Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası olarak Sosyal Hizmet Günü vesilesi ile sosyal hizmetler alanının ve çalışanların sorunlarının çözülmesini talep ediyoruz.

DÜNYA SOSYAL HİZMET GÜNÜNDE; HAKLARIMIZ VE HAK TEMELLİ SOSYAL HİZMET İÇİN SESİMİZİ YÜKSELTİYORUZ!

Sosyal hizmetler, son dönemde iktidarın kendini yeniden var etme, toplumu siyasal tahakkümü altına alarak devlete biat ettirme aracı olarak işlev göstermektedir. Temel insan hakkı olan sosyal hizmet hakkı, devletin asli görevi olma yaklaşımından uzaklaşılarak, siyasal iktidarı güçlendirecek bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu durum toplumun sosyal yapısına zarar vermekte, sosyal hizmet emekçilerinin mesleki çalışmalarına olumsuz etki etmekte ve hak kayıplarına neden olmaktadır. 

Politika geliştirme ve uygulama noktasında; uzun yıllardır sosyal hizmet alanının ilkelerini bilmeyen, mesleki yeterliliği bulunmayan, liyakatsiz ve siyasi atamalar yapılmaktadır. Kamu personel rejiminde yaşanan değişimlere ek olarak, iktidarın sosyal hizmetlerde yarattığı yozlaşma, biz sosyal hizmet emekçilerini insan haklarına aykırı çalışma ortamlarıyla karşı karşıya bırakmıştır.

Sürdürülen politikalarla “sosyal hizmetler alanı” piyasaya açılarak özel kurumlara devredilmekte, dernek ve vakıf görünümlü bir takım cemaatlerin erişimine açılmaktadır. Kamusal bir hizmet olarak sosyal hizmetler, herkese ayrımsız, ücretsiz, eşit, nitelikli ve çokdilli olarak sunulmalıdır. Oysa tam tersine, iktidarın halkın ihtiyacını değil, siyasi ihtiyaçlarını öncelediğini görüyoruz.

Çocuk haklarının geliştirilmesi ve korunmasından birinci derecede sorumlu olan Bakanlığın ‘çocuk algısı’; dine, muhafazakârlığa, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, sömürüye dayalı ve aile odaklıdır. Çocuğun insan hakları göz ardı edilmektedir. Derinleşen yoksullukla birlikte Bakanlığın hizmetlerine duyulan ihtiyaç artmışken; bütçe planlamasında gerekli önlemler alınmayarak, çocuk bakım kuruluşlarında çocukların maruz kaldığı hak ihlalleri derinleştirilmektedir. Bakanlık bir an önce BM Çocuk Hakları Sözleşmesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun gereklerini yerine getirmelidir.

İktidarın ve Bakanlığın politikaları, kadını birey olmaktan çıkarıp aile içine hapsetme odaklıdır. Bakanlık acilen cinsiyet eşitliğini temel almalı, bakım hizmetini kadınların ayaklarına dolamaktan ve 'sadaka kültüründen' vazgeçmelidir. Kadınları hayatın her alanında destekleyecek gerçekçi politikalar ve hizmet üretmelidir. 

Yoksulluğun siyasi iktidarın güvencesi haline geldiği günümüzde, sosyal hizmet bir hak olmaktan çıkarılmış, yardım, lütuf ve sadaka haline getirilmiştir. AKP iktidarı öncesi 4 milyon kişiye yapılan nakdi yardımlar bugün itibariyle 20 milyonu geçmiştir. Ekonomik kriz ortamında zaten yetersiz kalan nakdi yardımlar, saçma gerekçelerle kesilmek istenmektedir. Sosyal yardımlarda yoksulluğun önlenmesi değil, derinleştirilerek halkın denetim atlına alınması ve oy deposu olarak kullanılması amaçlanmaktadır.

Sosyal hizmet emekçileri Dünya Sosyal Hizmet Gününü, günden güne kötüleşen çalışma ortamlarında karşılamaktadır. Sendikamızın yaptığı anket çalışmasında; sosyal hizmet emekçileri, eksik personelle fazla iş yükü altında, karşılıksız fazla mesaiye zorlanarak, güvencesiz ve farklı istihdam biçimleriyle, yetersiz ücret, özlük ve sosyal haklarla, yaygın biçimde şiddet ve mobbinge maruz kalarak hizmet üretmeye çalışmaktadır.

Sosyal hizmete ihtiyaç duyan bireyler için ayrımsız, ücretsiz, eşit, kamusal ve anadilinde hizmet üretilmesi için; sosyal hizmet emekçilerinin güvenceli, insanca yaşayacak bir ücrete, insan haklarına yaraşır çalışma koşullarına ve haklara ulaşması için mücadelemiz sürecek.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası olarak, Dünya Sosyal Hizmet Günü vesilesiyle sosyal hizmetler alanının ve emekçilerin sorunları acilen çözülmelidir. Taleplerimiz:

Yoksulluk Sınırı Üzerinde, Eşit İşe Eşit Ücret Politikası Uygulanmalıdır!

