Emek

Haber-Sen Şube Başkanı Yaşar Polat: “Refah Payı Artık Bir Tercih Değil, Zorunluluktur”

Vatandaşların giderek daha fazla kredi kartı ve borçla yaşamını sürdürmeye çalıştığını belirten Polat, maaşların eridiğini, giderlerin ise arttığını söyledi.

Abone Ol

Haber-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Yaşar Polat, Türkiye’de çalışanlar ve emeklilerin giderek derinleşen ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, ücretlerin yaşam maliyetlerinin çok gerisinde kaldığını söyledi. Polat, enflasyon farkının bir zam değil, yaşanan kayıpların gecikmeli telafisi olduğunu vurgulayarak, çalışanlar ve emekliler için refah payının zorunlu hale geldiğini ifade etti.

Yaşar Polat yaptığı açıklamada, Mayıs 2026 itibarıyla açlık sınırının 35 bin 174 TL’ye, yoksulluk sınırının ise 114 bin 576 TL’ye yükseldiğini hatırlattı. Bekâr bir çalışanın yaşam maliyetinin 45 bin 488 TL’ye ulaştığını belirten Polat, buna karşın asgari ücretin 28 bin 75 TL, ortalama Emekli Sandığı aylığının 26 bin 54 TL, BAĞ-KUR ve SSK emekli aylıklarının ise yaklaşık 20 bin TL seviyesinde kaldığını kaydetti.

Polat, ortalama memur maaşı olarak ifade edilen 63 bin TL’nin dahi yoksulluk sınırının yarısına ulaşamadığını belirterek, “Bu rakamlar yalnızca ekonomik veriler değil, milyonlarca insanın günlük yaşamının özeti niteliğindedir” dedi.

“Milyonlarca İnsan Açlık Sınırının Altında Yaşıyor”

Açlık sınırının yalnızca gıda harcamalarını kapsadığına dikkat çeken Polat, kira, elektrik, doğalgaz, su, ulaşım, eğitim ve sağlık giderlerinin bu hesaplamalara dahil olmadığını söyledi.

Buna rağmen milyonlarca yurttaşın gelirinin açlık sınırının altında kaldığını ifade eden Polat, yaşananların yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal ve vicdani bir sorun olduğunu vurguladı.

Polat, “Bir annenin çocuğunun beslenme çantasını hazırlarken yaşadığı kaygı, bir emeklinin pazarda fileyi dolduramadan eve dönmesi, bir memurun ay sonunu değil ay ortasını düşünerek yaşaması ve bir işçinin maaş aldığı gün borçlarını ödemek zorunda kalması bugün ülkenin gerçeğidir” diye konuştu.

“Enflasyon Farkı Zam Değildir”

Yıllardır çalışanlara ve emeklilere verilen enflasyon farkının bir başarı hikâyesi gibi sunulduğunu belirten Polat, bunun gerçeği yansıtmadığını savundu.

“Enflasyon farkı zam değildir” diyen Polat, şu değerlendirmede bulundu:

“Enflasyon farkı, geçmişte uğranılan kaybın gecikmeli olarak geri verilmesidir. Önce maaşlar eriyor, alım gücü düşüyor, vatandaş yoksullaşıyor; ardından bu kaybın küçük bir bölümü telafi edilmeye çalışılıyor. Bu nedenle enflasyon farkını bir kazanım gibi göstermek, emekçilerin yaşadığı gerçekleri görmezden gelmektir.”

“Ücret Politikaları Başarı Değil, Çöküş Üretiyor”

Vatandaşların giderek daha fazla kredi kartı ve borçla yaşamını sürdürmeye çalıştığını belirten Polat, maaşların eridiğini, giderlerin ise sürekli arttığını söyledi.

Market fiyatlarının her gün değiştiğini ancak ücretlerin aylar boyunca sabit kaldığını ifade eden Polat, “Bir ülkede asgari ücret açlık sınırının altındaysa, emekliler açlık sınırının çok altında yaşamaya zorlanıyorsa ve memurlar yoksulluk sınırının yarısına bile ulaşamayan maaşlarla çalışıyorsa, burada ücret politikalarının başarısından değil çöküşünden söz edilir” dedi.

“Emekçiler Büyümeden Pay Almak İstiyor”

Refah payının artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurgulayan Polat, emekçilerin yalnızca enflasyona karşı korunmak istemediğini belirtti.

Çalışanların ve emeklilerin ülkenin ekonomik büyümesinden pay almak istediğini dile getiren Polat, “Emekçiler ürettikleri değerin karşılığını ve insanca yaşayabilecekleri bir gelir düzeyini talep ediyor” ifadelerini kullandı.

Sosyal devlet anlayışının yurttaşları yoksulluğa alıştırmak değil refaha ulaştırmak olduğunu belirten Polat, çalışanlardan ve emeklilerden sürekli fedakârlık beklenmesinin sürdürülebilir olmadığını söyledi.

“Gerçek Refah Payı Verilmeli”

Yaşar Polat açıklamasının sonunda kalıcı ekonomik çözümler çağrısında bulunarak şu talepleri sıraladı:

  • Çalışanlar ve emekliler için gerçek refah payı verilmesi,
  • Vergi sisteminde adaletin sağlanması,
  • Maaşların açlık ve yoksulluk sınırları dikkate alınarak yeniden düzenlenmesi,
  • Alım gücünü koruyacak kalıcı ücret politikalarının hayata geçirilmesi.

Polat, “Emekçiler sadaka istemiyor, lütuf istemiyor. Haklarını istiyor” diyerek açıklamasını tamamladı.