Mahfi Eğilmez’den Kritik Not
Mahfi Eğilmez yazısında şu önemli değerlendirmeyi aktarıyor:
“Sorun tahminin 2 puan artması değil; tahminlere kimsenin inanmıyor olması.”
Bu ifadeyle, piyasanın ve ekonominin beklentilerinin TCMB tahminleriyle uyum göstermemesinin ekonomi yönetimi açısından önemli bir sorun olduğu vurgulanıyor.
Haber, MahfiEgilmez.com’da 12 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan “Yeni Enflasyon Tahmini Yüzde 18” başlıklı yazıdan alınmıştır.
Kaynak: https://www.mahfiegilmez.com/2026/02/yeni-enflasyon-tahmini-yuzde-18.html
TCMB yetkilileri, piyasanın dört gözle beklediği 2026 yılının ilk Enflasyon Raporunu açıkladı. Raporun iki önemli bölümü var. İlki 2026 yılsonu enflasyon oranı tahmini. 2026 yılına girmeden önce yılsonu enflasyon hedefi yüzde 5, tahmini de hem Orta Vadeli Programda hem de TCMB’nin Kasım 2025 tarihli bir önceki Enflasyon Raporunda yüzde 16 olarak belirlenmişti. TCMB bu yeni raporunda 2026 yılsonu enflasyon tahminini yüzde 18 olarak güncellemiş yüzde 5’lik enflasyon hedefi ise adeta demirbaş. Tutmuyor, tutma ihtimali yok ama yerinde durmaya devam ediyor. TCMB yetkilileri, 2026 yılsonu enflasyon tahminini yüzde 16’dan 18’e güncellemelerinin gerekçeleri arasında TÜİK’in TÜFE endeksini hesaplama yönteminde yaptığı değişikliklerden biri olan hizmet grubunun endeksi oluşturan sepet içindeki payının artmasını gösteriyor. Bu pay artışının yıllık enflasyon tahminine yukarı yönlü 1 puan kadar etkili olacağı vurgulanıyor. Buna ek olarak petrol ve enerji fiyatlarının ilk tahmin yapılırken varsayıldığı düzeyden yukarıda oluşmasının beklenmesini de etkili olacağı açıklanıyor. Gıda fiyatı varsayımındaki sınırlı güncelleme de tahminleri yukarı çeken bir başka etken olarak ortaya konuyor. Öte yandan çıktı açığının öngörülenden daha yüksek düzeyde olmasının da tahminin güncellemesinde rol oynadığı vurgulanıyor.
TCMB yetkilileri, enflasyonu yukarıya doğru iten bu olumsuz gelişmelere karşın kira ve eğitim kalemleri başta olmak üzere hizmet enflasyonundaki gerilemenin devam ederek dezenflasyon sürecini desteklemesini bekliyor. Parasal sıkılığın korunduğu ve makroihtiyati politikalarla desteklendiği bir görünüm altında para politikasının talep koşulları üzerindeki etkisinin belirginleşmesi ve enflasyon beklentilerinin de bu çerçevede iyileşmesini öngörüyor.
Raporun ikinci önemli bölümü 2025 yılı için yapılan yüzde 24’lük tahminin niçin tutmadığına ilişkin 3.1 numaralı analiz kutusu. Bu analize göre yüzde 24’lük tahminin tutmamasında şu varsayımlardaki sapmalar etkili olmuş: (1) İhracat ağırlıklı küresel büyüme (0,2 puan artış). (2) USD/Varil cinsinden petrol fiyatı (3,2 dolar artış). (3) USD bazlı ithal fiyatları artışı (yüzde 2,5 artış). (4) Gıda fiyatları enflasyonu artışı 1,8 puan artış).
Varsayımlardaki bu sapmaların da etkisiyle 2025 yılsonu enflasyon tahmininden 6,9 puanlık bir sapma meydana gelmiş:
6,9 puanlık sapma, tahminin yaklaşık yüzde 29 oranında sapması anlamına geliyor ki bu, teknik bir revizyon değil; ciddi bir tahmin hatasıdır.
Bu yeni enflasyon tahminine yakın bir düzeyde enflasyon gerçekleşmesi açısından en önemli faktörlerden birisi enflasyon beklentilerin kırılıp kırılamayacağı meselesidir. TCMB’nin piyasa katılımcıları, reel sektör temsilcileri ve hane halkı temsilcilerine uyguladığı anketler yüzde 18’lik bir beklentiyi onaylamıyor. Örneğin 12 ay sonrası için çeşitli kesimlerin enflasyon beklentileri şöyledir:
Görüleceği gibi TCMB’nin tahminine en yakın konumdaki piyasa temsilcilerinin beklentisi bile 4,2 puan daha yüksektir. Bu gruplar içinde tahmini en ciddiye alınması gereken kesim reel sektör temsilcileridir çünkü fiyatlara karar verenler çoğunlukla o kesimdedir. Ki onların tahmini TCMB tahmininden 14,9 puan yukarıdadır. Bu tahminler, geleceğe ilişkin olumsuz beklentilerin kırılamadığını gösteriyor. Beklentiler, gerçekleşmeyi belirler. Beklentileri yalnızca para politikası araçlarıyla kırmak kolay değildir.
Sorun tahminin 2 puan artması değil; tahminlere kimsenin inanmıyor olması.