Gündem

İHD Adana Şubesi'nin, Cezaevinde Yaşanan Hak İhlallerine İlişkin Raporu

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ ADANA ŞUBESİ K.MARAŞ TÜRKOĞLU 1 NOLU L TİPİ KAPALI C...

Abone Ol

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ ADANA ŞUBESİ K.MARAŞ TÜRKOĞLU 1 NOLU L TİPİ KAPALI CEZAEVİNDE YAŞANAN HAK İHLALLERİNE İLİŞKİN TESPİT VE DEĞERLENDİRME RAPORU

İHD Adana Şubesi Dernek Binasında Yapılan Açıklamada; "Söz konusu mahpus anlatımlarıyla birlikte tespit edilen hak ihlalleri ile ihlallerin giderilmesi konusunda ki çözüm ve önerilerimiz gösterir raporumuz aşağıdaki gibidir" denildi.

İHD Adana Şubesi adına basın açıklamasını Şube Başkanı Avukat İlhan Öngör gerçekleştirdi.

Açıklanan Rapor Şu Şekilde;

Türkoğlu 1 No’lu L Tipi Kapalı CİK’de tutulmakta olan çok sayıda mahpusun küresel ölçekte yaşanan ve etkisi halen devam eden koronavirüs ( Covid-19 ) salgın sürecinde sağlığa erişim hakkı başta olmak üzere bir takım haklara getirilen kısıtlamalar ve bugün ( 15.03.2021 ) itibariyle 109. Gününde olan açlık grevi süreci başta olmak üzere yaşanan diğer hak ihlallerine ilişkin basında çıkan haberlerin yanı sıra, gerek mahpuslar tarafından gönderilen mektup ve faxlarda, gerekse de mahpus yakınları tarafından yapılan başvurularda, yaşanan sorun ve sıkıntılarla ilgili bilgilendirilmemiz üzerine, öncelikle başvurucu mahpusların sağlık durumları hakkında bilgi edinmek, yine iddia edilen hak ihlallerinin gözlemi, tespiti ve çözümü konusundaki görüş ve önerilerimizi ilgili mercilerin dikkatine sunmak ve kamuoyu ile paylaşmak amacıyla İnsan Hakları Derneği Adana Şubesi avukatlarından oluşan heyetle 03.03.2021 tarihinde ilgili hapishaneye ziyaret gerçekleştirilmiştir. Söz konusu mahpus anlatımlarıyla birlikte tespit edilen hak ihlalleri ile ihlallerin giderilmesi konusunda ki çözüm ve önerilerimiz gösterir raporumuz aşağıdaki gibidir.

 MAHPUSLAR İLE YAPILAN GÖRÜŞMELER

Görüşülen Mahpus: O.I.

Mahpus 4 ayrı suçtan 14 yıl 3 ay ceza aldığını yaklaşık 17 aydır tutuklu olduğunu beyan etmiştir. Mahpus kendisinin herhangi bir rahatsızlığının olmadığını ancak bulunduğu cezaevinde;

Abdulsemet Durak isimli mahpusun kalp ve tansiyon hastası olduğunu acil kalp ameliyatı olması gerektiğini,

Beşir Akın isimli mahpusun ise şeker ve tansiyon hastası olduğunu dile getirmiştir.

Cemil İvrendi isimli mahpusun ağır hasta olduğunu, açık kalp ameliyatı geçirdiğini, yakın zaman önce ameliyat yerinin açıldığını beyan etmiştir.

Nimet Değiş isimli mahpusun Gırtlak kanseri ve prostat hastalıkları olduğunu belirtmiştir.

Orhan Doru isimli mahpusun yakın zamanda kalp krizi geçirdiğini ve fiziken çok kötü durumda olduğunu beyan etmiştir.

Mehmet Öztürk isimli mahpusun da hasta olduğunu, prostat ve iç hastalıkları bulunduğunu dile getirmiştir.

Aileleri ile yaptıkları telefon görüşlerinde telekonferans yaptıkları bahanesiyle kendileri hakkında cezaevi yönetimi tarafından tutanaklar tutulduğunu, özellikle cezaevinde yaşanan hak ihlallerini ailelere aktarma suç sayılıp haklarında bir çok soruşturma başlatılıp disiplin cezaları verildiğini dile getirmiştir. Bu hususları gerekçe gösterip sosyal aktivitelerinin kısıtlandığını ve kendisine de bu sebeple 1 aylık disiplin cezası verildiğini dile getirmiştir.

Kendilerine yönelik baskıların son derece ağır olduğunu, gardiyanların mahpuslara yönelik hakarete varan onur kırıcı söz ve davranışlarda bulunduğunu, tüm bunlara karşı yapılan başvuruların tamamının sonuçsuz kaldığını, gönderdikleri dilekçe ve mektupların muhattaplarına çoğu zaman ulaştırılmadığını dile getirmiştir.

Yakın zamanda cezaevinde bir saldırı olduğu, hiçbir sebep yokken bir çok mahpusun darp edildiğini, şu an isimlerini hatırlamadığını ama kolu kırılan mahpusların olduğunu dile getirmiştir.

Diğer yandan açlık grevlerinin devam ettiğini, ancak idarenin sıcak su, şekerli su ve hatta kendilerine ait olan semaveri dahi kendilerine vermediğini,  kendisinin de 5 gün boyunca açlık grevine girdiğini, sıcak su verilmediği için normal su içmek zorunda kaldığını dile getirmiştir.

Ayrıca cezaevine yeni gelen revir doktorunun ihtiyaçlarını karşılamadığını, adeta cezaevi idaresi ile birlikte hareket ettiğini, hekimlik yeminine aykırı davrandığını beyan etmiştir.

