Habere Güven

Son Dakika Hızlı Haber ve Güncel Gelişmeler

HAYATA DAHİL OLABİLMEK İÇİN 5 ALTIN KURAL

A+ | A-

Hayat bazen zor, bazen sıkıcı, bazen üzücü olsa da güzeldir… Önemli olan şey hayatın bizim için güzel olabileceğini kabul etmektir. Olumlu ya da olumsuz yönleriyle hayat, insanlara sunulan ve insanların kabul ettiklerinden oluşur. Hayatı yaşayarak, deneyimlerimizle öğreniriz ve öğrendiklerimiz hayatın bize sunduğu pastadan aldığımız bir dilim pay kadardır, daha fazlası değil… Hayatın özü bu pasta dilimine ulaşmak için verdiğimiz mücadeledir. Bu mücadelede başarılı olabilmemiz, mutlu ve sağlıklı kalabilmemiz aşağıdaki 5 altın kurala bağlıdır:

1.GEÇMİŞLE BARIŞIN

Hayat yolunda yürürken bazen kendimizi adını koyamadığımız ama düşünmeden de edemediğimiz olumsuz duygular içinde derin bir kuyunun dibinde hissederiz. Bizi bu korku, umutsuzluk ve mutsuzluk kuyusuna itenin ne olduğunu görmemiz ve bulabilmemiz çok kolay olmaz. Oysa kuyudan çıkmak için yapmamız gereken şey, geçmişe dair düşüncelerimizi değiştirmektir. Çünkü geçmişte yaşadıklarımız ne kadar kötü ve olumsuz olursa olsun, geçmişimizle barışamadığımız sürece bugünümüzü ve geleceğimizi o kuyunun dibinde yaşamak zorunda kalırız.  

Geçmişte belki çok üzüldünüz, acı şeyler yaşadınız, sevilmediniz, değer görmediniz, kötü muameleye maruz kaldınız, ihmal edildiniz. Yaşadığımız olumsuz olaylardan dolayı aslında hepimiz biraz yaralıyız. Bazılarımız zaman içinde bu yaralarını tedavi ederken bazılarımızın yaraları ise hala kanamaya ve acımaya devam etmekte. Geçmişten kurtulamıyorsanız pişmanlıklarınız ve suçluluklarınız vardır. Keşkeleriniz vardır. Kendinizi değersizleştirdiğiniz düşünceleriniz vardır. Geçmişten dolayı hissedilen bu duygular insanı çok yorar. Geçmişten kurtulamayanlar, patinaja girmiş araç misali oldukları yerde enerjilerini harcarlar ve ilerleyemezler. Geçmişi değiştiremeyiz ve unutamayız sadece duygusal etkilerini değiştirebiliriz. 

Geçmişte yaşadıkları noktasında insan kendisine “Ben yanlış bir insanım. Büyük hatalar yaptım. Benim yüzümden oldu.” diye yüzbinlerce kez tekrarlar. Kendinizle ilgili bir şeyi bu kadar tekrarladığınız zaman şöyle bir sonuç ortaya çıkar: “Ben kötü bir insanım. Ben yanlış bir insanım”.  Bu, insana sırtında taş dolu kocaman bir çuval taşıyormuşçasına ağır gelir. Geçmişinizde hata yapmış olabilirsiniz ama kendinize şunu söylemelisiniz: “Ben geçmişimde kötü şeyler yapmış da olsam iyi bir insanım. O gün öyleydi ve o günkü potansiyelim o davranışları yapmamı sağlıyordu ama bugün olsa o şekilde yapmam, izin vermem”.  Sonuçta hepimiz insanız ve hata yapabiliriz bu çok doğal. Bu yüzden kendinize iyi davranın. Çünkü siz kendinize iyi davranmazsanız kimse size iyi davranmaz. 

