15 Temmuz darbe girişiminin ardından çıkarılan KHK'larla ihraç edilen kamu emekçilerinin adalet talebiyle KESK Genel Merkezi önünde başlattığı 24 saatlik Adalet Nöbeti, polis müdahalesine rağmen dayanışma ziyaretleri ve mücadele mesajlarıyla sona erdi. Nöbetin sonunda konuşan KHK'li kamu emekçisi İhsan Batur ve KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, adalet mücadelesinin süreceğini vurguladı.

Whatsapp Image 2026 07 18 At 15.41.32

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile kamu görevinden ihraç edilen KESK üyeleri için başlatılan Adalet Nöbeti, 17-18 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirildi.

17 Temmuz'da saat 15.30'da yapılan basın açıklamasının ardından KESK Genel Merkezi önünde başlatılmak istenen nöbet eylemine polis müdahale etti. Kolluk güçleri, KESK'lilere güç kullanırken eylem sırasında darp ve biber gazı kullanıldığı belirtildi. Aralarında KESK Yürütme Kurulu üyeleri, bağlı sendikaların yöneticileri ve ihraç edilen kamu emekçilerinin de bulunduğu 20 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar gece yarısı serbest bırakıldı.

Polis müdahalesine rağmen KESK'liler ertesi gün yeniden Genel Merkez önünde bir araya gelerek Adalet Nöbeti'ni sürdürdü. 18 Temmuz saat 15.30'da yapılan basın açıklamasıyla nöbet tamamlandı.

Nöbet boyunca çok sayıda siyasi parti, sendika, meslek örgütü ve demokratik kitle örgütü KESK'i ziyaret ederek dayanışma mesajları verdi.

Whatsapp Image 2026 07 18 At 15.41.22Whatsapp Image 2026 07 18 At 15.41.22

İhsan Batur: "On yıldır mahkeme yüzü görmedim"

Adalet Nöbeti'nin sonunda KHK'li kamu emekçileri adına konuşan İhsan Batur, ihraç edilen kamu emekçilerinin yıllardır adalet aradığını belirterek, mücadeleden vazgeçmeyeceklerini söyledi.

"KHK'lar gidecek, biz kalacağız" sözleriyle konuşmasına başlayan Batur, yaklaşık 20 yıl kamu hizmetinde görev yaptıklarını belirterek, ihraç edilen kamu emekçilerinin dosyalarında yüz kızartıcı herhangi bir suç bulunmadığını ifade etti.

Adalet aramak için geldikleri kurumlarda muhatap bulamadıklarını dile getiren Batur, "Biz buraya misafir olarak gelmedik, hakkımızı aramaya geldik. Görüşmek istediğimiz makamlar kapılarını bize açmadı. Peki biz adaleti nerede arayacağız?" diye sordu.

Kendisi hakkında verilen kararlarla ilgili hiçbir zaman mahkemede savunma yapamadığını belirten Batur, "Tam 10 yıldır mahkemenin yüzünü görmedim. Beni yargılayan savcı da, bana ceza veren hâkim de beni hiç görmedi. Neden yargılandığımı sadece dosyadaki kâğıtlardan öğreniyorum" dedi.

KESK Osmaniye: “On yıllık hukuksuzluğun ve katledilen adaletin nöbetindeyiz”
KESK Osmaniye: “On yıllık hukuksuzluğun ve katledilen adaletin nöbetindeyiz”
İçeriği Görüntüle

Yetkililere doğrudan çağrıda bulunan Batur, Meclis, Cumhurbaşkanlığı ve ilgili tüm kurumların KHK'lileri dinlemesini isteyerek, tek taleplerinin adalet olduğunu vurguladı.

Koçak: "Dün yaşanan saldırı KHK rejiminin baskıcı yüzünü bir kez daha gösterdi"

KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak ise konuşmasına nöbet boyunca dayanışma gösteren sendikalara, siyasi partilere, meslek örgütlerine ve demokrasi güçlerine teşekkür ederek başladı.

24 saatlik nöbet boyunca KHK rejiminin yarattığı hukuksuzluğu anlatmaya çalışırken polis müdahalesiyle karşılaştıklarını belirten Koçak, yaşananların KHK düzeninin baskıcı niteliğini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.

On yıldır ihraç edilen kamu emekçilerinin yaşamlarını direnişe dönüştürdüğünü ifade eden Koçak, bu mücadelenin onurlu bir direniş olduğunu belirtti.

"162 bin kamu emekçisi ihraç edildi"

Koçak, KHK sürecinin yalnızca kamu emekçilerinin ihraç edilmesiyle sınırlı kalmadığını belirterek, yaklaşık 162 bin kamu emekçisinin görevinden çıkarıldığını, yüzlerce gazete, dergi ve televizyonun kapatıldığını söyledi.

Sadece cemaatle bağlantılı yapıların değil, yıllardır tarikat ve cemaat düzenine karşı mücadele eden muhalif basın kuruluşlarının, kadın örgütlerinin, öğrenci derneklerinin ve sendikaların da hedef alındığını ifade eden Koçak, "KESK unutmuyor" diyerek sürecin siyasi sorumluluğunun hesap verilmesi gereken bir dönem olduğunu dile getirdi.

"Kandırıldık demek sorumluluğu ortadan kaldırmaz"

İktidarın FETÖ yapılanmasına ilişkin geçmişteki politikalarını eleştiren Koçak, devlet kurumlarına yıllarca yerleşen yapının sorumluluğunun açıklanması gerektiğini söyledi.

"Kandırıldık" söyleminin kabul edilemeyeceğini ifade eden Koçak, dün FETÖ için kullanılan söylemlerin bugün başka tarikat ve cemaatler için tekrarlandığını savundu.

Koçak, yaşanan sürecin bedelini ise kamu emekçilerinin, muhaliflerin ve emeğiyle yaşayan halkın ödediğini söyledi.

"Liyakatsizlik toplumsal çürümeyi derinleştirdi"

KHK ihraçlarıyla birlikte kamu kurumlarında liyakat sisteminin tasfiye edildiğini ileri süren Koçak, bunun yalnızca çalışma yaşamını değil, toplumun bütününü etkileyen sonuçlar doğurduğunu dile getirdi.

Yenidoğan Çetesi davası, orman yangınları, otel yangınları ve depremlerde yaşanan ihmallerin liyakatsizlik politikalarının sonucu olduğunu savunan Koçak, bugün toplumun en fazla güven kaybettiği alanın adalet olduğunu, gençlerin ise geleceklerini yurt dışında aramak zorunda bırakıldığını söyledi.

"KHK'lilerin mücadelesi yalnızca ihraç edilenlerin mücadelesi değildir"

KHK'lilerin adalet talebinin bireysel bir hak arayışı olmadığını vurgulayan Koçak, bunun aynı zamanda Türkiye'de hukukun, adaletin ve liyakatin yeniden inşa edilmesi için verilen toplumsal bir mücadele olduğunu ifade etti.

"Bugün artık yalnızca acıda dayanışma zamanı değil; aynı acıları yeniden yaşamamak için mücadeleyi büyütme zamanıdır" diyen Koçak, nöbet boyunca oluşan dayanışmanın ortak mücadelenin güçlenmesine katkı sunduğunu belirtti.

Konuşmasını "Gelecek bizim ellerimizde. Zafer direnen emekçilerin olacak" sözleriyle tamamlayan Koçak, KESK'in KHK'lere karşı adalet mücadelesini sürdüreceğini ifade etti.

Muhabir: Güven BOĞA