Diğer yandan cezaevi başgardiyanının son derece baskıcı bir tutum sergilediğini, kendisini müdürden daha üstün gösterdiğini, kendilerine yönelik bir tür ayrımcılığın olduğunu ve cezaevi idaresinin keyfi tutanaklar tuttuğunu dile getirmiştir.

Yapılan görüşmede tüm mahpuslar üzerinde aşırı derecede psikolojik baskı olduğunu, özellikle iyi halli olma durumlarına engel olmak için bu baskıların yapıldığını ve birçok mahpusun infazlarının yakıldığını, cezaevindeki en büyük sorunlardan birinin bu olduğunu, iyi halli olmalarına ve bazı arkadaşlarının cezasının 1 yılın altında olmasına rağmen denetimli serbestlikten yararlanamamaları, denetimli serbestlik için bağımsız koğuşlara çıkmaları konusunda kendilerine baskı yapıldığını, dile getirmiştir.

Tüm bu baskı ve diğer sorunlara ilişkin cezaevi müdürüyle ve savcısıyla görüşme yapmak istediklerini ancak görüşemediklerini ve sorunların çözülmediğini dile getirmiştir. Diğer yandan müdürlük ve bakanlık gibi ilgili birimlere yazdıkları dilekçelerin çoğunun cezaevi yönetimi tarafından işleme konulmadığını, işleme konulan dilekçelerin birçoğuna da cevap verilmediğini beyan etmiştir.

2-Görüşülen Mahpus: M.E

Mahpusla yapılan görüşmede 04.02.2021 tarihinde bulunduğu koğuşta darp olayının medana geldiğini, olayın sebebinin bulunduğu koğuştaki bir kişinin bağımsız koğuşa geçmek istemesi ve idarenin de reddetmesi sebebiyle bu kişinin sorun çıkarmasından kaynaklandığını, söz konusu mahpusun koğuştaki camı kırınca gardiyanların kendilerine de saldırdığını ancak camı kıran kişinin darp edilmediğini, bu olayın kendilerine karşı provakasyon olarak yapıldığını beyan etmiştir. Bu olayda kendisinin, İhsan Oral, Abdulmenaf Karayol, Orhan Doru, İlhan Yakut, Veysi Altan, Servan Sertkaya ve ismini hatırlamadığı birkaç mahpusun 20 gardiyan tarafından darp edildiğini dile getirmiştir. Bu olayda Sedat Karak isimli mahpusun kolunun kırıldığını ifade etmiştir. Ancak tüm taleplerine rağmen olaydan sonra darp raporu alamadıklarını, kendisinin olaydan 19 gün sonra rapora götürüldüğünü ancak o zamanda vücudunda bulunan darp izlerinin iyileştiğini dile getirmiştir Yine, yaşanan bu darp olayını ailelerine telefonda anlattıkları için kendilerine dışarıya bilgi verdikleri gerekçesiyle soruşturma başlatıldığını dile getirmişti.

Darp edilen mahpusların yaşanan olaydan dolayı suç duyurusunda bulunduklarını ancak cezaevi yönetimi kurum itibarını zedelemekten kendilerinden savunma istediğini verdikleri savunmaların da değiştirildiğini dile getirmiştir.

Yapılan görüşmede tüm mahpuslar üzerinde aşırı derecede psikolojik baskı olduğunu, özellikle iyi halli olma durumlarına engel olmak için bu baskıların yapıldığını dile getirmiştir. Birçok arkadaşının İnfazlarının yakıldığını dile getirmiştir.

Yine Maraş Necip Fazıl Hastanesinde mahkum odalarının hijyenik olmadığını, ayrıca buradaki yetkililerin kendilerine kötü davrandıklarını tedavi süreci boyunca kelepçeli olduklarını dile getirmiştir.

Görüşülen Mahpus: C.İ.

Mahpus, 27 yıldır hükümlü olarak cezaevinde tutulduğunu, 2002 yılından beri kronik kalp rahatsızlığı olduğunu, ameliyatla kalp kapakçığının değiştiğini, sürekli kan pıhtılaşması sorunu olduğunu, Analfistür isimli bir rahatsızlığından dolayı yarasının daha önceleri açık iken daha sonra apse oluştuğunu ve patladığını, çok ağrı ve sızısının olduğunu, sürekli hastane ortamında kan tahlili yapılması gerektiğini, bunun için sağlık kuruluşuna hastanedeki odanın temiz olmaması ve hayatı için risk oluşturduğunu, dönüşünde pandemi sebebiyle karantinada kaldığını, sağlığının giderek kötüleştiğini, bunun hayatını çok zorlaştırdığını , AYM’ye başvurduğunu ancak talebinin reddedildiğini, AİHM’ye başvurduğunu ancak yazışmaların İngilizce olması sebebiyle takip etmekte zorlandığını, hukuki yardım istediğini, bunun için CİSST isimli bir sivil İnsiyatif Derneğine de başvurduğunu belirtmiştir.

Hastane koşulları ve Hasta Mahpuslar ile ilgili olarak;

· Mahpusların götürüldüğü Necip Fazıl Şehir Hastanesinde mahpusların tutulduğu yerin çok ağır ve pis koktuğunu, yataklarda kan ve irin lekelerinin olduğunu, odanın ve yatakların hiç temizlenmediğini, bırakınız yatmayı oturulmayacak kadar kirli olduğunu ve hijyenik olmadığını, hemşire veya doktorların da gelip ilgilenmediklerini, tepki vermelerine rağmen bu durumun devam ettiğini belirtmiştir.