Temel ücretler yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmalı, yapılan işin niteliği, riski, eğitim durumu gibi

kriterlerle giydirilmiş ücretler belirlenmelidir. Tüm ücretler emekliliğe yansıtılmalıdır. Maaş farkları ortadan kaldırılmalı, iş barışını bozan ve hak kayıplarına neden olan personel planlamasından vazgeçilmelidir.

Sosyal Hizmet Emekçilerinin Çalışma Şartları İyileştirilmelidir!

Aile ve Sosyal Hizmet Bakanlığında çalışan sosyal hizmet emekçileri; İl Göç Müdürlükleri, Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri, Kolluk Birimleri gibi birçok kurumun iş yükünü karşılamaktadır. Bununla birlikte birçok eğitim almış, bilgi ve beceri düzeyini geliştirmiş, nitelikli sosyal hizmet emekçileri, emeklerinin karşılığı olmayan düşük ücretler almaktadır.

Sosyal Çalışma Görevlisi Tanımı Kaldırılmalıdır!

Bakanlık bünyesindeki tüm meslek gruplarının “sosyal çalışma görevlisi” potasında eritilmek istenmesini kabul etmiyoruz. Sosyal Hizmet Uzmanı, Psikolog, Çocuk Gelişimci, Sosyolog ve Öğretmenler, sosyal çalışma görevlisi tanımı altında aynı işi yapmaya zorlanmaktadır. Bu uydurma görev tanımlarıyla halkın nitelikli sosyal hizmet alma hakkı engellenmekte, sosyal hizmet emekçileri mesleki becerilerini kullanmaktan alıkonulmaktadır.

TİS Mağduriyeti Giderilmelidir!

 “Yatılı kuruluş Tazminatı” ve “Özellikli Riskli Birim Tazminatı” gibi ödemeler, aynı işyerinde aynı işi yapan tüm çalışanlara, kadro ve statü farkı gözetmeksizin eşit olarak verilmelidir.

Sosyal Hizmet Tazminatı, Yıpranma Payı ve Fazla Çalışma Ücretleri Ödenmelidir!

Sosyal hizmet emekçileri gerek saha ziyaretlerinde gerek kuruluşlarda madde etkisi altındaki, ciddi suç kayıtları olan bireylerle çalışmakta, yalnız başlarına hane ziyaretlerine gitmektedir. Yapılan iş, riskli iş gruplarına alınarak Sosyal Hizmet Tazminatı ödenmeli ve Yıpranma Payı uygulanmalıdır. Haftalık 40 saat mesai esnetilmemeli, hafta sonu çalışması yaygınlaştırılmamalıdır. Kanunsuz icap çalışması uygulamaları son bulmalı, icap nöbeti karşılıkları kuruşu kuruşuna ödenmelidir.

Vasıfsız ve Vasat Yönetici Belirleme Politikaları Son Bulmalıdır!

Alana uzak, sosyal hizmet bakış açısına sahip olmayan, tamamen siyasi kaygılarla ataması yapılan idareciler, sosyal hizmet alanını her geçen gün daha da sorun yumağı haline getirmektedir.

Çalışanı da Emekliyi de Mağdur Eden Enflasyona Çare Bulunmalıdır!

Yüksek enflasyon ve kira zamları, sosyal hizmet emekçilerinin ve emeklilerinin barınma hakkına kastetmektedir. Ev sahibi olmak hayal olduğu gibi, kiraların ödenesi giderek zorlaşmaktadır. İllerde huzurevi talepleri artmıştır. Bugün ülke genelinde huzurevi bekleme sırası ortalama 3 yıla çıkmıştır. Mevcut huzurevi kapasiteleri, emekli maaşları acilen arttırılmalıdır.

Talip Geylan, ÖĞRETMEN ADAYLARI KAÇ BAYRAM DAHA BEKLEYECEK! Talip Geylan, ÖĞRETMEN ADAYLARI KAÇ BAYRAM DAHA BEKLEYECEK!

Tam Zamanlı Kreş Desteği Sağlanmalıdır!

Ekonomik bağımsızlıkları olmayan kadınlar, ev içerisinde şiddete uğradıklarında şikayetçi olma ya da boşanma konusunda korku yaşamaktadır. Kadınların eve bağımlılıklarını azaltacak tam zamanlı kreş desteği sağlanmalı, ücretsiz kreş hizmeti kapasitesi arttırılmalı, kadın işsizliğinin son bulacağı politikalar hayata geçirilmelidir.

Evde Bakım Ücretleri Adil Değildir!

Engelli bireylerin sağlıklı konutlarda aileleriyle yaşamalarını sağlayacak politikalar geliştirilmelidir. Bir engelli birey adına yakınına ödenen 7.601.71 TL’lik evde bakım ücreti, özel bakım merkezlerine ödenen 35.362,24 TL seviyesine çıkarılmalıdır. Özel sektörü sübvanse eden politikalar son verilmeli, kamusal bakım hizmetleri yaygınlaşmalıdır. 19.03.2024

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES)

Çanakkale Şubesi

Editör: Haber Merkezi