Sağlık

Sosyal Medyanın Görünmeyen Bedeli: Ergenlerde Ruhsal Sorunlar, Kız Çocuklarında Derinleşen Kırılganlık

Raporda, kız çocuklarının ve LGBTİ+ gençlerin dijital ortamda çok daha fazla risk altında olduğu vurgulanıyor.

Abone Ol

Sosyal Medya Gençlerin Ruh Sağlığını Tehdit Ediyor: Kız Çocukları Daha Büyük Risk Altında

Fransa’da yapılan kapsamlı bir araştırma, sosyal medya kullanımının ergenlerde kaygı, depresyon ve intihar düşüncelerini artırdığını ortaya koydu. Özellikle kız çocukları ve LGBTİ+ gençler dijital platformlarda daha kırılgan hale geliyor.

Fransa Ulusal Gıda, Çevre ve Çalışma Sağlığı Güvenliği Ajansı (Anses) tarafından hazırlanan kapsamlı bir rapor, sosyal medyanın ergenlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine dair çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Beş yıl süren ve bini aşkın bilimsel çalışmaya dayanan rapora göre, sosyal medya platformları gençlerin duygusal kırılganlıklarını hedef alarak kaygı-depresyon bozukluklarını, özgüven sorunlarını ve intihar düşüncelerini derinleştiriyor.

Araştırmaya göre sosyal medya, özellikle 11–17 yaş arası ergenler için ciddi bir halk sağlığı sorununa dönüşmüş durumda. Raporda, kız çocuklarının ve LGBTİ+ gençlerin dijital ortamda çok daha fazla risk altında olduğu vurgulanıyor.

“Karanlık Tasarımlar” Gençleri Dijital Tuzaklara Çekiyor

Anses araştırmacıları Olivia Roth-Delgado ve Thomas Bayeux’nün aktardığına göre, sosyal medya platformlarının kullandığı ve “dark patterns” (karanlık tasarımlar) olarak adlandırılan yöntemler, gençlerin dikkatini mümkün olduğunca uzun süre platformda tutmayı amaçlıyor.

Beğeniler, bildirimler, sonsuz kaydırma (scroll), otomatik oynatılan videolar, filtreler ve algoritmalar; gençlerin duygusal tepkilerini tetikleyerek onları tekrar tekrar aynı içeriklere yönlendiriyor. Özellikle ruhsal olarak kırılgan olan ergenler için bu durum, olumsuz bir içerik döngüsüne dönüşebiliyor.

Araştırmaya göre bir genç yalnızca bir kez “kendine zarar verme” ya da “depresyon” gibi bir başlık arattığında, algoritmalar benzer içerikleri sürekli önüne getiriyor. Bu da gençleri psikolojik olarak daha da içe kapatan, karamsar bir spiral içine sürüklüyor.

Ergenlik Dönemi: Zaten Kırılgan Bir Süreç

Uzmanlara göre ergenlik, beynin henüz gelişimini tamamlamadığı, duyguların daha yoğun yaşandığı ve sosyal onaya duyarlılığın arttığı bir dönem. Bu süreçte gençler, akranlarının görüşlerine daha fazla önem veriyor ve risk alma davranışlarına daha açık hale geliyor.

Anses raporu, tam da bu nedenle sosyal medyanın “itici” ve “ödül odaklı” tasarımlarının ergenler üzerinde çok daha güçlü etkiler yarattığını ortaya koyuyor. Uzmanlar bu durumu “patlamaya hazır bir karışım” olarak tanımlıyor.

Kaygı, Depresyon, Zorbalık ve Madde Kullanımı

Raporda sosyal medya ile bağlantılı olarak öne çıkan riskler arasında şunlar yer alıyor:

  • Kaygı ve depresyon bozuklukları

  • İntihar düşünceleri ve kendine zarar verme

  • Siber zorbalık ve dışlanma

  • Özgüven kaybı ve beden algısı bozuklukları

  • Alkol, sigara, esrar ve diğer maddelere yönelim

Uzmanlar, sosyal medyanın bu sorunları tek başına yaratmadığını; ancak toplumda zaten var olan eşitsizlikleri, cinsiyet kalıplarını ve riskli davranışları büyütüp yaygınlaştırdığını vurguluyor.