· Cezaevinde bulunan mahpus Abdulsamet Durak ile ilgili olarak ;bu mahpusun Nisan 2020 ‘de kalp krizi geçirdiğini, kelepçeli muayene ve ameliyat dayatıldığını bunun da mevzuata ve insan onuruna uygun olmadığını, ameliyat olmak istediği ve 3 ay sonra koşullu salıverilme hakkı olduğu için Diyarbakır’a sevk istediği halde sevk edilmediğini, başkaca hasta mahpusların da benzer şekilde kelepçeli muayene dayatıldığı için tedavi olamadan geri geldiğini belirtmiştir.

· Cezaevinde bulunan mahpus İsmail Eke ile ilgili olarak, bu mahpusun şartlı tahliye süresi dolduğu halde bırakılmadığını, siyasi cezasının infazı bittiği ve artık adli cezası olduğu halde denetimli serbestlik hakkından faydalandırılmadığını, tahliye edilmesinin engellendiğini belirtmiştir.

· Cezaevinde bulunan Nimet Deyiş ile ilgili olarak,Ağır bir KOAH hastası olduğunu ,ayrıca sinirsel hastalıkları olduğunu, COVİT-19 hastalığına yakalandığını ve ağır geçirdiğini gerektiği şekilde beslenemediğini, bakımının yetersiz olduğunu , halen de kötü durumda olduğunu belirtmiştir.

Cezaevi Koşulları ile ilgili olarak;

· Fiilen temsilci olduğu için cezaevi idaresi ile diyalog kurarak sorunları çözmeye çalıştıklarını, Savcı ile tüm taleplerine rağmen görüştürülmediğini,

· 1.Müdür İhsan Taçyıldız ile uzun uğraşlardan sonra görüşebildiğini, cezaevindeki mahpuslara çay içmek için semaver ve sıcak su verilmediğinden bu ihtiyacın karşılanması gerektiğini söylemesi üzerine müdürün “1 damla su verenin insanlığından şüphe ederim” diyerek memurlarına talimat verdiğini, halen de sıcak su veya semaver, ketl gibi bir sıcak su yapmaya yarar alet verilmediğini, bu müdürün tahrik eden davranışlar sergilediğini,

· 3 odadan 1’er mahpusun tecrit koşullarını protesto için 27 Kasım 2020 den beri süresiz-dönüşümlü 5 er günlük açlık grevinin devam ettiğini, grevcilerin kendi koğuşundan çıkarılıp ayrı odada tutulduklarını , giderek kokulara ve sese karşı hassasiyetlerinin arttığını, başağrısı yaşadıklarını, idarenin önceleri sıvıların vermediğini ancak son bir haftadır verildiğini, kantin malzemelerinin pahalı ve kalitesiz olduğunu , sorunlarının çözümü için diyalog kurmaya çalıştığı halde sorunların devam ettiğini belirtmiştir.

· Mahpusların çeşitli bahanelerle şartlı tahliye koşullarını ortadan kaldırmayı amaçlayan nitelikteki disiplin cezaları verilerek iyi hal durumlarının bozulduğu ve tahliyelerinin engellendiğini,

· Sevk taleplerinin gerekçesiz olarak reddedildiğini,

· İlyas Doğan isimli Urfa’dan sevk edilen bir mahpusun bir süre sonra bağımsız diye tabir edilen koğuşa gitme talebinin idare tarafından reddedildiğini, hastaneye gidip döndükten sonra da karantinadan zorla, tartaklanarak, sürüklenerek koğuşa getirildiğini, bu durum sinir krizi geçirmesine yol açınca da camı yumrukladığından kırılmasına sebebiyet verdiğini ve yaralandığını, koğuş arkadaşlarının ona tepki vermesi üzerine de bu kez Veysi Altan, Mehmet Erdem, İhsan Oral ve İlhan Yakut’un gardiyanlar tarafından darp edilip koğuştan çıkarıldığını, olayları yatıştırmak için temsilci olması sebebiyle bu mahpusun koğuşuna girdiğini,

· Yine bir açlık grevcisi olan mahpusun üzerinde bulunun bir montun bahane ile gardiyanlarca zorla alınmak istendiğini, tepki üzerine darp edildiğini ve kolundaki platinin zarar gördüğünü,

· Kendilerinin idarenin memurların tahrikkar davranışlarına rağmen sağduyulu davrandıklarını ancak sorunların giderek arttığını, bunun için İnsan Hakları Derneğinden duyarlılık ve hukuki yardım beklediklerini belirtmiştir.

Görüşülen Mahpus: İsminin Raporda Geçmesini İstemedi

Mahpus; Şeker, Tansiyon, kalp ve sair hastalıkları olduğunu, ancak tedavilerinin pandemi sebebiyle aksadığını, dil altı ilaçlarıyla kalp çarpıntılarının azaltılmaya çalışıldığını ve yeterli bir tedavi yapılmadığını, her davranışlarına disiplin veya iletişim, ziyaret yasağı cezaları verildiğini, halay çekmelerine 4 ay telefon yasağı verildiğini, kendisine 1 ay telefon yasağı cezası verildiğini, bu nedenle aile ile iletişim kurmasının engellendiğini, sık sık haksız disiplin cezası verildiğini, spor yapmaya giderken bile tek sıra askeri düzende gidilmesinin dayatıldığını ,bunun da mahpusların tepkisine yol açtığını ve sorunların büyüdüğünü, memurların tahrik eder davranışlarının rahatsızlık verdiğini, sıcak su ve çay yapmak için semaver veya benzeri aletlerin idare tarafından verilmediğini bu yüzden çok sıkıntı yaşadıklarını belirtmiştir.

Görüşülen Mahpus: F.D.

