İnsan Hakları

İHD Adana, Mersin, Hatay, İskenderun, Antalya Şubeleri: Hasta mahpuslar serbest bırakılsın!

İnsan Hakları Derneği Akdeniz Bölge Şubeleri Adana'da İnönü Parkında, "Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın" Başlıklı Açıklama Yaptılar.

Abone Ol

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ AKDENİZ BÖLGESİ ŞUBELERİ (İHD ADANA- MERSİN -HATAY- İSKENDERUN - ANTALYA ŞUBELERİ): HASTA MAHPUSLAR SERBEST BIRAKILSIN!

İnsan Hakları Derneği Akdeniz Bölge Şubeleri Adana'da İnönü Parkında, "Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın" Başlıklı Basın Açıklaması Yaptılar.

İHD’den Adana’da İnsan Hakları ve Hasta Mahpuslar Çağrısı

İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Demir, Adana’da yaptığı açıklamada hasta tutsakların serbest bırakılması çağrısında bulundu. Demir, dünyada ve Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerine dikkat çekerek cezaevlerindeki ağır tabloya vurgu yaptı.

Adana’da insan hakları savunucuları ve kurum temsilcilerinin katıldığı açıklamada konuşan Demir, özellikle hasta mahpusların durumunun acil bir sorun olduğunu belirtti.

“Dünya ağır bir insan hakları kriziyle karşı karşıya”

Hakkı Demir konuşmasında, küresel ölçekte yaşanan çatışmaların insan hakları ihlallerini derinleştirdiğini ifade ederek şu değerlendirmelerde bulundu:

“Dünya ağır bir insan hakları kriziyle karşı karşıya ve coğrafyamız neredeyse bir ateş çemberine dönüşmüş durumda. Savaşların ve çatışmaların yaşandığı ortamlarda hak ihlalleri de en yoğun şekilde yaşanıyor.”

“Türkiye’de barış süreci adımları atılmalı”

Türkiye’de de zorlu bir süreçten geçildiğini belirten Demir, farklı adlandırmalar yapılsa da bu dönemin “barış süreci” olarak tanımlanması gerektiğini söyledi.

Demir, sürecin ilerleyebilmesi için karşılıklı adımların önemine işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:

“Sürecin bir tarafı üzerine düşen adımları atmasına rağmen diğer tarafın neredeyse hiçbir adım atmadığını görüyoruz. Halkın barışa inanabilmesi için bazı basit ama önemli adımların atılması gerekir.”

“Hasta mahpuslar içeride tutulmaya devam ediyor”

Demir, cezaevlerindeki hasta mahpusların durumuna dikkat çekerek uygulamaları eleştirdi:

“Niçin halen hasta mahpuslar içeride tutuluyor? Ağır hasta mahpuslar yaşamını yitirerek dışarı çıkabiliyor. Bazılarının ise insan hakları örgütlerinin mücadelesiyle serbest bırakılması ancak çok sınırlı şekilde mümkün oluyor.”

“AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen tutukluluk sürüyor”

Siyasi mahpuslara da değinen Demir, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen bazı kişilerin hâlâ cezaevinde tutulduğunu belirterek bunun ciddi bir güvensizlik yarattığını söyledi.

“Mücadelemizi sürdüreceğiz”

Demir, tüm olumsuzluklara rağmen hak ve adalet mücadelesini sürdüreceklerini vurgulayarak konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Biz ne olursa olsun bu hükümetten, bu devletten bağımsız olarak inatla barış mücadelesini sürdüreceğiz. İnatla hak ve hakikat mücadelesini sürdüreceğiz.”

Konuşmanın ardından, hasta mahpuslara ilişkin hazırlanan metni okumak üzere İHD Adana Şube Eş Başkanı ve MYK üyesi Yasemin Dora Şeker’e söz verildi.

İHD Akdeniz Bölge Şubeleri adına Av. Yasemin Dora Şeker; "Hasta Mahpuslar Serbest Bırakılsın"

Bugün burada, hapishanelerde her geçen gün ağırlaşan insan hakları ihlallerine karşı sesimizi yükseltmek; “Hasta mahpuslar meselesi çözülene kadar susmuyoruz!” demek için; İnsan Hakları Derneği Adana, Mersin, Hatay, İskenderun ve Antalya şubelerimizin yönetim kurullarının katılımıyla, İHD Akdeniz Bölgesi şubeleri olarak Adana’daki üyelerimiz ve duyarlı hak savunucularıyla bir aradayız.

İnsan Hakları Derneği kurulduğu günden bu yana, hapishanelerde yaşatılan hak ihlallerine dair

çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmaların başında da hapishanelerde yaşam hakkının korunması, sağlığa erişim hakkının kesintisiz sağlanması ve sağlık hakkı gelmektedir. Türkiye hapishanelerinde bulunan hasta mahpuslar her geçen gün eksilerek artmakta, yaşamını yitiren her hasta mahpusu tabutlarla çıkarmanın acısını yaşarken yeni birçok hasta mahpusun ismini listelere yazmak zorunda kalıyoruz.

