Bal; boğaz ağrısını yatıştırmaktan uykuya yardımcı olmaya, yaraların iyileşmesini desteklemekten diyabet ve kalp hastalığına ilişkin bazı risk faktörlerini azaltmaya kadar çeşitli sağlık yararları nedeniyle sıklıkla övülmektedir.
Balın asidik yapısı bakteri üremesini engelleyebilecek bir ortam oluşturabilir. Ayrıca yoğun ve yapışkan yapısı, adeta bataklık kumuna benzer şekilde, bakterilerin çoğalmasını zorlaştıran ozmotik basınç meydana getirir.
Balın içerdiği bazı bileşikler de iltihap önleyici ve antioksidan etkilere katkıda bulunur.
Peki, balın belirli sağlık sorunları ve yaralanmalar için faydalı olduğuna dair bu iddialar bilimsel olarak ne kadar doğrudur? Kanıtların ne söylediğine yakından bakalım.
Balın İçinde Neler Var?
Balın yaklaşık %20’si sudan oluşur. Geri kalan %80’lik kısmı ise vücut tarafından hızla sindirilen basit şekerlerden, yani monosakkaritlerden meydana gelir.
Başlıca şekerler fruktoz (%28–32) ve glikozdur (%26–31). Bunları daha düşük oranlarda sakaroz ve diğer şeker türleri izler.
Bu şekerler kan şekeri seviyelerini farklı derecelerde yükseltebilir. Glisemik indeks (GI), tüketilen bir gıdanın kan şekerini ne kadar hızlı yükselttiğini gösteren bir ölçüttür. Farklı Avustralya ballarında GI değerinin 35 (düşük) ile 72 (yüksek) arasında değiştiği görülmüştür. Ancak çoğu gıda etiketinde GI bilgisi bulunmamaktadır.
Bal ayrıca bitkilerden, arılardan ve böcek salgılarından gelen eser miktarda vitamin (A, B1, B2, B6 ve C), mineraller (potasyum, magnezyum, demir ve çinko), amino asitler ve enzimler de içerir.
Bu besin değerleri; arıların polen topladığı bitki türüne, balın hasat edildiği zamana ve ne kadar süre saklandığına bağlı olarak değişebilir.
Bal Yaraların İyileşmesine Yardımcı Olabilir mi?
2015 yılında yapılan bir Cochrane incelemesi, balın akut yanıklar, kesikler ve kronik yaraların tedavisindeki etkilerini değerlendirdi. Bu incelemede bal pansumanları, geleneksel pansumanlar ve diğer topikal tedavilerle karşılaştırıldı.
Araştırma sonuçları, bal pansumanlarının ikinci derece yanıkların iyileşmesini geleneksel pansumanlara göre ortalama 4–5 gün daha hızlı gerçekleştirdiğini gösteren yüksek kaliteli kanıtlar ortaya koydu. Ayrıca ameliyat sonrası enfekte olmuş yaraların bal uygulamasıyla daha hızlı iyileştiğine dair orta düzeyde kanıtlar da bulundu.
2020 yılında yapılan başka bir inceleme ise özellikle Manuka balı ve tıbbi amaçlı kullanılan balların, çoklu antibiyotik direncine sahip bakterilere karşı antimikrobiyal etkilerini değerlendirdi. Çalışma, farklı bal türlerinin birçok bakteri türüne karşı etkili olabileceğini ve antibiyotik direnci bulunan enfeksiyonlarda potansiyel bir tedavi seçeneği olarak değerlendirilebileceğini gösterdi.
Ancak uzmanlar, yaraların tedavisinde yalnızca sterilize edilmiş, kirleticilerden arındırılmış ve güvenlik standartlarına uygun tıbbi sınıf balın, doktor önerisiyle kullanılmasını tavsiye etmektedir.
Bal Uykuya Yardımcı Olabilir mi?
Balın uyku üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmalar oldukça sınırlıdır.
Bir çalışmada hastanede tedavi gören 68 yetişkinin uyku kalitesi karşılaştırıldı. Katılımcıların yarısına günde iki kez 150 ml süt ile 30 gram bal karışımı verildi. Diğer yarısına ise bu karışım verilmedi.
Bal ve süt tüketen katılımcılar üçüncü günden itibaren daha iyi uyuduklarını ifade etti. Ancak bu sonuçların taraflı olabileceği düşünülmektedir. Çünkü katılımcılar bal ve süt içtiklerinin farkındaydı ve bu içecek psikolojik olarak rahatlatıcı bir etki yaratmış olabilir.