“Ben Türkoğlu 1 No’lu L Tipi Hapishanesinde hükümlü olarak bulunmaktayım. Yaklaşık bir ay önce A-17 odasında kalan ancak bu odada kalmak istemediğini odada bulunanlara ve cezaevi idaresine defalarca kez söyleyen İ.D. isimli mahpus nedeni ile ben ve birçok arkadaşım gardiyanlarca darp edildik. Bu kişi hastaneden dönüşte A-17 odasında kalmak istemediğini söylemiş, ama buna rağmen tekrar bu odaya getirildiğinde odanın camına yumruk atarak camı kırmış. Odada bulunanlar bu durumu gardiyanlara haber vermeleri üzerine kısa sürede gardiyanlar olayın yaşandığı yere geldiler. Mahpuslar ve gardiyanlar yaşanan durum ile ilgili konuşurlarken gardiyanlar birden arkadaşlarımıza saldırmaya başladı, yaklaşık 5-6 arkadaşımızı koridora çıkarıp bu arkadaşlarımızı darp etmeye başladılar. Koridora çıkardıkları arkadaşlarımızın ellerini arkadan kıvırıp yere yatırdılar ve yüzlerine bastılar. Ben bu esnada koridorda telefon görüşü yapıyordum. Yaşanan tüm bu duruma şahit oldum. Gardiyanların arkadaşlarımıza saldırmasına karşı araya girip gardiyanların arkadaşlarımızı darp etmesini engellemeye çalıştığım esnada gardiyanlar üstüme yürüdü ve beni duvara sıkıştırıp hareketsiz bıraktılar.

Yine kaldığımız cezaevinde süresiz dönüşümlü açlık grevi yapılmaktadır. Ben ve iki mahpus daha şuan açlık grevindeyiz. Açlık grevinde olduğumuz için üçümüz B-5 odasına alındık. Açlık grevinde olmamıza rağmen cezaevi idaresince bizlere verilmesi gereken temel sıvı maddeleri verilmemektedir. Örneğin çay verilmekte ancak sıcak su verilmemektedir. Ayran istememize rağmen bizlere ayran yapabileceğimiz yoğurt verilmiyor. Bizlere sadece şeker ve tuz veriliyor.

Kaldığımız cezaevinde yemekler çok az veriliyor. Benim kaldığım odada 13 kişi kalmakta ancak bize 9 kişilik yemek geliyor. Bu yüzden çoğu zaman az yemeği paylaşıp yediğimizden aç kalıyoruz. Yine cezaevinde sürekli su kesintisi yaşanıyor. Çeşmelerden sıcak su akıyor ancak 4 kişinin banyo yapması ile hemen bitiyor. Cezaevinin kantin fiyatları da oldukça yüksek. Cezaevinde benim adıma olan, kendi param ile aldığım televizyon, semaver ve ketıl olmasına rağmen bana verilmiyor. Defalarca kez bu malzemelerin verilmesi için dilekçe yazmama rağmen herhangi bir sebep sunulmuyor.

Ben egzama hastasıyım ve hastalığımdan dolayı ilaç kullanmaktayım. Bu nedenle vücudumun birçok yerinde kabarmalar mevcut. Yine vücudumda sürekli kaşıntı oluyor. Bu nedenle temiz ve tüysüz çarşaf, yorgan vs. kullanmam gerekiyor. İdareden nevresim istediğimde bana her defasında kullanılmış nevresim veriliyor. Yine bizlere verilen battaniyeler de kullanışsız ve tüy döküp kaşıntıya sebep oluyor. İdarenin verdiği çarşaf ve battaniyeler nedeni ile hastalığım beni çok zorluyor.

Kaldığımız cezaevinde pandemi sürecinde hiçbir önlem alınmadı. Bizlere maske ve dezenfektan gibi hijyen ve temizlik malzemeleri verilmiyor. Sadece gardiyanlar haftada bir kaldığımız odalara gelip odanın bir köşesine ilaç sıkıp gidiyorlar.

Kaldığımız cezaevinde bizlere sık sık keyfi bir şekilde disiplin cezaları veriliyor. Örneğin şarkı söylediğimiz gerekçesi ile benim de aralarında bulunduğum 12 kişiye 1 ay boyunca spora çıkmama ve telefon görüş hakkını kullandırmama gibi disiplin cezaları verildi. Bu disiplin cezaları o kadar keyfi uygulanıyor ki 27 Kasım tarihinde yaşanan bir olay nedeni ile bana da disiplin cezası verildi. Ancak ben o tarihte açlık grevindeydim ve olay yerinde değildim. Bu nedenle bana telefon yasağı cezası verildi ancak itirazlarım üzerine bu disiplin cezası kaldırıldı.” Şeklinde beyanda bulunmuştur.

Görüşülen Mahpus: İ.O.

‘’10 ekim 2019’dan beri Türkoğlu 1 NOLU L tipi cezaevinde hükümlü olarak bulunmaktayım. Son 90 gün içerisinde 3 kez 5’er günlük olarak süresiz dönüşümlü açlık grevine girdim. Bu açlık grevlerinden dolayı cezaevi idaresince spor, sohbet ve diğer kültürel faaliyetlerinden yasaklanmama karar verildi. 3’er kişilik gruplar halinde açlık grevleri devam ediyor. Açlık grevlerinin başlangıcında her açlık grevine giren arkadaşımız kendi koğuşunda kalıyorken şu anda açlık grevlerine girenleri ayrı bir koğuşa alıyorlar. Şu anda açlık grevine giren 3 kişi olarak ayrı bir koğuştayız. Bize çay yapmamız için semaver vermiyorlar, plastik bardakta günde 2 kez ancak sıcak su veriyorlar. Vitamin vb. ihtiyaçlarımız verilmiyor. Kurum 1. Müdürü İHSAN TAÇYILDIZ “bunlara 1 bardak su verenin “ diyerek herkesi tehdit etti.

