Kanser gibi karmaşık hastalıklar için “mucize hap” arayışı sık sık gündeme geliyor. Son yıllarda aspirin kullanımının özellikle kolon kanserini önleyebileceği iddiaları yaygınlaşsa da, bilimsel çalışmalar bu ilişkinin oldukça sınırlı olduğunu ve bazı durumlarda ciddi yan etkilere yol açabileceğini ortaya koyuyor.

Aspirin kanseri önleyebilir mi?

Günümüzde birçok insan sağlığın bir takviye veya hapla korunabileceğine inanıyor. Sayısız web sitesi ve sosyal medya platformu, belirli hastalıkların basit ve doğal yöntemlerle önlenebileceğini hatta tedavi edilebileceğini iddia ediyor. Ancak biyoloji çok daha karmaşık bir yapıya sahiptir ve her hastalık için tek bir bileşik ya da tek bir çözüm bulunmaz. Aynı şekilde tüm hastalıkların bir hap ya da takviye ile önlenmesi de mümkün değildir.

“Mucize” iddialarının hedefinde kanser

Kanser, ya da daha doğrusu farklı kanser türleri, bu tür “mucize” iddialarının en sık hedeflerinden biridir. Geçmişte nadiren konuşulan bir hastalık olarak görülen kanser, bugün daha sık teşhis edilen ve bazı durumlarda kronik bir hastalık gibi yönetilebilen bir sağlık sorunu haline gelmiştir.

Bilimsel ilerlemeler kanser tedavisinde önemli adımlar atmıştır. Kemoterapi yöntemleri geliştirilmiş; hormonal tedaviler, antikor temelli yaklaşımlar, aşılar ve bağışıklık hücrelerinin modifiye edilmesine dayanan immünoterapiler gibi yeni tedavi seçenekleri ortaya çıkmıştır. Buna rağmen, bilimsel kanıta dayanmayan bazı alternatif yaklaşımlar da klinik denemelerden geçmemiş olmalarına rağmen başarı iddiasında bulunmaya devam etmektedir.

Kanser riskini artıran faktörler

Bilimsel araştırmalar, bazı yaşam tarzı faktörlerinin belirli kanser türlerinin görülme riskini artırdığını göstermektedir. Hareketsiz yaşam tarzı, sigara kullanımı, alkol tüketimi, bazı beslenme alışkanlıkları ve kirli çevresel koşullara maruz kalmak bunlar arasında sayılabilir. Bu risk faktörlerinden kaçınmak kansere yakalanma olasılığını azaltabilir, ancak tamamen ortadan kaldırmaz.

Bunun dışında bazı kanser türleri bireyin kontrolü dışındaki nedenlere bağlı olarak gelişebilir. Örneğin bazı virüsler (Epstein–Barr, herpes virüsleri, HIV veya HPV gibi) genomlarını hücrelere yerleştirerek kanser gelişimini tetikleyebilir. Ayrıca kalıtsal gen mutasyonları da risk oluşturabilir. Meme, rahim ve yumurtalık kanseri ile ilişkili BRCA1 gen mutasyonu ya da kolorektal, endometriyum ve mide kanseriyle ilişkilendirilen Lynch sendromu bu genetik yatkınlık örnekleri arasındadır.

Aspirin ile kanser arasında bir bağlantı var mı?

Son yıllarda özellikle kolon kanserini önlemek için aspirin kullanımı sıkça gündeme gelmektedir ve bazı bilimsel görünümlü internet siteleri bu yaklaşımı desteklemektedir. Buna karşın kırmızı et ve işlenmiş gıdaların tüketiminin azaltılması gibi kanıtlarla desteklenen önleyici uygulamalar çoğu zaman ikinci planda kalmaktadır.

Aspirin ya da kimyasal adıyla asetilsalisilik asit, ateş düşürücü ve ağrı kesici olarak kullanılan bir ilaçtır. 1897 yılında bir ilaç şirketinin laboratuvarlarında saf ve kararlı formda sentezlenmiştir. Bu ilacın kökeni ise çok daha eskiye, söğüt kabuğunun ağrı kesici etkisinin Mısır tıbbında yaklaşık iki bin yıl önce fark edilmesine dayanır.

Aspirinin etki mekanizması belirli enzimleri, özellikle siklooksijenaz-1 (COX-1) ve siklooksijenaz-2 (COX-2) enzimlerini inhibe ederek prostaglandin üretimini azaltmaktır. Bu doğal bileşikler bağışıklık sistemi hücrelerini ve trombositleri aktive ederek ateş, iltihap ve ağrıya yol açar. Aspirin bu enzimleri baskılayarak söz konusu belirtileri azaltır.

Bu mekanizma kanseri nasıl etkiler?

50 Yaştan Sonra Kolon Kanseri Riski Artıyor: Belirti Beklemek En Büyük Hata
50 Yaştan Sonra Kolon Kanseri Riski Artıyor: Belirti Beklemek En Büyük Hata
İçeriği Görüntüle

Bu biyolojik mekanizma göz önüne alındığında, düşük veya orta doz aspirinin uzun süreli kullanımının kanser gelişimi üzerinde nasıl belirgin bir koruyucu etki yaratabileceğini açıklamak zordur. Teorik olarak iltihaplanmayı azaltmanın bazı kanser türlerinde sınırlı bir olumlu etkisi olabilir, ancak bu etki tüm kanserler için geçerli değildir.

Araştırmalar ne gösteriyor?

Bazı araştırmalar aspirinin kanser riskini azaltma konusunda sınırlı etkileri olabileceğini öne sürse de geniş hasta grupları üzerinde yapılan çalışmalar bu etkinin varsa bile oldukça düşük olduğunu göstermektedir.

Klinik çalışmaların toplu analizine dayanan en güncel sistematik incelemeler, aspirin kullanımı ile kanserin önlenmesi arasında güçlü ve tutarlı bir ilişki bulunmadığını ortaya koymaktadır.

Üstelik aspirinin uzun süreli kullanımı bazı riskler de taşır. Özellikle ileri yaşlarda bağırsak ve beyin kanaması riskini artırabilir veya bazı kanser türlerinin görülme olasılığını yükseltebilir.

“Sihirli hap” yok

Kanser gibi karmaşık hastalıklar için basit ilaç çözümlerine veya takviyelere güvenmek ciddi bir yanılgıdır. Hastalıkların biyolojisi ve ilaçların etki mekanizmaları dikkate alınmadan yapılan genellemeler yanlış sonuçlara yol açabilir.

Her ilacın, hatta birçok besin takviyesinin bile yan etkileri vardır. Bu nedenle herhangi bir ilacı düzenli olarak kullanmadan önce mutlaka bir sağlık uzmanına danışmak gerekir.

Yazar:
Guillermo López Lluch
Hücresel Biyoloji Profesörü – Metabolizma, yaşlanma ve bağışıklık sistemi üzerine araştırmacı
Universidad Pablo de Olavide, Endülüs Gelişim Biyolojisi Merkezi Araştırmacısı

Muhabir: Güven BOĞA