Boğaz Ağrısı ve Öksürüğü Hafifletebilir mi?
Çocuklar üzerinde yapılan beş ayrı çalışmada bal içeren karışımlar, reçetesiz satılan öksürük ilaçları veya ilaçsız tedavilerle karşılaştırılmıştır.
Bu çalışmaların tamamı, bal tüketen çocukların daha iyi uyuduğunu ve öksürüklerinin daha hafif olduğunu göstermiştir.
Ancak bu sonuçların yorumlanmasında dikkatli olunmalıdır. Çünkü çalışmalarda kullanılan balın türü ve miktarı farklıdır ve balın hangi bileşenlerinin etkili olduğu net olarak belirlenmemiştir.
Bazı bal türlerinin kimyasal analizinde, mutluluk hissiyle ilişkilendirilen serotonin ve uyku ile biyolojik ritmi düzenleyen melatonin hormonunun izlerine rastlanmıştır. Bununla birlikte araştırmacılar, bu maddelerin balda bulunan miktarlarının insan davranışını etkilemekten çok arıların faaliyetleriyle ilişkili olabileceğini belirtmektedir.
Diyabet, Kalp Hastalığı ve Kanser Üzerindeki Etkileri
2023 yılında yayımlanan ve 48 klinik çalışmayı inceleyen bir araştırma, balın diyabetle ilişkili bazı risk faktörleri üzerinde olumlu etkiler gösterebileceğini ortaya koymuştur. Bu etkiler arasında glukoz toleransı ve yara iyileşmesi de yer almaktadır.
Ancak araştırmacılar, balın dozu ve türünün standart olmaması nedeniyle balın düzenli kullanılan ilaçların yerine geçemeyeceğini, yalnızca destekleyici bir gıda olarak değerlendirilebileceğini vurgulamaktadır.
Kalp hastalıkları açısından ise 2022 yılında yapılan bir analiz, balın kan yağları üzerindeki etkisini değerlendirmiştir. Bu çalışmada toplam kolesterol, trigliseritler, LDL (kötü kolesterol) ve HDL (iyi kolesterol) üzerinde belirgin bir etki saptanmamıştır.
Buna karşılık 2025 yılında yapılan bir meta-analiz, arı ürünlerinden biri olan propolisin trigliserit, LDL kolesterol, açlık kan şekeri, insülin düzeyi ve sistolik kan basıncında anlamlı düşüşler sağlayabildiğini göstermiştir. Ancak çoğu propolis takviyesi çalışmasının kısa süreli olması ve ürünlerin pahalı olması nedeniyle uzmanlar, bu tür takviyeler yerine sağlıklı ve dengeli beslenmeye yatırım yapılmasının daha yararlı olabileceğini belirtmektedir.
Kanser hastalarıyla ilgili 2023 tarihli bir araştırma ise balın kemoterapi veya radyoterapi sonrasında ağızda oluşan ülser ve iltihabı hafifletebildiğini ve bazı tedavi yan etkilerini azaltabildiğini ortaya koymuştur.
Zihin Üzerinde Etkisi Var mı?
Bazı bal türleri psikotropik yani zihin değiştirici etkilere sahip olabilir.
“Deli balı” olarak bilinen bal, Rhododendron türü bitkilerin nektarından elde edilir ve grayanotoksin adı verilen doğal toksinler içerir.
Bu maddeler mide bulantısı, baş dönmesi, düşük tansiyon, ciddi derecede yavaş kalp atışı (bradikardi), nörolojik komplikasyonlar ve hatta yaşamı tehdit eden kalp ritim bozukluklarına yol açabilir.
Avustralya’da bu balın ithalatı ve satışı yasaktır. Buna karşın Nepal ve Türkiye’de tarihsel olarak hem tıbbi hem de psikoaktif özellikleri nedeniyle kullanıldığı bilinmektedir.
Kimler Bal Tüketmemeli?
Ticari olarak satılan bal genellikle pastörize edilir. Ancak bu işlem Clostridium botulinum bakterisinin sporlarını tamamen yok etmez.
Bu nedenle bir yaşın altındaki bebeklerin bal tüketmesi tehlikeli olabilir. Ayrıca bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerin de bal tüketirken dikkatli olması önerilir.
Clare Collins
Laureate Professor in Nutrition and Dietetics, University of Newcastle