Ocak ayı içinde koğuşumuzda bulunan İLYAS DOĞAN isimli mahpus bağımsızlar koğuşuna geçmek istedi ve bu konuda cezaevi idaresine dilekçe verdi. Ancak cezaevi idaresi onu bağımsızlar koğuşuna götürmedi. Ocak ayı ortalarında İlyas Doğan’ı hastalık nedeniyle hastaneye götürdüler hastane dönüşünde 15 gün karantinada kaldı. 4 şubat 2021 günü İlyas Doğan’ı tekrardan bizim koğuşa getirdiler. O sırada ben koğuşta oturuyordum. Bağrışma sesleri geldi. Kapıya doğru ilerledim. O sırada İlyas Doğan’ın üzerine yürüdüler ve İlyas doğan havalandırma camını kırarak ben bu koğuşa gelmek istemiyorum diye bağırdı. Bende gardiyanlara “ bu adam burada kalmak istemiyorsa neden zorla bu koğuşa getiriyorsunuz” dedim. Gardiyanlar “ bu burada kalacak “ dedi. Daha sonra koğuştaki herkesi havalandırma boşluğuna aldılar ve şişman bir gardiyan üzerimize yürüyüp alın bunları dedi. Ve coplarla saldırmaya başladılar. Bu konu ile ilgili 5 şubatta Maraş Savcılığına suç duyurusunda bulunduk. Konu ile ilgili Adalet Bakanlığına ve İnfaz hakimliğine dilekçe yazdık. Mağdur olan bizler olmasına rağmen bana , İlyas Doğan’a ve Veysi Altan’a soruşturma açtılar. Bu olayı koğuştaki arkadaşlar haftalık aile ile telefon görüşlerinde ailelerine söyledikleri için “ yalan beyanda bulundukları “ gerekçesi ile 8 mahpusa 1 aylık aile ile iletişim cezası verildi. AYRICA bu olayı 7 şubatta kapalı görüşe gelen abime anlattığım için bana da 7 günlük hücre cezası verildi. Bu cezaya itiraz ettim. İtirazım hakkında daha karar verilmedi.’’ Şeklinde beyanda bulunmuştur.

Görüşülen Mahpus: A.D.

‘’Ben 2019 temmuz ayından beri hükümlü olarak Türkoğlu 1 nolu T tipi cezaevindeyim. 22 yıldan beri ağır kalp hastasıyım. 18.04.2020 tarihinde kalp krizi geçirdim. Şu anda bir çok kez tedavi olmak amacıyla dilekçe yazmama rağmen beni hastaneye götürmüyorlar. Şartlı salıverilmeme 3 ay kaldı ancak cezaevi idaresinin hakkımda ne rapor vereceğini bilmiyorum bir çok kişi hakkında olumsuz rapor veriyorlar belki de tahliye edilemeyeceğim ve gittikçe hastalığım ağırlaşmaya başladı. Bizim burada sesimiz duyan yok, Cezaevi idaresi bizimle iletişime geçmiyor, dilekçelerimize cevap verilmiyor, her şeyde disiplin cezası veriyorlar. Açlık grevinde olan arkadaşlarımıza sıcak su verilmiyor, ayrıca açlık grevinde olanlar ayrı bir koğuşa alıyorlar durumları nasıldır bilmiyoruz. Bakanlığa savcılığa yazdığımız dilekçelerin ulaşıp ulaşmadığını bilmiyoruz. Şubat ayında koğuşta mahpus arkadaşları dövdüler üstelik bir çok kişiye disiplin cezası verildi. Bir çok hasta mahpus var corona var deyip hastaneye götürmüyorlar. Yemekler çok az ve bir çok kişi maalesef yemek yiyemiyor. Spor, sohbet ve diğer haklarımız sürekli bir şeyler gerekçe gösterilerek kısıtlanıyor.’’ Şeklinde beyanda bulunmuştur.