Kız Çocukları ve LGBTİ+ Gençler Daha Fazla Hedefte

Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, kız çocuklarının sosyal medyanın olumsuz etkilerine erkeklerden daha açık olması. Rapora göre kızlar:

  • Daha fazla siber zorbalığa maruz kalıyor

  • Bedenleri ve görünüşleri üzerinden yargılanıyor

  • Yorumlar ve beğenilerden psikolojik olarak daha fazla etkileniyor

Benzer şekilde LGBTİ+ gençler de dijital ortamlarda daha fazla ayrımcılık, nefret söylemi ve zorbalıkla karşılaşıyor. Bu durum, ruh sağlığı sorunlarını derinleştiriyor.

Sorun Sadece Ekran Süresi Değil

Anses uzmanları, “günde kaç saat sosyal medya kullanıldığı” sorusunun tek başına yeterli olmadığını vurguluyor. Asıl önemli olanın:

  • Hangi içeriklerin tüketildiği

  • Kullanıcının aktif mi pasif mi olduğu

  • Paylaşım, yorum ve beğeniyle kurulan duygusal bağ

  • Gece saatlerinde kullanım ve uyku düzeni

olduğu belirtiliyor.

Özellikle gece yatmadan önce sosyal medya kullanımının, mavi ışık ve duygusal uyarılma nedeniyle uykuya dalmayı zorlaştırdığı, bunun da uzun vadede hem fiziksel hem ruhsal sağlığı olumsuz etkilediği ifade ediliyor.

Nedensellik Tartışması: Sebep mi, Sonuç mu?

Raporda sosyal medya ile ruh sağlığı sorunları arasında güçlü ilişkiler saptansa da, doğrudan “neden-sonuç” bağı kurmanın bilimsel olarak zor olduğu belirtiliyor. Çünkü süreç çoğu zaman çift yönlü işliyor.

Yani ruhsal olarak kırılgan olan gençler sosyal medyaya daha fazla yöneliyor; algoritmalar bu kırılganlığı fark edip daha yoğun ve duygusal içerikler sunuyor; bu da sorunları daha da derinleştiriyor.

Çözüm: Yasak Değil, Güvenli Dijital Alan

Anses, sosyal medyanın tamamen yasaklanmasını önermiyor. Bunun yerine:

  • 18 yaş altı için özel olarak tasarlanmış güvenli platformlar

  • Çocukları koruyacak algoritmik ve teknik önlemler

  • Avrupa Birliği Dijital Hizmetler Yasası’nın (DSA) etkin uygulanması

  • Gençlerin, ebeveynlerin ve öğretmenlerin sürece birlikte dahil edilmesi

gerektiğini vurguluyor.

Uzmanlara göre gençlerin sosyal medya deneyimlerini konuşabilecekleri, paylaşabilecekleri alanlar oluşturulması, kurallara uyumu da artırabilir.

Yeni Teknolojiler İçin Yeni Araştırmalar Gerekli

Raporda TikTok ve yapay zekâ sohbet botları gibi yeni dijital araçlara sınırlı yer verilmiş olsa da, Anses bu teknolojilerin de benzer riskler taşıdığını belirtiyor ve gelecekte bu alanda yeni araştırmalar yapılmasını öneriyor.

“Mesele sosyal medyayı yok etmek değil; gençlere zarar vermeyecek şekilde yeniden tasarlamak”

Anses uzmanları, sosyal medyanın ergenler için tamamen yasaklanması yerine, sağlıklı, güvenli ve denetlenebilir bir dijital kamusal alan oluşturulmasının acil bir ihtiyaç olduğunun altını çiziyor.

Türkiye’de Durum Ne? Dijital Yalnızlık, Sınav Baskısı ve Görünmez Ruhsal Kriz

Fransa’da yayımlanan Anses raporunda ortaya konan bulgular, Türkiye’deki gençlerin yaşadığı sorunlarla da güçlü biçimde örtüşüyor. Türkiye’de özellikle son yıllarda artan sınav baskısı, ekonomik güvencesizlik, gelecek kaygısı ve toplumsal kutuplaşma, ergenlerin ruh sağlığını daha kırılgan hale getirirken, sosyal medya bu kırılganlığın derinleştiği başlıca alanlardan biri haline geliyor.