Derneğimize gelen bilgiler, avukat müvekkil görüşmeleri, mektuplar, aile ve yakınlarının başvuruları, hapishane ziyaretlerinde yapılan görüşmeler sonucunda mahpusların yaşadığı sağlık sorunlarına dair tespitler yapılmaktadır. Bu tespitler doğrultusunda hasta mahpuslara dair takip listesi hazırlanmaktadır.

Ağır hasta olmasına rağmen ısrarla hapsedilen insanların hayatlarından ve sağlıklarından başta devlet kurumları ve yetkililer olmak üzere toplum olarak hepimiz sorumluyuz.

Bu nedenle suç türü ne olursa olsun, tedavi hakkı engellenen hasta mahpusların yaşam ve sağlık hakkını savunmak; kamuoyunu ve yetkilileri bu hak ihlallerine son vermeye çağırmak için buradayız.

Bilindiği üzere devletlerin baskı ve şiddet politikalarının kendini en hızlı hissettirdiği ve yapısı gereği de en kolay uygulandığı mekanların başında hapishaneler gelmektedir.

İnsan Hakları Derneği’nin 28 Nisan 2025 tarihli Hasta Mahpuslar Raporu’na göre, Türkiye hapishanelerinde 395 hapishanede toplam 403.060 tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Tespit edilebildiği kadarıyla 161’i kadın, 1251’i erkek olmak üzere en az 1412 hasta mahpus vardır. Bunların 335’i ağır hasta olup, 230’u yaşamını tek başına sürdürememekte, 105’i sürekli bakıma ihtiyaç duymaktadır. Ayrıca 188 mahpusun düzenli tıbbi kontrol altında tutulması gerekmektedir.

Rapora göre hasta mahpusların önemli bir bölümü kanser, kalp hastalıkları, KOAH, böbrek yetmezliği, diyabet, nörolojik ve psikiyatrik hastalıklarla mücadele etmektedir. Hastane sevklerinin geciktirilmesi, ring araçlarında uzun süre bekletilme, kelepçeli muayene ve ağız içi arama dayatması nedeniyle tedaviye erişim ciddi biçimde engellenmektedir.

Türkiye’de hapishaneler giderek birer “ölüm bekleme odasına” dönüşmektedir.

Derneğimizin tespitleri, sağlık hakkının sistematik biçimde ihlal edildiğini ve ağır hasta mahpusların serbest bırakılmamasının doğrudan yaşam hakkı ihlali anlamına geldiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Tedaviye erişemeyen mahpusların durumu her geçen gün ağırlaşmakta, bir kısmı ise yaşamını yitirmektedir.

TEDAVİYE ERİŞİMDE SİSTEMATİK ENGELLER

İHD 2025 raporunda da belirtildiği üzere, hastane sevkleri geciktirilmekte; sevk gerçekleşse dahi ağız içi arama dayatması nedeniyle birçok mahpus tedaviden mahrum bırakılmaktadır. Bu uygulamayı kabul etmeyen mahpuslar aylarca tedaviye erişememekte, hastalıkları ilerlemektedir.

Ağız içi arama uygulaması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi, BM Mandela Kuralları ve Evrensel Beyannamede ifinsan onuru ilkeleriyle açıkça çelişmektedir.

Sevk sürecinde ise mahpuslar, insan onuruna aykırı ring araçlarında, dar bölmelerde, kelepçeli şekilde saatlerce bekletilmektedir. Yazın klimasız, kışın ısıtmasız bu araçlar; epilepsi, astım ve kronik hastalığı olan mahpuslar için hayati risk oluşturmaktadır.

Hastanelerde ise mahpuslar çoğu zaman hijyen koşullarından yoksun ortamlarda, refakatsiz şekilde ve yatağa kelepçeli olarak tutulmaktadır. Muayene sırasında kelepçelerin çıkarılmaması ve infaz koruma personelinin jandarmanın muayene odasında bulunması, hasta–hekim mahremiyetini ortadan kaldırmaktadır.

Aşırı kalabalık koğuşlar, yetersiz hijyen, ısınma ve kişisel alan eksikliği sağlık sorunlarını derinleştirmektedir. Yüksek güvenlikli hapishanelerde tek kişilik hücrelerde tutulma uygulaması da özellikle hasta ve engelli mahpuslar açısından yaşam hakkı ihlaline dönüşmektedir.

Adli Tıp Kurumu ve hastane raporlarıyla “cezaevinde kalamaz” denilen ağır hasta mahpuslar serbest bırakılmamakta, infaz ertelemesi yapılmamakta ve bu durum sistematik bir hak ihlaline dönüşmektedir.

