Emek

KESK Mersin Şubeler Platformu: Polis şiddeti ve gözaltılarla adalet arayışı susturulamaz

“OHAL bitmedi, yalnızca adı değişti. Ne gözaltılar ne baskılar ne de polis şiddeti emekçilerin adalet mücadelesini durdurabilecektir”

Abone Ol

KESK Mersin Şubeler Platformu, KHK’lerle ihraç edilen kamu emekçilerinin görevlerine iade edilmesi talebiyle Ankara’da başlatılan Adalet Nöbeti’ne yönelik polis müdahalesini protesto etti. Platform adına açıklamayı okuyan SES Mersin Şube Eş Başkanı Sevgi Başkavak, “OHAL bitmedi, yalnızca adı değişti. Ne gözaltılar ne baskılar ne de polis şiddeti emekçilerin adalet mücadelesini durdurabilecektir” dedi.

KESK Mersin Şubeler Platformu, 17-18 Temmuz tarihlerinde KHK’lerle hukuksuz biçimde kamu görevinden ihraç edilen emekçilerin adalet talebini görünür kılmak amacıyla Ankara’da düzenlenen Adalet Nöbeti’ne yönelik polis müdahalesini ve gözaltıları protesto etti.

Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Mahmut Sümbül'ün ardından basın açıklamasını platform adına Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Mersin Şube Eş Başkanı Sevgi Başkavak okudu. Açıklamada, “KHK’liler görevlerine derhal iade edilsin. Polis şiddeti ve gözaltılarla adalet arayışı susturulamaz” denildi.

“OHAL ve KHK rejiminin yarattığı hukuksuzluk sürüyor”

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden on yıl geçmesine rağmen OHAL ve KHK rejiminin yarattığı hukuksuzlukların devam ettiğini belirten Başkavak, hukuki dayanağı olmayan idari işlemlerle görevlerinden uzaklaştırılan çok sayıda KESK üyesinin hâlâ işine iade edilmediğini söyledi.

Yaşananların yalnızca ihraç edilen kamu emekçilerini değil, emek, hukuk ve demokrasi mücadelesinin tamamını ilgilendirdiğini vurgulayan Başkavak, “Bu durum, bireysel bir sorun değil; emek, hukuk ve demokrasi mücadelesinin önündeki en önemli siyasal engellerden biridir” dedi.

Ankara’daki Adalet Nöbetine polis müdahalesi

KESK’in 17 Temmuz’da Adalet Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmayı ve ardından 24 saatlik Adalet Nöbeti başlatmayı planladığını hatırlatan Başkavak, Güvenpark’taki açıklamanın ardından kolluk güçleriyle görüşme gerçekleştirildiğini aktardı.

Görüşmelerde nöbetin KESK Genel Merkezi önündeki Selanik 2. Cadde’de yapılabileceğinin bildirildiğini kaydeden Başkavak, KESK binası önüne gelindiğinde ise “yukarıdan gelen emir ve talimat” gerekçe gösterilerek eylemin sonlandırılmasının istendiğini söyledi.

KESK’lilerin anayasal toplantı ve gösteri hakkını kullanarak barışçıl oturma eylemi gerçekleştirmek istemesine rağmen polis müdahalesiyle karşılaştığını belirten Başkavak, kamu emekçilerinin biber gazına maruz bırakıldığını, darbedildiğini ve ters kelepçeyle gözaltına alındığını ifade etti.

“Gözaltılar siyasal gözdağı aracına dönüştürüldü”

Aralarında KESK ve Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu üyelerinin de bulunduğu 20 kişinin gözaltına alındığını ve gece yarısı serbest bırakıldığını hatırlatan Başkavak, şöyle konuştu:

“Bu durum, gözaltı işlemlerinin hukuki değil, tamamen siyasal bir gözdağı aracı olarak kullanıldığını açıkça göstermektedir. İktidar, toplumsal muhalefeti hukukla değil, zor aygıtlarıyla bastırmayı tercih etmektedir. Emekçilerin, öğretmenlerin, mühendislerin, sağlık emekçilerinin ve kamu çalışanlarının adalet talebine verilen yanıt gaz, cop ve gözaltı olmuştur.”

“Hedef alınan sendikal mücadeledir”

Ankara’daki müdahaleyle yalnızca KHK’lerle ihraç edilen kamu emekçilerinin hedef alınmadığını vurgulayan Başkavak; sendikal mücadele, örgütlenme ve ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri hakkı, demokrasi ile hukukun üstünlüğünün de hedef alındığını söyledi.

Başkavak, “Adalet talep etmek, sendikal faaliyet yürütmek ve demokratik eylem yapmak suç değildir. Suç olan, hukuku askıya almak ve baskıyı yönetim biçimi hâline getirmektir” ifadelerini kullandı.

KESK Mersin’den beş talep

KESK Mersin Şubeler Platformu, taleplerini şöyle sıraladı:

  • KHK’lerle hukuksuz biçimde ihraç edilen bütün kamu emekçileri görevlerine derhal iade edilmelidir.
  • OHAL döneminin antidemokratik uygulamaları ile KHK rejiminin neden olduğu hak ihlalleri ortadan kaldırılmalıdır.
  • Sendikal hak ve özgürlüklere yönelik polis şiddeti ve idari baskılar son bulmalıdır.
  • Gözaltı ve şiddet emrini verenler hakkında etkin ve bağımsız soruşturma yürütülmelidir.
  • Evrensel hukuk ilkelerine, demokrasiye ve insan haklarına uygun bir yönetim anlayışı hayata geçirilmelidir.

Açıklamada, KHK’lerle yaratılan hukuksuzluk sona erene ve ihraç edilen kamu emekçileri görevlerine iade edilene kadar mücadelenin sürdürüleceği belirtildi.

Basın açıklaması, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz”, “KHK’ler gidecek, biz kalacağız” ve “Direne direne kazanacağız” sloganlarıyla sona erdi.