İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Genel Sekreteri Dr. Çınla Nişli Kaya, son dönemde artış gösteren meningokok menenjiti vakalarına ve aşıya erişimde yaşanan ekonomik sorunlara dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Kaya, koruyucu sağlık hizmetlerinin bir hak olduğunu vurgulayarak, devletin bu alandaki sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini ifade etti.
Dr. Kaya, özellikle İngiltere’de artan meningokok menenjiti vakalarının Türkiye için de bir uyarı niteliği taşıdığını belirtti. “Menenjit sınır tanımaz. Bugün orada artıyorsa yarın burada da artabilir, sahada bunun işaretlerini görmeye başladık” diyen Kaya, hastalığın çok hızlı ilerlediğine dikkat çekti.
Meningokok menenjitinin beyin ve omuriliği saran zarların iltihabı olduğunu hatırlatan Kaya, “Saatler içinde ateş, kusma, bilinç değişikliği ve ense sertliği gelişebilir. Ciltte mor döküntü varsa tablo ağırlaşmış olabilir. Bu hastalıkta zaman kaybı, hayat kaybıdır” ifadelerini kullandı.
Hastalığın ölümcül sonuçlar doğurabileceğini belirten Kaya, hayatta kalan hastalarda ise kalıcı nörolojik hasar, işitme kaybı ve uzuv kayıpları görülebileceğini söyledi. Buna rağmen en güçlü korunma yönteminin aşı olduğunun altını çizdi.
Kaya, meningokok aşılarının birçok ülkede ulusal aşı takviminde yer aldığını ancak Türkiye’de henüz bu kapsamda olmadığını belirterek, ailelerin aşıya kendi imkanlarıyla ulaşmak zorunda kaldığını ifade etti. Bu durumun ciddi bir ekonomik yük oluşturduğunu dile getiren Kaya, “Bir çocuğun korunması bilimsel gereklilikle değil, ekonomik durumla belirleniyor. Bu kabul edilemez” dedi.
Aynı sorunun HPV aşısı için de geçerli olduğunu belirten Kaya, bu aşının başta rahim ağzı kanseri olmak üzere birçok kanseri önleyebildiğini hatırlattı. Ancak yıllardır gündemde olmasına rağmen geri ödeme kapsamına alınmadığını söyledi.
Aile hekimleri olarak sahada önlenebilir hastalıkların önlenemediğini gördüklerini ifade eden Kaya, bunun bir kader değil, tercih olduğunu vurguladı.
Kaya son olarak şu çağrıyı yaptı:
“Meningokok aşısı da, HPV aşısı da bir an önce ulusal aşı takvimine alınmalı ve devlet tarafından karşılanmalıdır. Bu bir sosyal devlet sorumluluğudur. Biz hekimler olarak hastalarımızı kaybettikten sonra değil, kaybetmeden önce konuşmak istiyoruz. Koruyucu hekimlik yapmak istiyoruz.”