Milli Eğitim Bakanlığı verileri ve psikiyatri derneklerinin saha gözlemlerine göre, Türkiye’de çocuk ve ergenlerde kaygı bozuklukları, depresyon belirtileri ve yalnızlık duygusu son yıllarda belirgin biçimde artış gösteriyor. Uzmanlar, özellikle pandemi sonrası dönemde gençlerin sosyal ilişkilerinin büyük ölçüde dijital ortama taşındığını ve bu durumun sosyal medyanın etkisini daha da güçlendirdiğini belirtiyor.

Siber Zorbalık ve Beden Algısı Sorunları Yaygınlaşıyor

Türkiye’de yapılan akademik çalışmalar ve rehberlik servislerinden gelen geri bildirimler, siber zorbalığın özellikle kız çocukları üzerinde ağır psikolojik sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. Fiziksel görünüm, kilo, giyim, paylaşılan fotoğraflar ve cinsiyet rolleri üzerinden yapılan yorumlar; gençlerde özgüven kaybına, içe kapanmaya ve kimi durumlarda kendine zarar verme davranışlarına yol açabiliyor.

Uzmanlar, sosyal medyada yaygınlaştırılan “ideal beden” algısının, özellikle ergenlik çağındaki kız çocuklarında yeme bozuklukları ve yoğun beden memnuniyetsizliği riskini artırdığına dikkat çekiyor. Bu durum, Anses raporunda vurgulanan “algoritmaların belirli içerikleri tekrar tekrar sunması” mekanizmasıyla doğrudan örtüşüyor.

LGBTİ+ Gençler Dijital Alanda Daha Savunmasız

Türkiye’de LGBTİ+ gençler için sosyal medya bir yandan görünürlük ve dayanışma alanı yaratırken, diğer yandan yoğun bir nefret söylemi, dışlama ve dijital şiddet alanına da dönüşebiliyor. Aile içinde ve okul ortamında kendini güvende hissetmeyen birçok genç, sosyal medyada maruz kaldığı zorbalık nedeniyle daha derin bir yalnızlık duygusuna sürükleniyor.

Hak savunucuları, özellikle bu gruptaki gençlerin ruh sağlığı desteklerine erişiminin sınırlı olmasının, sosyal medya kaynaklı travmaları daha da ağırlaştırdığına işaret ediyor.

Gece Kullanımı, Uyku Sorunları ve Akademik Baskı

Türkiye’de sınav odaklı eğitim sistemi nedeniyle gençler gün içinde yoğun bir performans baskısı altında kalırken, sosyal medya çoğu zaman “kaçış alanı” olarak kullanılıyor. Ancak uzmanlar, özellikle gece geç saatlere kadar süren sosyal medya kullanımının, uyku bozukluklarını artırdığını ve bunun da akademik başarının yanı sıra ruhsal dengeyi olumsuz etkilediğini belirtiyor.

Uyku yoksunluğu, kaygı ve depresyon belirtilerini derinleştirirken; sosyal medyada karşılaşılan olumsuz içerikler bu döngüyü daha da pekiştiriyor.

Uzmanlar Uyarıyor: Yasak Değil, Koruyucu Politikalar Şart

Türkiye’de çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında çalışan uzmanlar, sosyal medyanın tamamen yasaklanmasının gerçekçi olmadığı konusunda hemfikir. Bunun yerine:

  • Çocukları koruyacak dijital düzenlemelerin hayata geçirilmesi

  • Okullarda dijital okuryazarlık ve ruh sağlığı temelli programların güçlendirilmesi

  • Ailelerin, gençlerin dijital dünyasıyla daha açık ve yargılamayan bir ilişki kurması

  • Sosyal medya platformlarının çocuklara yönelik içeriklerden hukuki ve etik sorumluluk taşıması

gerektiği vurgulanıyor.

Anses raporunun ortaya koyduğu tablo, Türkiye’de de sosyal medyanın yalnızca bireysel bir tercih değil, kamusal bir sağlık meselesi olarak ele alınması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.