Toplumsal Özgürlük Partisi Mersin Milletvekili ve DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, meclis genel kurulunda görüşülmekte olan 8.Yargı Paketi üzerine konuştu: "İnsan gerçekten sormadan edemiyor; hangi yargıdan, hangi reformdan bahsediyorsunuz, biz gerçekten anlamak istiyoruz. Anayasa Mahkemesinin kararlarını ısrarla tanımayan yargıdan mı söz ediyorsunuz yoksa Can Atalay'ı talimatla hâlâ içeride tutan yargıdan mı bahsediyorsunuz ya da Kobane kumpas davasıyla arkadaşlarımızı yıllardır haksız, hukuksuz, keyfî bir şekilde içeride tutmaya yemin etmiş olan militanların sürdürdüğü mizansen yargıdan mı bahsediyorsunuz? Soma'da, Amasra'da işçi kanı dökenleri aklayan, İliç'teki katliama defalarca göz yuman yargıdan mı bahsediyorsunuz yoksa kadın cinayetlerine iyi hâl indirimleri veren yargıdan mı bahsediyorsunuz ya da vahşice hayvan katleden İbrahim Keloğlan'ı kimsenin malına zarar gelmediği gerekçesiyle cezasızlıkla serbest bırakan yargıdan mı bahsediyorsunuz, bilmek istiyoruz." dedi

Toplumsal Özgürlük Partisi Mersin Milletvekili ve DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca, konuşmasında şu ifadelere yerverdi.

Yine son derece çelişkili, ikircikli ve hatta trajikomik olan bir yasa teklifiyle daha karşı karşıyayız.

Adalet Bakanlığı bu kanun teklifine "Türkiye Yüzyılı'nın ilk reform belgeleri" diyerek "Yargı, reform adımlarıyla güçleniyor." diye buyurmuş. İnsan gerçekten sormadan edemiyor; hangi yargıdan, hangi reformdan bahsediyorsunuz, biz gerçekten anlamak istiyoruz.

Anayasa Mahkemesinin kararlarını ısrarla tanımayan yargıdan mı söz ediyorsunuz yoksa Can Atalay'ı talimatla hâlâ içeride tutan yargıdan mı bahsediyorsunuz ya da Kobane kumpas davasıyla arkadaşlarımızı yıllardır haksız, hukuksuz, keyfî bir şekilde içeride tutmaya yemin etmiş olan militanların sürdürdüğü mizansen yargıdan mı bahsediyorsunuz? Soma'da, Amasra'da işçi kanı dökenleri aklayan, İliç'teki katliama defalarca göz yuman yargıdan mı bahsediyorsunuz yoksa kadın cinayetlerine iyi hâl indirimleri veren yargıdan mı bahsediyorsunuz ya da vahşice hayvan katleden İbrahim Keloğlan'ı kimsenin malına zarar gelmediği gerekçesiyle cezasızlıkla serbest bırakan yargıdan mı bahsediyorsunuz, bilmek istiyoruz.
    

Bakın, MESEM uygulamalarıyla 14-15 yaşındaki çocuklar işliklerde, atölyelerde göz göre göre ölüyorlar, öldürüyorlar. Ve çocuk işçiliğiyle ilgili, iş cinayetleriyle ilgili sermayenin çıkarları dışında yargının herhangi bir tutum almadığı bir gerçeklikle karşı karşıyayız, buraya dahi bir müdahale etmediği bir gerçeklikle karşı karşıyayız.

Yine, ÇEDES uygulamalarıyla mevcut Anayasa'daki laiklik ilkesi delik deşik edilmiş vaziyette ancak yargının buraya dair herhangi bir müdahalesinin, herhangi bir tutumunun, herhangi bir pozisyon alışının olmadığını görüyoruz.

Hâl böyleyken, üzerine Adalet Bakanlığı sekizinci yargı paketini sunarken "Bireylerin hak ve özgürlüklerini daha daha genişletmek, daha daha güçlendirmek" gibi komik ifadelerde bulunuyor ne yazık ki, böylelikle allayıp pullamaya çalışıyor. Yani gerçekten hakkın, hukukun, adaletin, özgürlüğün kırıntısının bile kalmadığı bu memleket gerçekliği içerisinde böyle ifadeler kullanınca da trajikomik bir gerçekliğe tekabül ediyor bu durum. Trajikomik diyorum çünkü ülkemiz topyekûn bir açık cezaevine dönüşmüş durumda bugün geldiğimiz aşamada.

Yine trajikomik diyorum çünkü bugün biz âdeta kalıcı bir OHAL rejimi gerçekliği içerisinde yaşıyoruz. Yasama organı devre dışı bırakılmış durumda, yargı organı yine devre dışı bırakılmış durumda ve yürütmenin başında bugün geldiğimiz aşamada oligarşik bir yapı var ve her şey oradan yönetilir vaziyette. Ülkede yerin üstünde ve yerin altında her şeyin hiçbir engelle karşılaşılmadan yağmalanması için muazzam bir yargısal iş birliğinin, suç ortaklığının olduğu bir gerçeklikten bahsediyoruz

Ve bu suç suçlara karşı hak diyen, hukuk diyen, adalet diyen başta Kürtler, yurtseverler, devrimciler, sosyalistler ve emekten, demokrasiden yana yurttaşlarımız ne yazık ki cezaevleriyle terbiye edilmeye çalışılıyor ve halk güçlerine yönelik bu düşmanca tutumun temel yasal dayanağı ise Terörle Mücadele Kanunu'nun ta kendisi. Hâlihazırda bu kanun, iktidarın halklara karşı kullandığı en büyük silah konumunda ne yazık ki ve bu kanuna dayanarak bugün on binlerce Kürt siyasetçi cezaevinde, binlerce sosyalist cezaevinde, gazeteciler cezaevinde ve şimdi, siz bu kanunu "yargıda reform" adı altında çok daha etkili bir silaha dönüştürmek istiyorsunuz, halk düşmanlığında bir silaha dönüştürmek istiyorsunuz ve bu kanun teklifiyle birlikte aslında 15 Temmuz darbe girişiminde uyguladığınız rejimi kalıcı hâle getirmek istiyorsunuz.

Çankaya Çeviri Çevresinde Işıldak rüzgarı Çankaya Çeviri Çevresinde Işıldak rüzgarı

Yargı eliyle, peş peşe yaptığınız darbelerle beraber aslında görüyoruz ki faşist rejimin taşlarını ilmek ilmek örmek niyetindesiniz, sonra da işinize geldiği gibi buna "reform" diyorsunuz, buna "yargının güçlendirilmesi" diyorsunuz, buna "Türkiye Yüzyılı'nın güçlü adımları" diyorsunuz.

Oysa, bu paketin içerisinde görüyoruz ki bir kez daha halk yok, halk lehine herhangi bir şey yok. O yüzden, sizin "Türkiye Yüzyılı" dediğiniz şey bu pakette de bir kez daha karşımıza çıktığı üzere faşizmin karanlığından başka bir şey değildir. Bizler bu karanlığa karşı, bu yargı paketine, bu torba yasaya karşı da halkımızın çıkarları için mücadele etmeye devam edeceğiz.

Editör: Haber Merkezi