Mahfi Eğilmez'in kaleminden...
Ekonomist ve yazar Mahfi Eğilmez, "Kardelenler ve Cumhuriyet" başlıklı yazısında, A Milli Kadın Voleybol Takımı'nın başarılarını yalnızca spor açısından değil; Cumhuriyet'in eğitim, laiklik, fırsat eşitliği ve kadınların toplumsal yaşamdaki yeri üzerinden değerlendiriyor. Eğilmez, Filenin Sultanları'nın elde ettiği başarıların arkasındaki toplumsal ve kurumsal dönüşümü tarihsel bir perspektifle ele alırken, Cumhuriyet'in yetiştirdiği kadınları "kardelenler" benzetmesiyle anlatıyor.
İşte Mahfi Eğilmez'in "Kardelenler ve Cumhuriyet" başlıklı yazısı:
Kardelenler ve Cumhuriyet
Bazen bir spor başarısı, spordan çok daha fazlasını anlatır. Çünkü spor, toplumların aynasıdır. O aynada yalnızca fiziksel performansı değil, eğitim sistemini, kültürel dönüşümü, kurumların niteliğini ve tarih boyunca biriktirilmiş toplumsal sermayeyi de görürüz.
Türkiye Kadın Milli Voleybol Takımı'nın son yıllardaki başarısı da böyledir.
Bu başarıyı yalnızca iyi antrenörlere, yetenekli sporculara ya da modern tesislere bağlamak eksik bir değerlendirme olur. Bunlar elbette gereklidir; fakat yeterli değildir. Asıl soru şudur: Böyle bir takımın ortaya çıkmasını mümkün kılan toplumsal zemin nasıl oluştu?
Bu sorunun yanıtı bizi yüz yıl geriye götürür.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında yapılan devrimler çoğu zaman tek tek değerlendirilir: eğitim birliği, hukuk reformu, kadınlara tanınan haklar, laiklik, çağdaş eğitim, karma yaşam vb. Oysa bunların her biri tek başına değil, birbirini tamamlayan büyük bir dönüşümün parçalarıydı. Amaç yalnızca yeni bir devlet kurmak değil, yeni bir toplum oluşturmaktı.
Kadının kamusal hayata katılamadığı bir toplumun ekonomik gelişmesi de sınırlı kalır. Eğitimin dinsel ve bilimsel olmak üzere iki ayrı kulvarda yürüdüğü bir ülkede ortak akıl üretmek zorlaşır. Hukukun kişilere göre değiştiği yerde liyakat gelişmez. Spor ise bütün bu eksiklerin en görünür sonuçlarından biridir.
Bugün file önünde dünyanın en güçlü takımlarıyla mücadele eden Kadın Milli Voleybol Takımımız, aslında yüz yıl önce atılan kurumsal temellerin üzerinde yükseliyor.
Laiklik çoğu zaman yalnızca din-devlet ilişkisi üzerinden tartışılır. Oysa ekonomik ve toplumsal açıdan bakıldığında laiklik, karar alma süreçlerinin dogmalardan değil, akıldan ve bilimden beslenmesini sağlayan kurumsal ilkedir. Bilimsel eğitim ancak laik bir zeminde sürdürülebilir. Bilimsel eğitim olmadan spor biliminden teknolojiye, tıptan ekonomiye kadar hiçbir alanda sürdürülebilir başarı üretilemez.
Dolayısıyla bugün bir voleybol maçındaki blok yüksekliği ile bir laboratuvardaki araştırma arasında görünmeyen ama güçlü bir bağ vardır. Her ikisinin ortak paydası özgür düşünceyi mümkün kılan eğitim sistemidir.
Belki de bu yüzden kardelen, bu öyküyü anlatmak için en doğru simgelerden biridir. Karların arasından çıkar. Toprağın en sert olduğu zamanda filiz verir. Çevresindeki koşulların uygun olmasını beklemez; uygun olmayan koşulları aşarak var olur. Adeta doğanın bütün zorluklarına meydan okur.
Cumhuriyet'in sağladığı eğitim ve fırsat eşitliği içinde yetişen pek çok kadın da kardelenler gibi, elverişsiz koşullara karşın başarıya ulaştı. Zaman zaman toplumsal baskılarla, önyargılarla, eşitsizliklerle karşılaştılar. Tıpkı kardelenler gibi bu engellere meydan okudular. Eğitimle, emekle ve kararlılıkla yükseldiler. Her başarı, arkadan gelen binlerce genç kıza "Ben de yapabilirim." duygusunu taşıdı.
Bu nedenle milli takımın kazandığı her sayı spor alanıyla sınırlı kalmıyor. Aynı zamanda kız çocuklarının eğitimine, kadınların çalışma yaşamına katılımına ve Cumhuriyet'in fırsat eşitliği idealine de yazılıyor.
Bir milli takım, aslında görünmeyen milyonların ürünüdür. O takımın içinde öğretmen vardır. Cumhuriyet okulları vardır. Antrenörler vardır. Aileler vardır. Bilim vardır. Ve en önemlisi, kız çocuklarının hayallerini meşru gören bir toplumsal anlayış vardır.
Belki de bu yüzden file üzerindeki her sayı, yalnızca bir spor başarısını değil, Cumhuriyet'in getirdiği toplumsal birikimi de temsil ediyor.