını, olası suç örgütünün uluslararası boyutları, mali ağları ve kamu görevlileri dahil diğer bağlantılarının da araştırılması gerektiğini söyledi.

Arka plan: Epstein ve Maxwell

Finans çevreleri ve siyaset dünyasında güçlü bağlantılarıyla bilinen Jeffrey Epstein, ABD’de çoğu reşit olmayan genç kızları cinsel istismara maruz bırakmak amacıyla sistem kurduğu iddialarıyla soruşturuluyordu. Epstein, 2019 yılında New York’ta tutuklu bulunduğu hapishanede hayatını kaybetti.

Epstein’ın yakın çalışma arkadaşı Ghislaine Maxwell ise 2021’de cinsel istismar ve bağlantılı suçlardan mahkûm edildi; 2022’de 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak BM uzmanlarına göre Maxwell’in mahkûmiyeti, ağın tamamının ortaya çıkarıldığı anlamına gelmiyor.

“İstifa yeterli değil, cezasızlık son bulmalı”

Uzmanlar, dosyalarda adı geçen mevcut veya eski kamu görevlilerinin istifa etmesinin tek başına cezai sorumluluğun yerine geçemeyeceğini vurguladı. Bazı hükümetlerin soruşturma başlatma yönündeki adımlarını memnuniyetle karşıladıklarını belirten uzmanlar, diğer devletleri de benzer şekilde harekete geçmeye çağırdı.

“Epstein dosyalarıyla ilgili tartışmaların artık geride bırakılması gerektiği yönündeki her türlü öneri kabul edilemez. Bu, mağdurlara karşı sorumluluktan kaçınmayı temsil eder” denilen açıklamada, zaman aşımı sürelerinin ağır suçlar bakımından kaldırılması gerektiği de ifade edildi.

Son mesaj ise nettir:

“Hükümetlerin failleri hesap verebilir hale getirmek için kararlı bir şekilde harekete geçmesi şarttır. Hiç kimse kanunların üstünde olamayacak kadar zengin veya güçlü değildir.”