                                    İNSAN HAKLARI DERNEĞİ ADANA ŞUBESİ

                                      TÜRKOĞLU 1 NOLU L TİPİ CEZAEVİNDE  

YAPILAN GÖRÜŞMELER ve HEYETİMİZİN GÖZLEMLERİ NETİCESİNDE    TESPİT EDİLEN

                                                         HAK İHLALLERİ

  • Açlık grevlerinin 103. Günde süresiz dönüşümlü 5’er gün olarak devam ettiği, her koğuştan 1’er kişinin açlık grevine girdiği, açlık grevine giren mahpusların kendi koğuşlarından alınarak farklı bir odaya götürüldükleri, kendilerine yalnızca tuz ve şeker verildiği, gerekli olan diğer malzemelerin örneğin; sıcak su gibi verilmediği, semaveri olan mahpusların sıcak su temini için semaverlerinin dahi kendilerine verilmediği, sorunun çözümü konusunda 1. müdürün insancıl yaklaşmadığı ve infaz koruma memurlarına ‘’ 1 damla su verenin insanlığından şüphe ederim’’ söylemlerinde bulunarak talimat verdiği,
  • Hapishanede çok sayıda hasta mahpusun olduğu, yeni gelen revir hekiminin mahpusların hastalıkları konusunda taleplerini çok fazla karşılamadığı, hapishane idaresi ile ortak hareket ederek bağımsızlığı ve tarafsızlığını yitirdiği, yine mahpusların özel hastalık durumlarına ilişkin özel önlemlerin alınmadığı, örneğin; egzaması olup vücudunda kabarma ve kaşıntıları olan mahpusun tüm taleplerine rağmen kendisine yeni ve tüysüz nevresim ve battaniye verilmediği, verilen malzemelerin kullanışsız oldukları ve ihtiyaçlarını karşılamadığı, mahpusların sevk edildiği Necip Fazıl Devlet Hastanesinde mahpus koğuşlarının hijyenden oldukça uzak olduğu, pis koktuğu, yatakların kan ve irin lekeleriyle bezeli olduğu, oda ve yatakların temizlenmediği, değil yatarak tedavi olmaya oturmaya bile uygun olmadığı, tedavi sürecinde mahpusların kelepçeli olduğu, hemşire ve hekimlerin kendileriyle yeterince ilgilenmedikleri,
  • Hapishanede yaşanan hak ihlalleri telefon ya da kapalı görüşlerde ailelerine aktaran mahpuslarla ilgili derhal dışarıya bilgi verdikleri, kurumu kötüledikleri vs gibi gerekçelerle disiplin soruşturmalarının başlatıldığı, mahpuslardan savunmalar istendiği, neticede mahpuslara disiplin cezaları verildiği, iletişim vs. gibi pek çok haktan böylelikle mahrum edildikleri,
  • Mahpuslara karşı infaz koruma memurlarınca özellikle psikolojik baskıların yoğun olarak uygulandığı, yakın zamanda yaşanan bir olaydan kaynaklı sayıları 20’yi bulan çok sayıda infaz koruma memuru tarafından fiziksel müdahalede bulunulduğu, çok sayıda mahpusun darp edildiği, kimilerinin vücudunda kemik kırıklarının yaşandığı, revire çıkarılmadıkları için darp raporu alamadıkları, haftalar sonra revire çıkan mahpuslarda da darp izlerinin iyileşmiş olduğundan kaynaklı rapor temin edemedikleri, konuyla ilgili suç duyurusunda bulundukları ancak aradan 1 ay geçmesine rağmen herhangi bir gelişme yaşanmadığını, kendilerine ise yine disiplin soruşturmalarının açıldığı,
  • Hapishanede yaşanan en küçük olaydan kaynaklı infaz koruma memurlarınca derhal tutanak tutularak disiplin soruşturması başlatıldığı, bu durumun mahpusların iyi halli olma durumlarının önüne geçme maksatlı infaz yakma amacını gerçekleştirmek için bilinçli olarak yapıldığı,
  • Pandemi süresince maskenin yeterli sayıda verilmediği, dezanfektan ve kolonya gibi temizlik materyallerin ise hiç verilmediği, infaz koruma memurlarının haftada 1 gün koğuşlara gelerek koğuşun yalnızca bir köşesine bir miktar ilaç sıkarak geri gittikleri,
  • Yemeklerin besin kalitesinin düşük olduğu ve miktar olarak az verildiği, koğuşta kalan mahpus sayısı kadar yemek verilmediğinden gelen yemeklerin mahpusların kendi aralarında paylaştıkları ve bu sebepten dolayı herkesin yeterince beslenemediği ve kimi mahpusları aç kaldığını, kantin fiyatlarının pahalı olduğu, yine sürekli su kesintilerinin yaşandığı, yine çeşmeden akan sıcak suyun üç dört mahpusun banyo yapmasıyla derhal tükendiğini beyan etmişlerdir.

MAHPUSLARIN SALGIN HASTALIK DÖNEMİNDE HİJYEN VE TEMİZLİĞİ

( Salgın hastalık döneminde verilmeyen dezenfektan, ıslak mendil, kolonya gibi temizlik
                materyalleri, maske ve eldivenlerin sınırlı sayısı, koğuş içlerinin yeterince ilaçlanmaması )

       MAHPUSLARIN BARINDIRILMASI – KOĞUŞ/KARANTİNA ODASI

       (Koğuş kapasitesinin üzerinde kişi sayı, açlık grevinde olan mahpusların koğuşlarından alınarak
        farklı odaya yerleştirilmeleri her türlü hijyenden ve
        kullanım amacından uzak karantina odaları ve hastanelerin mahkum koğuşları )

MAHPUSLARIN DIŞ DÜNYA İLE İLETİŞİMİ - AÇIK/KAPALI ZİYARETÇİ GÖRÜŞÜ

( Salgın hastalıktan dolayı askıya alınan açık görüşler, hak ihlali anlattıkları için engel olunan aile telefon görüşmeleri )

MAHPUSLARIN BESLENME DURUMU

( Besin değeri düşük, miktar olarak yetersiz, özensiz ve kötü yemekler, yetersiz sıcak su, kantin fiyatlarının aşırı fahiş fiyatları, açlık grevindeki mahpuslara gerekli malzemelerin verilmeyişi)

MAHPUSLARIN SAĞLIĞA ERİŞİM HAKKI – MUAYENE VE TEDAVİSİ

( Hastaneye sevklerde yaşanan problemler, kelepçeli muayene uygulamaları, tedavilerin geç ya   
        da hiç yapılmaması, kimi hekimlerin mahpuslara olan ideolojik yaklaşımları,  )

MAHPUSLARIN SOSYAL VE KÜLTÜREL FAALİYETLERE ERİŞİM HAKKI

( El konulup gönderilmeyen resmi kurum yazışmaları, gerekçesiz halde verilmeyen kitap, dergi ve gazete yayınları, özellikle pandemi sürecinde tamamen askıya alınan sohbet, spor, hobi gibi sosyal ve kültürel faaliyetler )

MAHPUSLARA AÇILAN DİSİPLİN SORUŞTURMALARI

( Mahpusların hak taleplerine verilen cevaplar: Disiplin Soruşturmaları, denetimli serbestlikten
              yararlanmak isteyen mahpuslara dayatılan tarafsız koğuşlar, blinçli bir politika olarak infaz
             yakmalar )

HAPİSHANELERİN İDARESİ VE İDARECİLERİN MAHPSULARA YAKLAŞIMLARI

( İnfaz koruma memurlarının mahpuslara karşı provoke ve tahrik edici söylem ve davranışları, mahpuslar arasında ayrımcılığa dayanan ideolojik yaklaşımlar )

BM ASK 27’de disiplin ve düzen sebatla sürdürülür; ancak cezaevi güvenliği ve topluluk yaşamının huzuru için gerekli olandan daha fazla kısıtlama yapılamaz, demektedir.

