Geçtiğimiz günlerde okulunda silahlı saldırı nedeniyle okul müdürü İbrahim Oktugan hayatını kaybetmişti.

Zaten birçok yanlış uygulama ile itibarsızlaştırılmak istenen öğretmenlik mesleğinin duyarlı ve yürekli üyeleri günlerdir konunun peşini bırakmadı. Mesleklerine ve arkadaşlarına sahip çıkma mücadelesi, dün gerçekleştirilen  iş bırakma eylemi ile sokaklara taşındı.

Günlerdir yapılan yoğun sahiplenmeler karşısında baskıcı ve tutucu tavrıyla bildiğiniz Milli Eğitim Bakanı da, İl Milli Eğitim Müdürlükleri de bu haklı tepkiyi kabullenmek zorunda kaldı.

8V3V095

Ama bu eylemlerde ve benzeri hak arama eylemlerinde okul müdürlerinin tutumu hep dikkatimizi çekiyor.

Çok az sayıda olduğunu düşündüğümüz katılımların dışında okul müdürleri ve idarecilerin çoğu bu tür hak arama mücadelesine ne yazık ki katılmıyor.

Eğitim İş: Sokak Hayvanlarının Korunması İçin Duyarlılık Göstermeye Çağırıyoruz Eğitim İş: Sokak Hayvanlarının Korunması İçin Duyarlılık Göstermeye Çağırıyoruz

Bu tutuma, sadece kuruma gelen öğrencilere sahip çıkmak adına demek, herhâlde saflık olur.

Birçok idarecisi olan okullarda bir yardımcı bırakılarak hak arama mücadelelerinde okul müdürlerinin ön saflarda olması gerekmez mi?

Özellikle öldürülen okul müdürümüz gibi bir çok baskı ve tehditleri ilk etapta okul müdürleri ve idareciler yaşıyorken, neden haklarına en ön saflarda sahip çıkmazlar?

Anlamadığımız ve kabul etmediğimiz bu tutumla

İdar-i maslahatçılık yaklaşımı ile okulun demokratik yapılanmasına,

Kendi meslek sorunlarını sahiplenmeye,

Toplumsal bilincin geliştirilmesine ne katkı sunduklarını düşünüyor bu arkadaşlarımız?

Kendi alanlarındaki sorunların çözümünü sadece eğitim sendikalarından, muhalefet partilerinden ya da milletvekillerinden beklemek doğru mu?

Meselemiz; Müdürleri ve yöneticileri hedef almak değil.

Ama doğruların da altını çizmek gerekir.

Müdürlük ve idarecilik bir ayrıcalık değildir.

Özünde öğretmenlik mesleğinin içinden alınan bir sorumluluktur.

Sadece işleyiş içinde emirleri veren ama külfeti ve zorlukları eğitim bütünlüğü içinde öğretmen olarak sürdüren arkadaşlarına yıkma yaklaşımı kabul edilemez.

Ben de bir öğretmen olarak ve Eğitim Sen Sendikasının Eski Genel Başkanı olarak böyle bir sorumluluğu idareci arkadaşlarımıza hatırlatmak istedim.

İsteğimiz: Hep birlikte yapacağımız çalışmalarla;

Eğitimin ve eğitimcilerin sorunlarının çözülmesi ve

Öğrencilerimizi kendi yeteneklerine ve çağın gereklerine göre yarınlara hazırlamaktır.

Bu aynı zamanda ülkemize olan borcumuzdur.

Onun için kızmak küsmek yok.

Haydi İdareci arkadaşlar sizler de taşın altına elinizi koyunuz.

Kamuran KARACA

EĞİTİMCİ

Editör: Haber Merkezi