HUKUKİ ÇERÇEVE AÇIKTIR

Anayasa’nın 17. maddesi yaşam hakkını ve işkence yasağını güvence altına almaktadır. 5275 sayılı İnfaz Kanunu’nun 16. maddesi hastalık nedeniyle infazın ertelenmesini, 110. maddesi konutta infazı, 105/A maddesi ise denetimli serbestliği düzenlemektedir.

Bu hükümler açıkça göstermektedir ki ağır hasta mahpusların cezaevinde tutulması hukuka aykırıdır.

BARIŞ VE TOPLUMSAL SORUMLULUK BAĞLAMI

Hasta mahpusların serbest bırakılmaması, insan onuruna aykırı bir muamele, işkence ve sürece yayılmış bir idam cezasıdır. Türkiye hapishanelerinde bulunan ve hapiste kalamayacak düzeyde hasta olan, gerekli tedavilere ulaşmak için dışarıda olması gereken ya da hastalığı ağırlaşan insanlar derhal serbest bırakılmalıdır.

Türkiye’de barışın tesisine ve güçlendirilmesine dair çalışmaların sürdüğü bu dönemde, hapishanelerde yaşanan ağır hak ihlallerinin görmezden gelinmesi mümkün değildir.

Hasta mahpuslar meselesi yalnızca bir sağlık hakkı sorunu değil, aynı zamanda barışın, adaletin ve toplumsal güvenin inşasıyla doğrudan bağlantılı temel bir insan hakları meselesidir. Yaşam hakkının ihlal edildiği, tedaviye erişimin engellendiği ve insanların hapislerde ağır koşullar altında ölüme sürüklendiği bir infaz sistemi, oluşturulmaya çalışılan toplumsal barışın da zeminini zayıflatmaktadır.

Hasta mahpuslar meselesi hiçbir şekilde siyasi tartışmalara, idari takdirlere ya da farklı alanlardaki pazarlıklara konu edilmemelidir. Yaşam hakkı, insan onuru ve sağlık hakkı devredilemez, ertelenemez ve koşullara bağlanamaz temel haklardır. Ağır hasta mahpusların serbest bırakılması bir “iyi niyet” ya da “taviz” meselesi değil, doğrudan hukukun ve insan haklarının zorunlu sonucudur.

Hasta mahpusların durumu sürecin, müzakerenin ya da politik hesabın parçası haline getirilemez; derhal ve koşulsuz biçimde çözülmesi gereken bir insanlık sorunudur.

Bu nedenle hasta mahpusların serbest bırakılması, yalnızca hukuki bir zorunluluk değil, aynı zamanda barışın ve toplumsal vicdanın gereğidir.

ÇAĞRIMIZ VE ÖNERİLERİMİZ :

• Acil şekilde ağır hasta mahpusların yaşam hakkını korumak ve tedaviye erişimlerini hızlandırmak için infazları derhal durdurulmalı ve serbest bırakılmalıdır.

• Tam teşekküllü ve Üniversite Hastanelerinin raporları esas alınarak tahliyeler sağlanmalıdır.

• Ağız içi arama, kelepçeli muayene ve ring araçlarıyla sevk uygulamaları sonlandırılmalıdır.

• Hastaneye sevkler hızlandırılmalı, uzman hekim erişimi güvence altına alınmalıdır.

• Hapishanelerdeki sağlık personeli artırılmalı; hijyen, beslenme ve temiz suya erişim sağlanmalıdır. Hastaların revire çıkarılmaları, hastaneye sevkleri hızlandırılmalıdır.

• Adli Tıp Kurumu tek ve son belirleyici merci olmaktan çıkarılmalıdır.

• Savcılıkların takdir yetkisi sınırlandırılmalı, tıbbi raporlar bağlayıcı olmalıdır.

• İnfaz rejimi BM Mandela Kuralları’na uygun hale getirilmelidir. TMK bakımından infazda ayrımcılığa son verilmelidir.

• Mahpusların insan onuruna uygun koşullarda yaşamaları sağlanmalıdır.

Sonuç olarak tüm yetkililere sesleniyoruz;

En temel insan hakkı olan yaşam hakkının, hasta bedenlerin hapsedilmesi yoluyla ihlal edilmesi kabul edilemez. Bir hikâye daha bitmeden, bir hayat daha eksilmeden, bir hasta mahpus daha ölmeden tüm hasta mahpuslar serbest bırakılsın…

Hasta mahpuslar serbest bırakılsın!

Hapishanelerde ölümler dursun!

Ağız içi arama işkencedir bu uygulamaya derhal son verilsin!

Tedavi hakkı engellenemez!

İNSANLIK ONURU İŞKENCEYİ YENECEK!

ADANA-11 NİSAN 2026