CGTİK 2. Maddesi uyarınca; Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kurallar hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefi inanç, milli veya sosyal köken ve siyasi veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılmaksızın ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulanır. Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazında zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz.

AİHS AYRIMCILIK YASAĞINA İLİŞKİN 14. MADDESİ; Bu sözleşmede tanınan
hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçvir ayrımcalık gözetilmeksizin sağlanmalıdır. Maddenin gerekçesinde aynı ilkenin hükümlüler için de uygulanması gerektiği belirtilmiştir.

Özellikle Ohal sonrası yerleşik hale gelmiş uygulamalarda ‘’ devlete karşı işlenen suçlar’’ ve ‘’terörle mücadele yasasından kaynaklanan suçlar’’ nedeniyle tutuklu ve hükümlü bulunan mahpuslara karşı, kurum personelleri ve yetkililer tarafından provoke, tahrik edici, onur kırıcı, etnik ve dini aidiyetlere karşı ayrıştırıcı söylemlerin hala uygulanmaya devam edildiği tarafımızca gözlemlenmektedir. Kendilerine karşı herhangi cezai ve idari yaptırımın uygulanmayacağına ve cezasızlık hukukundan yararlanacağına inanmış yetkililerin varlığı, cezaevinde yaşanan bir çok hak ihlalinin temel kaynağını oluşturmaktadır. Bu konuda kurum personelleri ve mahpuslarla iletişim halinde olan yetkililerin yasal mevzuata hakim olması için gerekli meslek içi eğitimlerin de sıklıkla yapılması gerekmektedir.

5275 sayılı CGTİK 50 Madde ‘’ Hiçbir halde zincir ve demire vurmak tedbir olarak uygulanmaz. Kelepçe ve bedensel hareketleri kısıtlayıcı araçlar, sevk ve nakil sırasında kaçmayı önlemek için, hekimin talimat ve gözetiminde olmak üzere tıbbi nedenlerle, diğer kontrol usullerinin yetersizliği halinde hükümlünün kendisine veya başkalarına zarar vermesine veya eşyayı tahrip etmesine engel olmak için kurum en üst amirinin emriyle kullanılabilir.’’ Demektedir.

Dünya Tabipler Birliği ve Türk Tabipler Birliği de yayınladıkları birçok metinde, hekimlerin mahpusları muayenesi esnasında kişinin içinde bulunduğu her türlü kısıtlılığın ortadan kaldırılmasını ve kişiyi kelepçeli, yatağa bağlı ve benzeri bir durumda muayene ve tedavi etmemelerini salık vermektedir. Türk Tabipler Birliğinin yayınladığı bildigelerde kelepçelerin açtırılmasını “hekimin görevi” olarak nitelendirmektedir.

BM ASK 22-26 ve Avrupa Cezaevi Kuralları 6-31 arasında sağlık hizmetleri ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Bu kurallardan mahpusların fiziki ve ruhi sağlıklarının sadece devlet ve cezaevi idaresi ile bunlara bağlı olarak çalışan sağlık görevlileri değil, aynı zamanda tüm cezaevi personelinin sorumluluğu olduğu sonucu çıkmaktadır.

Gerek ulusal mevzuatta gerekse Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde ve diğer kurallarda ‘’tutuklu muayenesi kelepçeli yapılamaz, güvenlik görevlileri nezaretinde yapılamaz.’’ Denilerek temel kriterler belirlenmiştir. Özellikle bu hükümlere uymayan hekimlerin görevi ihmal ve kötüye kullanma suçlarından sorumlu olacağı açıktır. Tutuklu ve hükümlülerin muayenelerinin de diğer hastalar gibi, kişilik haklarına saygı gösterilerek hekimlik sanatını uygulamaya elverişli koşullarda yapılması; hastaların ırk, dil, din, mezhep, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, ekonomik ve sosyal durum ile benzer farklılıklarının dikkate alınmaması; her türlü tıbbi müdahalenin hastanın mahremiyetine saygı gösterilmek suretiyle yerine getirilmesi temel kural olarak belirtilmiş olup sağlık hakkından yoksun bırakılmanın asla bir cezalandırma aracı olarak kullanılmamasına özen gösterilmelidir.

BM ASK 12 ‘’ Sıhhi tesisler, her mahpusun doğal ihtiyaçlarını temiz ve nezih bir şekilde karşılayabilmesini sağlayacak yeterlilikte olmalıdır’’ demektedir. Özellikle çok sayıda mahpusun birlikte olduğu koğuşlarda, mahpusların en doğal insanı gereksinimlerini kişisel onur için olduğu kadar, sağlık için de uygun şekilde giderebilmelerine olanak tanınarak kişisel temizlik konularına önem verilmelidir. Kaldı ki; devlet mahpusların salgın hastalık gibi kritik dönemlerde kendi temel ihtiyaçlarını giderme olanağını ellerinden alıyorsa, bu ihtiyaçları devletin kendisi gidermelidir.