2. İNSANLARIN SİZİNLE İLGİLİ

DÜŞÜNCELERİNE TAKILMAYIN

İster kabul edin ister etmeyin çevremizdeki insanların bizimle alakalı düşüncelerine bir başka önem veririz. Bazen başarılarımızı, ilişkilerimizi, eşimizi, mesleğimizi, kazancımızı, kariyerimizi, kıyafetlerimizi, gittiğimiz mekanları hatta duygularımızı bile başkalarının gözünden görmeye ve onların onayını almaya çalışırız. “O ne der, bu ne düşünür” diye diye hayatımızı heba ederiz. Oysaki başkalarının sizin hakkınızdaki düşünceleri bir virüs gibidir. Bu virüs hayatı istediğiniz gibi yaşamanızı engelleyebileceği gibi, başkalarına göre yaşamayı saplantı haline getirmenize yol açabilir. Başkalarının sizin hakkınızdaki düşünceleri sizi, hayallerinizin peşinden koşmaktan ve kendi hayatınızı yaşamaktan alıkoyar. Hak ettiğiniz hayat, başkalarının size uygun gördüğü değil, kendinize güvenerek, kararlı bir şekilde amaçlarınızın peşinden gidip kendi yolunuzu çizdiğiniz, “Sizin Olan” hayattır. Kendinize her gün yaşadığınız hayatın size ait olduğunu ve özel alanınıza başkalarını dahil etmek zorunda olmadığınızı hatırlatın. Unutmayın! Hayat da alacağınız kararlar da edineceğiniz tecrübeler de yalnızca sizin!

3. KENDİNİZE ZAMAN AYIRIN

Hayatımız, aile, iş, arkadaşlar, akrabalar ve sosyal çevre içinde devam eden bir döngüdür. Bu döngü içinde, insan ilişkileri ve yorucu hayat koşusu nedeniyle çoğu zaman ruhumuzu ıskalarız. Mutlu bir ilişki içinde olsak dahi kendi kedimize kalacağımız anlar yaratmak için yanıp tutuşabiliriz. Peki siz hayatınızın neresindesiniz? Kendinize gereken zamanı ayırıyor musunuz? Çok eski bir hikayedir;  Meksika’daki İnka tapınağına çıkmak isteyen bir grup arkeoloğa birkaç yerli rehberlik etmektedir. Yolu hızlı bir şekilde yarıladıktan sonra yerli grup yere oturup beklemeye başlar. Haliyle bu duruma Avrupalı arkeologlar şaşırırlar. “Neden bekliyoruz?” diye sorduklarında yaşlı rehber şu cevabı verir; “O kadar hızlı yol aldık ki ruhumuz geride kaldı, onu bekliyoruz”. Nefes almak için yaratacağınız bu boşluklar ruhunuzu yakalayacağınız önemli duraklardır. Zaman, kaybettiğimizde yerine koyamayacağımız değerli bir hazinedir. Hayatımızdaki herkese ve her şeye kendimize ayırmamız gereken zamandan ödün vermeden gerektiği anlarda ve gerektiği kadar zaman ayırmak, bu hazineyi korumanın en iyi yoludur. 

4. MUTLU EDİLMEYİ BEKLEMEYİN

Herkes mutlu olmak ve güzel bir hayat sürmek ister. Fakat çoğu kişi mutluluğun başkasından gelmesini bekler. Başka kişiler tarafından mutlu edilmeyi beklemek, devamlı talep etmek zorunda kalmak ve verdiği kadarıyla yetinmek sizi yıpratır ve değersizleştirir. Mutluluk kendi elimizde. Sorumluluğu kendi üzerinize almalı, başkalarına yüklememelisiniz. Kendiniz dışındaki her şey daha iyi bir hayat elde etmenizi sağlayabilir fakat bunlar mutluluğu bulmanın aracı değildir.  “Mutlu edilme bekleyişi” insanı bitmek tükenmek bilmez bir mutsuzluğa sürükler. Oysa mutluluk içsel bir iştir ve kişinin kendi içinden doğar. Kişinin mutluluğu, mutlu olmayı istemesiyle değil, mutlu olmayı becerebilmesiyle mümkündür. 

5. HAYATINIZI BAŞKALARININ

HAYATLARIYLA KARŞILAŞTIRMAYIN

Hepimizin şartları aynı değil ama şartlarımıza göre mutlu olmamız mümkün. Hayatımızı başka hayatlarla karşılaştırmak gereksiz enerji tüketiminden başka bir şey değildir. Çünkü herkes kendi hayatının kendi koşulları içinde yaşar. Kişinin kendi hayatını başkalarının hayatlarıyla karşılaştırması, kendi koşulları içinde başkasının hayatını yaşamaya çalışarak mutsuz olmasına sebep olur. Asıl yapılması gereken kişinin kendi koşullarını kendisi için en iyi şekilde değiştirmeye çalışmasıdır.