5275 sayılı CGTK 63’ e göre..’’ iklim koşulları göz önüne alınarak yeterli yer, ışık, ısınma, havalandırma ve hijyen sağlanır.’’

Mahpusların Islahı İçin Asgari Standart Kurallarını Düzenleyen Birleşmiş Milletler Sözleşmesine Göre; ‘’.. her mahpusun doğal ihtiyaçlarını karşılayabileceği ölçüde yeterli sıhhi tesis bulunur ve bu tesisler temiz ve bakımlı tutulur..’’ ‘’..kurumun mahpuslar tarafından düzenli olarak kullanılan yerleri, her zaman titizlikle temiz olarak tutulur ve temizliği korunur.’’ denilmektedir.

Özellikle koğuş mevcudiyetinin fazla oluşu ile beraber karantina odasının her türlü hijyen ve temizlikten uzak yapısı sağlıksız bir ortamın oluşmasına sebep olduğu gibi, aynı zamanda salgın hastalık döneminde hasta mahpusların da her koğuşta/odada bulunuyor oluşu göz önüne alındığında mevcut durumun ciddi risk oluşturduğu gözlemlenmektedir. Hapishanelerin fiziki yapısı uluslararası standartlara uygun ve insan onuruna yaraşır şekilde dizayn edilmeli, yine bir sağlık önlemi olan karantina koğuşlarının ise amacından sapmış şekilde kullanılmasının acilen önüne geçilmelidir.

CGTİK Madde 68’e göre; Hükümlü tarafından resmi makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, fax ve telgraflar denetime tabi değildir demektedir. Özellikle resmi ve avukat yazışmaların mahremiyeti ve gizliliği ilkesine riayet edilmelidir.

DEĞERLENDİRME

Heyetimizce; son aylarda özellikle Maraş Türkoğlu L Tipi Hapishanesinde bulunan gerek çok sayıda mahpusun gerekse de yakınlarının gönderdiği mektup, fax ve yapılan başvurular üzerine 03.03.2021 tarihinde ilgili hapishaneye ziyaret gerçekleştirilmiş, yapılan görüşmelerde mahpusların birbirini teyit eden beyanlarda bulundukları tespit edilmiştir. Tespit edilen hak ihlallerine özellikle siyasi mahpusların maruz kalması hapishane idaresinin ve yargısal makamların insancıl değil güvenlikçi bakış açısına hiyerarşik bir üstünlük tanıması ve keyfi idari tasarruflardan kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Özellikle ilgili hapishanenin yeni tarihlerde açılmış olması ve hapishane personelinin yasaları uygulama konusundaki bilgisizliği ve sorunları çözme konusundaki deneyimsizliği, bizzati sorunun kendisini oluşturmaktadır. Evrensel hukuk ilkeleri ve yasalarca tanınmış temel haklar baz alınarak tespit ettiğimiz hak ihlallerinin ortadan kaldırılması için;

Özellikle pandemi sürecine dair alınan önlemlerin mahpusların temel haklarına getirilen kısıtlamaların olabildiğince aza indirgenecek ölçüde olması ve sürecin iyi yönetilmesinin sağlanması, yetersiz olan mahpus avukat görüşme odalarının pandemi sürecine uygun şekilde dizaynının sağlanması, açlık grevine giren mahpusların en temel ihtiyaçlarının eksiksiz şekilde karşılanması ve bu konuda İstanbul Protokolü hükümlerine riayet edilmesi, ‘’güvenlikçi bakış açısı’’ politikalarından vazgeçilerek “ insancıl hukuk” yönetim anlayışının benimsenmesi, 2016 tarihli Avrupa Cezaevi kuralları tavsiye kararlarına uyulması, Cezaevi personelinin, mahpuslarla-avukatlarla iletişim ve yasal mevzuat konusunda insan hakları bakış açısı çerçevesinde meslek içi eğitim almasının yoğunlaştırılması ve sürekli hale getirilmesi, İdarenin, keyfi tasarruflarından vazgeçilerek, evrensel hukuk ilkelerine uygun, mahpusların sosyal ve kültürel faaliyetlerden faydalanmasının sağlanması, Cezaevlerinin düzenli idari denetime ve sivil bağımsız heyetlerin izlemesine tabi olması, Ayrımcılık, şiddet ve kötü muamelede bulunan personel hakkında etkin soruşturmaların ve denetimlerin yapılarak gerekli hukuki süreçlerin ivedilikle sonuçlandırılması, Çoğunlukla yasal olmayan gerekçelerle verilen disiplin cezalarından vazgeçilmesi, verilen disiplin cezalarına karşın yapılan itirazlarda adil yargılanma- savunma hakkı ilkesine riayet edilmesi, Hasta Mahpusların acil ve tam teşekküllü hastanelerde tedavilerinin yapılarak sağlıklı hijyenik ortamlarda iyileşmelerinin sağlanması, Cezaevinde yaşamını idame ettiremeyecek veya cezaevi koşullarının sağlığını olumsuz yönde etkilediği tespit edilen hasta mahpusların, infazlarının ertelenmesinin derhal sağlanması, Cezaevlerinde iklim koşullarına uygun, hijyenik, sağlıklı ortamların sağlanması, su ve besin ihtiyaçlarının yeterli kapasitede olması, söz konusu anlayış ve pratiklerin hayata geçirilmesi için Adalet Bakanlığı, TBMM Cezaevi ve İnsan hakları komisyonunu, Siyasi partiler, ulusal ve uluslararası hak temelli çalışan insan hakları örgütlerinin sorunların tespit ve çözümü konusunda kendilerini asli sorumlu görerek daha duyarlı yaklaşmalarını sağlanması. 15.03 2021  

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ ADANA ŞUBESİ

HAPİSHANE KOMİSYONU